<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekmek&#38;Özgürlük</title>
	<atom:link href="http://ekmekveozgurluk.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ekmekveozgurluk.net</link>
	<description>Hayat Bizi Sosyalizme Çağırıyor!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Feb 2012 10:21:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>SGPH 2. Olağan Konferansını Gerçekleştirdi</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/sgph-2-olagan-konferansini-gerceklestirdi/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/sgph-2-olagan-konferansini-gerceklestirdi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 10:16:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1787</guid>
		<description><![CDATA[Sosyalist Gelecek Parti Hareketi (SGPH) 18-19 Şubat tarihlerinde İstanbul&#8217;da 2. olağan konferansını gerçekleştirdi.  Sosyalist Gelecek Parti Hareketi (SGPH) 2. Konferansı Sonuç Bildirgesi İstanbul &#8211; 19 Şubat 2012 AKP iktidarının sermaye egemenliğini İslami söylemle bezeyerek bir tek parti diktatörlüğü altında pekiştirmeye yöneldiği koşullarda toplanan SGPH 2. Konferansı, işçi hareketini ve solu üçüncü bir kutup etrafında toplamayı başlıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyalist Gelecek Parti Hareketi (SGPH) 18-19 Şubat tarihlerinde İstanbul&#8217;da 2. olağan konferansını gerçekleştirdi. <span id="more-1787"></span></h3>
<h3><strong><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/SGPH2.KONFRS.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1791" title="SGPH2.KONFRS" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/SGPH2.KONFRS-300x176.jpg" alt="" width="300" height="176" /></a><span style="text-decoration: underline;">Sosyalist Gelecek Parti Hareketi (SGPH) </span></strong><span style="text-decoration: underline;"><strong>2. Konferansı Sonuç Bildirgesi</strong></span></h3>
<h3><span style="text-decoration: underline;">İstanbul &#8211; 19 Şubat 2012</span></h3>
<h3>AKP iktidarının sermaye egemenliğini İslami söylemle bezeyerek bir tek parti diktatörlüğü altında pekiştirmeye yöneldiği koşullarda toplanan SGPH 2. Konferansı, <strong>işçi hareketini ve solu üçüncü bir kutup etrafında toplamayı başlıca görevi olarak görmeye devam ediyor.</strong></h3>
<h3>SGPH, KCK tutuklamalarını, askeri yok etme operasyonlarını, sivil halka yönelik Roboski katliamı türünden imha harekâtlarını savaş suçlarının ve insanlığa karşı işlenen suçların faillerinin ortaya çıkartılması talebiyle, Kürt halkının varlık ve haklarına karşı girişilmiş bir savaş dayatması olarak lanetliyor. Kürt Özgürlük hareketinin barış ve çözüm eksenli politikaları kazanmak üzere giriştiği çabalarla tam bir dayanışma içinde olduğunu ilan ediyor.</h3>
<h3>SGPH Ankara’nın, ABD’nin dümen suyunda, Suriye’deki Müslüman Kardeşler ayaklanmasının yanında Baas rejimini devirme çabalarına katılmasına, bunun yol açtığı bütün savaş ve çatışma ihtimalleriyle birlikte karşı çıkıyor. Suriye halklarının özgürlüğü Libya’da acı sonuçları görüldüğü gibi emperyalistler tarafından silahlandırılan gerici siyasetlerin desteklenmesinden de Baas iktidarının sürdürülmesine payanda olmaktan da geçmiyor. SGPH verili koşullar altında, Suriye halkları açısından en tercihe şayan yolun Baas rejiminin iktidarı barışçı bir biçimde devredebileceği bir geçiş sürecine razı olması, dış müdahaleye karşı duran toplumsal ve politik güçlerin sürece dâhil olarak Suriye’nin yeniden kuruluşunun yolunun açılması olduğu görüşünü savunuyor.</h3>
<h3>SGPH, devrimci enternasyonalizm temelinde Arap devrimci sürecini ve Yunanistan halkının AB sermayesine karşı yürüttüğü devrimci mücadeleyi destekliyor ve selamlıyor.</h3>
<h3>SGPH, konferans kararlarını arkasına alarak,devrim ve sosyalizm davasında bir adım öne çıkarak, AKP iktidarının bir “Türkiye baharı” korkusuyla işçi direnişlerine, sosyalist parti ve hareketlere, sendikalara, kadın hareketlerine,  köylü direnişlerine, öğrencilerin etkinlik ve protestolarına yönelik saldırılarına karşı bütün bu güçlerle açık ve dolaysız dayanışma ve mücadele ortaklığı içinde olduğunu ilan ediyor. SGPH cezaevlerindeki devrimci tutsaklar serbest bırakılıncaya kadar onlarla dayanışma içinde olacağını duyuruyor.</h3>
<h3><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/391847_259486907434082_224973144218792_726931_661965097_n.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1794" title="391847_259486907434082_224973144218792_726931_661965097_n" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/391847_259486907434082_224973144218792_726931_661965097_n-293x300.jpg" alt="" width="293" height="300" /></a>SGPH, AKP’nin sermayenin rejim krizine yanıt olarak vücut bulmaya başlayan otoriter tek parti rejiminin inşasının önemli aşamalarını geride bırakmış olmakla birlikte bir tek parti rejiminin sahip olması beklenen değerler ve normlar ortaklığını rejimin bütün düzeylerinde ve kurumlarında henüz tesis edemediğini ve rejim krizinin sürdüğünü saptıyor. Güçlerin yeni dizilişi,  artık AKP’nin göreli üstünlüğü altında yönetilmekte olan rejim krizi sürecinde “işçi hareketini ve solu üçüncü bir kutup etrafında toplama” görevinin,  “mızrağın sivri ucu”nun AKP iktidarına yöneltilerek gerçekleştirilmesini zorunlu kılıyor.</h3>
<h3>SGPH, “işçi hareketini, Kürt özgürlük hareketini, çeşitli bileşenleriyle kadın kurtuluş hareketini, LGBT (Lezbiyen,Gey, Biseksüel,Trans) bireyleri, devletin din işlerinden elini çekmesini talep eden ve özgürlükçü bir laikliği savunan inanç sahiplerini, bu hatta yerleşmeye başlayan Alevi hareketini, sermaye tahakkümüne karşı doğayı, emekçilerin var oluş ve yaşam koşullarını savunan ekolojik akımları, tarımın yıkımının uyardığı emekçi köylü dinamiklerini, sermayenin mekânsal stratejilerine karşı direnen kentsel muhalefetleri, baskı altındaki azınlıkları, insan hakları savunucularını, engellileri ve engelli hakları mücadelesi yürütenleri, anti-faşist ve anti-militarist güçler”i mücadele ortaklığında bir araya getirmeyi hedefleyen Halkların Demokratik Kongresi’ni (HDK) üçüncü kutup doğrultusunda atılmış en önemli adım olarak görüyor ve başlıca faaliyet zeminlerinden biri olarak benimsiyor.</h3>
<h3>SGPH, Sosyalist Yeniden Kuruluş doğrultusunda süre giden müzakere ve çabaları kısa sürede sonuçlandırarak ve bir takvime bağlayarak çoğulcu, kitlesel, devrimci ve enternasyonalist bir sınıf partisinin kuruluşu evresine sıçrama konusunda kararlılığını yineliyor.</h3>
<h3>SGPH, karşısına koyduğu bu görevlere denk düşen bir yapısal düzenleme için derlenmenin her günkü görevi olduğunu kayıt altına alıyor.</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/sgph-2-olagan-konferansini-gerceklestirdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bu Harçlarla Okunmaz, Zamlar Geri Çekilsin!&#8221;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bu-harclarla-okunmaz-zamlar-geri-cekilsin/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bu-harclarla-okunmaz-zamlar-geri-cekilsin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 09:09:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1784</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk üniversitesi öğrencileri kredi başına ders ücretine karşı ve alınan paraların geri ödenmesi için eylem yaptı. Eylemin ardından yapılan görüşmede rektör öğrencilere ders ücreti uygulamasının kaldırılacağını ve alınan paraların bir hafta içinde ödeneceğini söyledi. Eylem öncesinde sivil polisler, ögb ve rektör yardımcıları öğrencileri okuldan atma, soruşturma ile tehdit etti. Üniversite içindeki gökkuşağında 100 kişinin katıldığı eylemde sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Selçuk üniversitesi öğrencileri kredi başına ders ücretine karşı ve alınan paraların geri ödenmesi için eylem yaptı. Eylemin ardından yapılan görüşmede rektör öğrencilere ders ücreti uygulamasının kaldırılacağını ve alınan paraların bir hafta içinde ödeneceğini söyledi.<span id="more-1784"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/selcuk.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1785" title="&lt;SAMSUNG DIGITAL CAMERA&gt;" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/selcuk-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Eylem öncesinde sivil polisler, ögb ve rektör yardımcıları öğrencileri okuldan atma, soruşturma ile tehdit etti.</p>
<p>Üniversite içindeki gökkuşağında 100 kişinin katıldığı eylemde sık sık ‘rektör duy bizi bu bir soygundur’, ‘eğitim haktır satılamaz’, ‘bu harçlarla okunmaz zamlar geri çekilsin’, ‘parasız eğitim istiyoruz’ sloganları atıldı.</p>
<p>Basın metnini okuyan Ceyda gizem naifoğlu, <em>&#8220;Bizler öğrenciler olarak en temel hakkımız olan parasız eğitim için mücadele ederken, karşımıza 6111 sayılı torba yasa ile zamlı harç sistemi çıkartıldı. Üniversitelerde en küçük idari işlemlerden dönemlik-yıllık harçlara ve çeşitli bahanelerle toplanan zorunlu bağışlara dek paralı eğitim uygulamalarının önü açıldı.</em> <em>Eğitim gittikçe paralı hale getirilerek, öğrencilerin eğitim hakkı ‘cebindeki para’nın miktarı</em><br />
<em>ile ölçülür oldu. 6111 sayılı torba yasayla birlikte üniversitelerin önüne hayati bir sorun</em> <em>olarak gizli harç zamları çıkarılmıştır. İkinci dönemle birlikte üniversitemiz 22.12.2011 tarihli</em> <em>toplantısında aldığı kararla 6111 sayılı kanunu göz önüne alarak kredi başına ek katkı payı</em> <em>ödeme sistemini devreye sokmuştur. Fakat 02.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 662 sayılı</em> <em>Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 60.maddesi ile uygulamanın 2014-2015 eğitim-</em><em>öğretim yılına ertelendiğini ve öğrencilerden alınan fazla ücretlerin iadesinin gerektiği</em> <em>açıklanıyor&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Naifoğlu ayrıca, ‘yeni harç sistemini kabul etmiyoruz, geri çekilmesini ve fazla alınan ücretlerin geri ödenerek öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz. Konunun hukuksal takipçisi olacağız ve bu gibi eylemlerle mücadelemize devam edeceğiz. Mücadelemizin kararlı takipçisi olacağız’ dedi.</p>
<p><strong>Rektör: Zamları Geri Alacağız</strong></p>
<p>Eylem sonrası yaklaşık 30 öğrenci bu taleplerini rektöre iletmek için konya merkezdeki rektörlüğe gitti. Öğrencilerin kendi aralarında temsilci olarak 4 kişi seçti ve rektörle  görüşüldü. Orada yapılan görüşmeler sonucu rektör kredi başına ders ücreti uygulamasını kaldıracağını ve 1 hafta içinde zamlı alınan harçların geri ödeneceğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bu-harclarla-okunmaz-zamlar-geri-cekilsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BDP/Blok Milletvekilleri 2 Günlük Açlık Grevi Başlattı</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bdpblok-milletvekilleri-2-gunluk-aclik-grevi-baslatti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bdpblok-milletvekilleri-2-gunluk-aclik-grevi-baslatti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 17:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1779</guid>
		<description><![CDATA[BDP/Blok Milletvekilleri yaşanan sürecin hükümete bir uyarı olduğunu belirterek tutuklu Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız&#8217;ın başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek olmak için BDP Genel Merkezi&#8217;nde 2 günlük açlık grevi başlattılar. BDP&#8217;nin tutuklu Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız&#8217;ın başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek olmak için BDP Genel Merkezi&#8217;nde 2 günlük açlık grevi başlatan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>BDP/Blok Milletvekilleri yaşanan sürecin hükümete bir uyarı olduğunu belirterek tutuklu Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız&#8217;ın başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek olmak için BDP Genel Merkezi&#8217;nde 2 günlük açlık grevi başlattılar.<span id="more-1779"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/462508_310967105618887_157700064278926_818350_1007459993_o.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1796" title="462508_310967105618887_157700064278926_818350_1007459993_o" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/462508_310967105618887_157700064278926_818350_1007459993_o-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>BDP&#8217;nin tutuklu Şırnak Milletvekilleri Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız&#8217;ın başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek olmak için BDP Genel Merkezi&#8217;nde 2 günlük açlık grevi başlatan Blok Milletvekilleri yaşanan sürecin hükümete bir uyarı olduğunu belirterek &#8220;Türkiye tehlikeli bahara yelken açıyor. Bizde zulüm karşısında kendi bedenlerimizi ortaya koyarak buna tepki gösteriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>BDP&#8217;li Selma Irmak ve Faysal Sarıylıdız&#8217;ın Kürt sorununda gelinen süreç, askeri ve siyasi operasyonlar ile PKK Lideri Abdullah Öcalan&#8217;ın üzerindeki tecridin derinleşmesini protesto için başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek için BDP ve Blok milletvekillerinin başlattığı 2 günlük açlık grevi devam ediyor.</p>
<p>DİHA’ya konuşan milletvekilleri açlık grevini &#8216;savaş ve tasfiye konseptini boşa çıkarmak için bunu yapıyoruz&#8217; dediler.</p>
<p>BDP Muş Milletvekili Demir Çelik: &#8220;AKP faşizminin Türkiye halklarına kazandırdığı zulüm, baskı ve şiddet olmuştur. AKP iktidarlaştıkça devletleşen yaklaşımı ile toplumu ipotek altına almaya çalışıyor. Toplumu teslim almaya çalışarak kendi iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Bu zihniyettir ki BDP ve Kürt kurumlarına yönelik siyasal operasyonlar başlattı. Bu operasyonlarda yeri geldiğinde belediye başkanları, yeri geldiğinde parti çalışanları, emekçiler ve gazetecilerden oluşan insanları tutukladı. 6 bine yakın insanımız bu operasyonlarla tutuklandı. Türkiye&#8217;de yaşananların Alman Nazizm dönemine eş değer süreçler gibi. Bu faşizm uygulaması ile Türkiye halkları karşı karşıyadır.</p>
<p>BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy: &#8220;Gelişen olaylar karşısında duyarsız kalmak mümkün değil. Her insan sürecin olumluya evirilmesi için çaba göstermeli. Bir taraftan askeri ve siyasi operasyonlar yapılıyor. Demokrasinin bütün yolları kapanmış insanlar bu yolu açmak için artık bedenlerinin ölüme yatırıyor. Buna rağmen hükümet teki duyarsızlık devam ediyor. Bu hükümete bir uyarıdır. Hükümetin bu süreci iyi kavraması gerekiyor. İnsanların yapacakları bir şey kalmazsa kendilerini ölüme yatırır. Hükümetin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yeniden diyalog ve müzakere çalışmalarını başlatması gerekiyor. Ama hükümet bunu ısrarla görmezden gelmek istiyor. Önümüz yazdır. Bu yaşanan süreç daha da derinleşebilir. Bu işin altında kimin kalacağı çok belli değil.’’</p>
<p>BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu: &#8220;Aslında bugün Türkiye&#8217;de bölge illerinde olağanüstü bir durum yaşanıyor. Seçilmişler cezaevlerinde tutuluyor. Tabi bu arkadaşlarımız en son çare olarak bedenlerini ölüme yatırıyorlar. Geçmişte de insanlar en son çare olarak bedenlerini ölüme yatırarak mücadele etmişlerdi. Bu grevimiz AKP&#8217;nin ikiyüzlü politikalarını deşifre ederek uyarmaktır. Eğer bu yöntemde onların vicdanında bir iz bırakmıyorsa. Artık bu onların maskesinin düşmesi demektir. Cemaat, AKP ve polis birleşerek Kürtler üzerinde bir sindirme politikası yürütüyorlar.</p>
<p>BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken: Türkiye&#8217;de topyekun bir tasfiye süreci yaşanıyor. Bu siyasi-askeri operasyonlar ve tecrit eli ile yürütülmeye çalışılıyor. Son olarak ta Roboski&#8217;de yaşadığımız gibi sivil halka yönelik bir katliam oldu. Tüm bu yaşananlar nedeni ile cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri başlatıldı. Bizde savaş ve tasfiye konseptini boşa çıkarmak ve cezaevindeki arkadaşlarımıza destek amacıyla bunu gerçekleştiriyoruz.&#8221;</p>
<p>BDP Hakkari Milletvekili Esat Canan: &#8220;Hatırlıyorum 1992 yılında da TBMM Genel Kurulu&#8217;nda bir açlık grevi gerçekleştirilmişti. 1992 bugün 2012 aradan bu kadar süre geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki bu askeri ve sivil operasyonlar devam ediyor. Bu nedenle biz bir kez daha böyle bir açlık grevini yaptık. Keşke Türkiye bu ortamı hak etmemiş olmasaydı. Son dönemde uygulanan bu zulüm karşısında kendi bedenlerimizi ortaya koyarak buna tepki gösteriyoruz.&#8221;</p>
<p>Hakkari Milletvekili Adil Kurt: &#8220;Kürtler geride bıraktığımız 30 yıl açısında çekmedikleri zulüm kalmadı. Ölümü, talanı, imhayı yaşadılar. Ancak içinde bulunduğumuz süreç bütün bu süreçlerin tamamından çok daha hassas ve kritik. Kanımda biz çok tehlikeli bir bahara yelken açıyoruz. Türkiye tehlikeli bir bahara yelken açıyor. Bu baharın demokrasi ve özgürlüklere vesile olmasını arzu ettiğimiz için bugün bu eylemin içindeyiz&#8221;</p>
<p>BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel: ‘’AKP hükümetinin uyguladığı savaş stratejisi süreci tıkadı. Kürt sorunun barışçıl çözümü ve Sayın Öcalan&#8217;ın bu sürece katılımı konusunda arkadaşların talepleri vardı. Bu bizim de talebimizdir. Türkiye&#8217;deki halklar eşit özgür yurttaşlık temelinde yeniden bir vurgu olmalıdır. AKP hükümetinin sık sık kullandığı kardeşlik vurgusu artık bunu karşılamıyor. AKP hükümeti de önceki hükümetler gibi imha ve asimilasyon politikasını devraldı. Eylemimiz aynı zamanda Türkiye kamuoyuna bir çağrıdır. Artık yaşanan bu sürecin nereye geleceğini görmelidirler. Buradan halkımıza da bir çağrı yapıyorum. Bu ülkede gerçek anlamda özgürlüğün inşası için duyarsız kalmamalarını istiyorum.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/bdpblok-milletvekilleri-2-gunluk-aclik-grevi-baslatti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemal Burkay, çakıltaşları ve arzu kuşu</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/kemal-burkay-cakiltaslari-ve-arzu-kusu/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/kemal-burkay-cakiltaslari-ve-arzu-kusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 09:07:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esasoglan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Temizyürek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1759</guid>
		<description><![CDATA[Benim Burkay’dan öğrenmek istediğim şu: Siz tam olarak şunu mu demek istiyorsunuz, “ölmeden önce göreyim ki gözlerimi rahat yumayım / Herkesin benden özür dileyip dostça gülümsediğini”? Bu soruyu sormamdaki güdü, aklıma birçok kuşkunun doluşmasından güç ve yüz buluyor. Mahmut Temizyürek Sanatla  doğrudan hiçbir içsel  ilgisi yoktur ama siyaset, “yönetme sanatıdır” denir. Hüner, yetenek anlamındaki “zanaat” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Benim Burkay’dan öğrenmek istediğim şu: Siz tam olarak şunu mu demek istiyorsunuz, “ölmeden önce göreyim ki gözlerimi rahat yumayım / Herkesin benden özür dileyip dostça gülümsediğini”? Bu soruyu sormamdaki güdü, aklıma birçok kuşkunun doluşmasından güç ve yüz buluyor.</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Mahmut Temizyürek<span id="more-1759"></span></strong></em></span></p>
<p>Sanatla  doğrudan hiçbir içsel  ilgisi yoktur ama siyaset, “yönetme sanatıdır” denir. Hüner, yetenek anlamındaki “zanaat” sözcüğünün “sanat”a dönüşmesi yüzünden böyle tanımlanır. Yönetmenin iktidara gelince yapılacak bir şey olduğunu sananlar vardır. Bunun karşısında yönetme eylemi ve düşüncesinin, iktidarın hedeflendiği gün başladığını düşünenler de az değildir. Lincoln bunlardandı, Lenin, Mustafa Kemal, Gandi, Mao, Ho Amca bunlardandı. Daha birçok burjuva ya da sosyalist siyaset adamı vardır ki, bunlardandır.</p>
<div id="attachment_1760" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/kemalburkay.jpg"><img class="size-medium wp-image-1760" title="kemalburkay" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/kemalburkay-300x138.jpg" alt="" width="300" height="138" /></a><p class="wp-caption-text">Egemen Bağış, Kemal Burkay’a, AKP&#39;nin açılım sürecindeki &quot;Milli Birlik ve Kardeşlik&quot; projesini anlatan kitapçık ile birlikte, Kültür Bakanlığınca hazırlanan Ahmed-i Hani’nin Mem u Zin eserinin Kürtçe olarak hazırlanan yayınını ve TRT 6 için hazırlanan Kürtçe bir Kur’anı Kerim verdi.</p></div>
<p>Hangi sınıftan olursa olsun bu önderlerin iktidara gelme yöntemleriyle iktidarda kalma tutumları arasında sıkı bir bağ vardır. “Her yol mubah” diyenlerin, niyet etseler de etmeseler de faşizme, diktatörlüğe varmamaları nerdeyse olanaksızdır. Yöntemi amacına uygun olanların ömrünün yetmeyip yolda kaldığı da olur. Tarihin bize gösterdiğini anladığımızdan çoğu zaman emin olamayız. Geçici başarıları mutlak sananlarla, başarısızlığını dışsal nedenlere ya da talihsizliğe bağlayanlar çoktur aramızda. Kararı tarihin vereceğini söyleyenlerin de tarih anlayışları birbirine uymaz. Oysa her birimiz yarın yazılacak tarihin şu ya da bu figürleri, tipleri, karakterleri, adamları, kadınlarıyız. Metni yazıcısına göre değişse de, herkesin şu ya da bu rolle katıldığı bir tarih sahnesinde yaşarız.  Shakespeare, “dünya bir tiyatro sahnesidir” deyince, birçok insan bu sözü parlak bir mecazdan ibaret sandı. Oysa o koca “pir”, “sahne = dünya” diyordu. Kim bu sahneden nasıl kaçabilir?</p>
<p>Sahnedeki oyunun temaları da karmakarışıktır. Bilgelikle cehalet, korkaklıkla yiğitlik, alçaklıkla onurluluk, hainlikle kahramanlık, tutarlılıkla kaypaklık, büyüklenme kompleksi ile Yunusvari dervişlik iç içe, dış dışa, diş dişe, üst üste, alt alta, yan yana, karşı karşıya, uzaktan yakına karmaşıp dururlar.</p>
<p>Basit bir La Palisse gerçeği sayılmak kadar vazgeçilmez sayılmayı da hak etmiş olan bu hakikatler arasında geçer hayatımız. İşin asıl belası ya da neşesi, oyunun düzenindedir. Seyirciler oyuncuya, oyuncular seyirciye dönüşür durmadan. Yaşamlar bu sahnede biçimlenir; duygular, düşünceler, karakterler birbirine bakarak bu sahnede anlam bulur.</p>
<p>Daha karmaşığı da var; bunu da eklersem okumaktan vazgeçenler çıkabilir. Ben yine de ekleyeyim: Herkes karşısındakinin hikâyesini yazayım derken elinde olmaksızın kendisininkini yazar. En azından kendisini de şu ya da bu oranda hikâyeye katar. İnsan için adlandırılabilen varlıklar vardır. Taş da bir varlıktır, aşk da. Taş elle tutulur, aşk ise kim bilir hangi rüzgârın getirip kalbinize yerleştirdiği soyut bir varlıktır. (Tanrı yokluğundan esirgesin!) Madam Bovary romanı bestseller olduğunda, kadıncağızın yalnızca bir roman kahramanı değil de gerçek bir kişi olduğu kanaati iyiden iyiye yerleşmişti okuyanlarda. Bunun üzerine medya, yazarını sıkıştırmış, kapısından ayrılmamıştı: “Madam’ın gerçek hayatta kim olduğunu söyle!” diye, zavallı yazarını sıkboğaz ettiler. Flaubert çareyi açıklamakta bulmuştu: “Madam Bovary benim!”</p>
<p>Son aylarda sahnede Kemal Burkay adlı bir karakterin hikâyesini izliyoruz. Uzun süre Türkiye sahnesinden uzak kalmış bir efsanevi kahramanın hikâyesini. Onun üzerinden izlediğimiz oyun bizde öyle bir kanaat yaratıyor ki, birbirimize sormadan edemiyoruz: “Acaba Kemal Burkay gerçekte kimdir?” <em>Adlandırılamayan varlık yoktur</em> ama ad koyma niyetleri farklıdır;  bizden midir, sizden midir, onlardan mı; inananlardan mıdır, kafirlerden mi? Uğurlu mu, uğursuz mu? Mehdi mi, Sahte mi? Deccal mi Melek mi? Dünkü mü, yeni biri mi? “İn cin” sözcüğü en eski toplumdan bu yana zamane sözcükleriyle değişir durur. İnce, kaba, kurnaz, diğerkâm, faydacı, fırsatçı, onurlu, onursuz, çareli, çaresiz, yaratıcı, yeteneksiz vb vb… Siyasal alandaysa zamanın değerlerine göre anlamlar alır: Devrimci, karşı devrimci, oportünist, kariyerist, makyavelist, faşist, komünist, ilerici, gerici, sosyal demokrat, liberal. Sorularımız niyetlerimize göre çeşitlenecektir; hatta o kadar çeşitlenir ki, “niyetlerimiz” diye bir şey kalmaz, sonunda sadece senin benim onun kişisel “niyetimiz” kalır.</p>
<p>Şimdi soracağım ve soramayacağım her soru benim öz be öz niyetimdir. Başka türlüsü olabilirmiş gibi biraz aptalca ama hiç olmazsa saflık da taşıyan bu niyetim ne olursa olsun, önce soramayacaklarımı biliyorum. Örneğin, “Kemal Burkay kimdir?” türünden bir soruyu asla soramam. Bilirim ki, o adıyla sanıyla bütünleşmiş bir siyasal kimliktir ve iki, o bir sanatsal kimliktir. Sanatsal kimliğine ilgi ve sevgi duyanlardanım. Yeri gelince görüşümü bildirmeye, şerhimi koymaya hevesli olduğum şair kimliğine bakışımdaki ölçüleri de ancak o zaman sunabilirim. Ama bilmekteyim ki, Burkay’ın siyasal kimliği ile şair kimliği birbirini destekler ve bütünler. Bu özelliğini görmemek bönlük olurdu ve zaten o her zaman kendisini biz seyircilere önemsetmeyi, şu ya da bu oranda bilebildi. Örneğin, 1965’den 12 Mart’a kadar Türkiye İşçi Partisi içindeki mücadelesi unutulamayacağı gibi <em>Prangalar</em> da unutulamaz. <em>Prangalar</em>, Ahmed Arif’ten sonra gelse de, onun gölgesinde kalsa da Kürt coğrafyasının acı ve umutlarını Türkçe şiire armağan eden öncü yapıtlardandır. Siyasal kimliğiyle sol tarihe ayrı bir sayfa açmış, ayrı bir başlık atmış, Kürt davasında söz hakkı kazanmış birincil öncülerdendir. Hem komünist hem Kürt hem de Kızılbaş (KKK) idi. DDKO, RIZGARİ, TEKOŞİN, KUK, PKK vb daha doğmamıştı bile. Bu demek, egemenin gözünde “lanetliler”in önde gidenlerindendi. Fanon’un deyimiyle söylersek “yeryüzünün lanetlileri” listesindendi. Ezilenlerin aziz saydığı, resmini duvara astığı kişilerden. O zamanlarda Kürt için “sorun” yoktu, “mesele” vardı. Şimdi sadece “sorun” var, kangrene dönüşmesi an meselesi olan yüz yıllık “sorun”.</p>
<p>Çözüm’se Arzu Kuşu’nun kanatları arasında. Gel gör, Arzu Kuşu yükseklerden uçuyor; dibinde onu ağzı yüreğinde gözleyen bizi görmeksizin tepemizde uğunup duruyor. O kuşa kavuşmak için aramızdaki en geçerli dua, her dilde farklı olsa da mealen şöyle bir şey oluyor ister istemez: “<em>Evvelinde  “Avcı” diye ünlediğimiz / sonra savaşçılığına hayran olup “Alp” dediğimiz/ ardından “Yiğit, Kahraman kişi” diye söylendiğimiz/ daha sonra “hem devrimci hem de Akil Adam” diye çağırdığımız ey sevgili Yoldaş / her kimin kılığındaysan ve geleceksen gel artık!”</em><br />
Duamızla çağırdığımız yoldaşın Başyoldaş, onun da tek ve biricik olduğuna ya da olacağına o kadar inandırılmışız ki, kişi Başyoldaş olarak karşımıza geldiğinde, öncelikli işi yoldaşlarını harcamak oldu, oluyor. Örnek: Stalin. Bu ve benzeri kişileri “koşullar” adlı tarih dersinde affedip unutmayı yeğleriz çok kez. Onun başbuğluğunu onaylamayan biri çıktığında onu yadırgarız. Örnekse, Subcomandante Marcos’un da bir Başyoldaş ya da Başkumandan değil, yardımcısı, hatta yardımcılarından biri, yeri geldiğinde sadece sözcüsü olduğuna bir türlü inanamadık. Gözümle görmezsem inanmam diyenler, gidip görenler oldu. Marcos, daha ilk manifestosunda şunu demişti (mealen ve mecazen tabii): Kumandan Halk’tır. En ideal kumandansa Örgütlü Halk’tır. Kendimizi kendimiz kılan şeyin bundan ibaret olduğuna inanırsak, halk da bize inanır. “Kumandan benim, onlar da benim öncülük edenlerim” der o zaman halk. Bu inanca varan halkındır artık zafer. Dahası zafere giden yolda alınan yaraları saracak tabip de halktır. Komünistsek, “devleti mum gibi eritip söndürecek” olan hayatı hayal edip gerçekleştirecek olanın “kolektif insan gücü” olduğunu bilmezden gelemeyiz.Manifesto’da vurgulandığı gibi. Yine Marx’ın ısrarla eleştirdiği “her ne pahasına olursa olsun iktidar” anlayışı bugün, “her ne pahasına olursa olsun barış” kavramıyla özdeşleşti. Bu tür bir iktidar ya da barış, Yardımcı-kumandan Marcoslara göre değildir. Barış, onurluysa barıştır; aksi diz çökmektir. Aradaki uzlaşmalar, ateşkesler, görüşmeler birer savaş taktiğidir. İşe yarar, yerinde ve zekice uygulanırsa. Genç Marcos yarın ölse bile bize bu dersi vermiştir; yarın bu rolüne aykırı davranmadıkça ya da yeni bir şey eklemedikçe tarih onu bu büyük rolüyle anacaktır. Eylemi yerel kalsa bile düşlemi şimdiden evrensel olan o Genç Marcos, artık kolay kolay ölmeyecektir. O hem bir ütopyadır ve hem de canlı bir gerçektir. O çünkü “önderlik ahlakı”nı taktığı benlik maskesinin içine değil de en dışına, en okunaklı yere yazan ve herkesin de görmesini sağlayan yeni devrimci kişiliktir o. Bu haliyle her hangi bir kişi de, Marcos benim diyebilir. Haklıdır da, inandırabilirse tabii. Dünyanın her yanında her an karşılaşabileceğimiz Marcoslar arasındaki farklar kılık kıyafet, üslup, eda, karizma gibi basit şeylerle belirir en fazla. Ve zaten herkesin gönül gözü bu ayrımlara süs diye bakar, asla ayrım diye değil.</p>
<p>Ölümsüz olmak için yola çıkıp da ölmeden ölenler vardır ki en müşkül kişiler de onlardır. Örnekse, “başaramadım, özür dilerim” diyenler… Özür dilesem özrümü kabul eder mi halk? Ölmemiş kişiyi gömmeye kim yanaşır? Ölülerse soru sormaz, yalnızca başa kakarlar; siz onları ne kadar rahmetle ansanız da böyle yaparlar. Zaten ölmüş olsam soru soramam; soruyorsam en azından yaşama şansım var demektir. Ölmeden ölmüş kişiler çoğu kez şu ruh halindedirler: “Benden sonrası tufan!”</p>
<p>Bu noktada Kemal Burkay, onlardan ayrılır. Çünkü Burkay, “umudunuzu yitirmeyin, ne özürü!” diye adeta bağırmaktadır yıllarca.  Yılan kişiyi azarlar bile. <em>“Yılma / Doğan günü bekle!”</em> Bu temada yazdığı direniş şiirleriyle tanıdığımız Burkay’a sorum, onun yenilmeye boyun eğmeyen bu cesareti gösterirken, takılıp kaldığı tutumundan kaynaklı:  “Herkes benden özür dilesin!” Ama neden? Daha yaşıyorsunuz, mezar başı konuşması mı bekliyorsunuz “herkes”ten?</p>
<p>Burkay iyi şair olduğu için Sofokles’i okumamış olması düşünülemez. O koca “pir”in hikmetli dizelerinden birini hatırlatma gereği duymaktayım: “Öyleyse, son günü görmeden /yaşamın sınırını acısız aşıp öteye geçmeden /hiçbir insana mutlu demeyelim.”<br />
Benim Burkay’dan öğrenmek istediğim şu: “Siz tam olarak şunu mu demek istiyorsunuz: “ölmeden önce göreyim ki gözlerimi rahat yumayım / Herkesin benden özür dileyip dostça gülümsediğini.”<br />
Bu soruyu sormamdaki güdü, aklıma birçok kuşkunun doluşmasından güç ve yüz buluyor.</p>
<p>Öyleyse sorunun muhatabına seslenerek konuşmak daha yerinde: “Her zaman haklı olsaydınız, şu anda Kürt, Türk ve tüm dünya solunda, büyük önderlerle kıyaslanacak bir yoldaş siyasetçi olmaz mıydınız?” Geldiğiniz yerdeyse “diplomat siyasetçi” diyor birileri size.<br />
Ama siz Kürt sorununu canları pahasına gündemde tutanlar ve biraz da Sezen Aksu olmasa az kalsın unutulacaktınız ne yazık ki. Ne mutlu size ki hatırlanıyorsunuz. Sorum şu: sizi hatırlayanlar ile sizi karşılayanlar aynı kişiler miydi? Yanıtı bilinen bu soruyu sormaya ne gerek var denebilir. Bazen “gerek” yerine “istek” öne çıkar ve sordurur insana. Bu isteğin arkasında, alkışçılarınızla yaşadığımız o ezeli husumet yatıyor, kuşkusuz. Kuşkulu gözlemimi söylersem, görebildiğim kadarıyla “sizi karşılayanlar” 1970’lerde öncülerinden olduğunuz Kürt Halkı değildi. Onların savaştıkları egemen cephenin temsilcileriydi. Sizi ilk öpenler Dersim’li, Diyarbakır’lı, Hakkari’li değildi. Sizi kucaklayıp ağırlayanlar, bakanlar, valiler ve birkaç da gönülden seveninizdi. Bu yeni sahnedeki siyaset yapış tarzınızla, iktidar anlayışınız özdeşse, sizi egemenlerin yanında, onların kurduğu oyunlar arasında görmek, yılların kahırlı emeğini gölgeledi benim gibilerin gönlünde.</p>
<p>Siz burada yokken, uzaktan kendine doğru her gülümseyerek geleni oğlu, kızı, kardeşi, annesi, babası sanan Türk ve Kürt halklarının sayısız bireyleri gibi ben de sizi karşılamaya gelecektim Sayın Burkay. Kan çölündeki her serabın içinden çıkıp boz atının terksinde sevdiğini getirecek Hızır ya da Düzgün Baba sanan ana babalar gibiyiz hepimiz. Her Serok’u Marcos sanan, tufanlardan arta kalmış çalıl taşlarıyız. Bu ülkede otuz yıldır hayat böyle yaşandı.</p>
<p>Sonunda sizi karşılamaktan vazgeçtim. Çünkü ne sözleriniz ne ses tonunuz ne edanız ne de gülümseyişiniz güven telkin ediyordu. Çöldeki serabın esintisi bile yoktu hallerinizde. Bu kanaatimi sınamak için yeniden dinleyip baktım kâğıttan, ekrandan size. Bir şiirinizde andığınız o “çakıl taşları” vardı ya hani, onlar birer taş imgesi olmaktan çıkıp canlı birer hakikat oldular artık bu ülkede. O Çakıl Taşları otuz yıl boyunca her gün üst üste öle kala birikip birbiriyle kaynaşmış yalçın kayalara dönüştüler. Meğer çakıl taşlarının kayalaşması, dünyanın gördüğü en sancılı büyüme yoluymuş. Ne yollar geçildi, ne gençler biçildi o yolda, ne zehirler içildi, ne zindanlar açıldı o gençlerin önlerine. Bunları anlayıp hissedeceğinizden eminim ama size yine de bir canlı tarih belgesi sunmak isterim. Belgenin adı, “Bildiğin Gibi Değil.” Rojin Canan Akın ve Funda Danışman adlı iki duyarlı arkadaşımızın hazırladığı bu kitap siz yokken yaşananların belli bir yüzünü hissettirebilir, bundan eminim. Yanlış anlamayın, uzaktakine sitem değil bu. Lenin, İsviçre’de gölde keyif çatarken öğrenmişti, ülkesinde bir devrim başladığını. Siz, İsveç’te her türlü medya olanağı, etrafınızda yüzlerce canlı tanık, cürüm, sanık varken bile ülkenizde bir devrim olduğunu göremediniz. Olan biteni şu lanet devletin Kürt halkı üzerinde yeni bir oyunu sandınız. Oysa bu bir devrimdi, sizin de emeğinizle hazırlanan bir devrim. Ne yazık ki kanlı bir devrim oldu, oluyor, olmaya da devam edeceğe benziyor. Kahredici şiddetin boyutunu savaşan cephelerden yalnızca bir taraf belirleyemez. Karşılıklıdır ve çoğu zaman maruz kalırsınız şiddet boyutlarına ortak olmaya. Ama bu kanlı sancıyı durdurmakla, hiç olmazsa en aza indirmekle sorumlu olan “tarihin ebeleri” vardır. Onlar neredeler? Hangi cepheden sancılı bedene nasıl müdahalede bulunuyorlar? Bitmeyen, bitmeyecek görünen tartışma konumuz da bu. Sizi devrimin ebesi sanan bizler için aklımıza takılan soruysa şu: Size yakıştırılıp yapıştırılan “diplomat siyasetçi” kimliğinizi nasıl karşıladınız, nasıl kabul ettiniz ve devrim ebeliği görevini egemenlerin bu kavramına nasıl indirgeyebildiniz?</p>
<p>Uzatmamalı; sonuçta, sizin TİP’deyken yoldaşlarınıza bile kabul ettiremediğiniz “Kürt Meselesi”,<br />
bunu aklına bile getirmeyecek olanların dilinde her gün yinelenen bir “Açık Sorun”na dönüştü. Demirel’den Özal’a, Çiller’den, Erbakan’a, Ecevit’ten Erdoğan’a. Sizin o Çakıl Taşları’nın gövdeleriyle başlattıkları “serhıldan” öyle kökleşti ki, Kürt halkı ve öncüleri arasında, artık en yakıcı kaygı gelip şu noktaya dayandı: “Fazla mı aşırıya gittik kendi aramızda, egemen ulus sorununa mı indirgedik bu evrensel devrimi?” “Kandan ne kadar uzak kalabildik, sancıyı azaltabilmek elimizdeydi de göremedik mi? Ne yapabilirdik ve şimdi ne yapmalı?”</p>
<p>Boşuna bir kaygı değil bu, gerçeklik değeri de var, her kaygı gibi, elbet ruh durumuna göre abartısı da var. Gerçeklik kısmı, TC iktidarlarının bu meseleyi bir “Türk- Kürt” çatışmasına dönüştürerek halkı halka kırdırma siyaseti planladığını düşünmek için görünen nedenlerin bolluğudur. İrlanda’da, Ruanda’da, Sudan’da, hemen her yerde olduğu gibi bölme ve yönetme politikası her koldan her gün yürütülüyor. Böyle olmasaydı göz göre göre timsah gözyaşı dökme törenlerine ne gerek vardı? Her tabut geldikçe kilitlenir miydi ekranlar canlı cenaze görüntüleriyle?</p>
<p>Siz de otuz yıl boyunca her yaşayana kan kusturan bu süreçte ülkeye geldiniz. Hoş geldiniz! Bize umut getireceğinizi düşünmemek olanaksızdı. Daha ülkeye doğru yola çıkma hazırlığındayken büyük bir hayal kırıklığı uyandırdınız. Siz, koşa koşa halkınızın yanına, Diyarbakır’a, Dersim’e değil, sizi ülkenizden gurbete sürenlerin yanına geldiniz. Hem de hemen, ayağınızın tozuyla. Korkulacak ne gördünüz kendi halkınızdan?</p>
<p>Son sorum şu:<br />
“Siz gerçekten Kürt meselesi öncülerinden bildiğimiz o devrimci Burkay mısınız, karakışta Akdeniz’i özleyen? Yoksa Sayın Burkay, tipide boranda bile kendini sahilde sanan ruhsal konformistlerden mi oldunuz İsveç’te?</p>
<p>Niye mi soruyorum bunu? Anlamak istiyorum gerçekten, emin olamıyorum hangisi olduğunuza.<br />
Başka sorularım var ama ne gerek; hepsi olsun bu kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/guncel/kemal-burkay-cakiltaslari-ve-arzu-kusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>16 İlde KCK Operasyonu: 143 gözaltı</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/dokuz-ilde-kck-operasyonu-100e-yakin-gozalti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/dokuz-ilde-kck-operasyonu-100e-yakin-gozalti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 08:36:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1750</guid>
		<description><![CDATA[AKP rejimi 16 kentte BDP ve muhalif sendikalara yönelik düzenlediği baskınlarda 140’ı aşkın kişiyi gözaltına aldı. Rejim polislerince gözaltına alınanların İstanbul’a götürüleceği öğrenildi. Şubat ayı başından bu yana gözaltı sayısı 358’e çıkarken, 1 Ocak’tan beri 44 günde rekor bir gözaltı sayısına ulaşıldı: 1245 Bu sabah erken saatlerinde, İstanbul başta olmak üzere, Ankara, Adana, Batman, Mardin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>AKP rejimi 16 kentte BDP ve muhalif sendikalara yönelik düzenlediği baskınlarda 140’ı aşkın kişiyi gözaltına aldı. Rejim polislerince gözaltına alınanların İstanbul’a götürüleceği öğrenildi. Şubat ayı başından bu yana gözaltı sayısı 358’e çıkarken, 1 Ocak’tan beri 44 günde rekor bir gözaltı sayısına ulaşıldı: 1245<span id="more-1750"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/kck.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1753" title="kck" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/kck-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a>Bu sabah erken saatlerinde, İstanbul başta olmak üzere, Ankara, Adana, Batman, Mardin, Van, Erzurum, Hakkari, Muş, Diyarbakır, Mersin, Şırnak, İzmir, Urfa, Antep ve Hatay&#8217;da yapılan operasyonlarda ANF hesaplarına göre 143 kişi gözaltına alındı. Yetkililer gözaltı sayısına ilişkin henüz bir açıklamada bulunmadı. Türk medyası, 30 ilde 109 gözaltı yaşandığını belirtiyor.</p>
<p>Gözaltındakiler soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın talimatı üzerine İstanbul&#8217;a gönderilmeye başlandı.</p>
<p><strong>İSTANBUL: 42 GÖZALTI</strong></p>
<p>İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı&#8217;nca &#8220;KCK&#8221; adı altında Ankara, İstanbul, İzmir, Van, Diyarbakır, Batman ve Muş&#8217;un da aralarında bulunduğu birçok ilde Kürt siyasetçileri, sendikalar ve gazetecilere yönelik başlatılan operasyonda birçok adrese baskınlar yapıldı. İstanbul&#8217;da Bakırköy, Güngören, Şirinevler, Esenler, Küçükçekmece, Esenyurt, Beyoğlu ilçelerinin yanı sıra Kocaeli&#8217;nin Çayırova Beldesi&#8217;nde birçok eve baskın düzenlendi.</p>
<p>Alınan bilgilere göre şu ana kadar İstanbul&#8217;da gözaltına alınanların isimleri şunlar: Cihan Can, DİHA eski çalışanı ve sinemacı Mizgin Müjde Arslan, Haşim Timurtaş, BDP yöneticisi Ezine Dal, BDP üyesi Esin Ceylan, BDP Bakırköy İlçe Eşbaşkanı Filiz Yılmaz Canpolat, BDP Bakırköy ilçe yöneticisi Sevgi Kılıç, BDP üyesi Murat Aktaşçı, BDP üyesi Mehmet Şerif Doğala, Derviş Arvas, BDP üyesi Tayfur Turgut.</p>
<p>Aynı operasyonda Özcan Soysal&#8217;ın Kocaeli Çayırova&#8217;da gözaltına alındığı bildirilirken, fotoğrafçı Mehmet Özer&#8217;in de Ankara&#8217;daki evinde gözaltına alındığı öğrenildi.</p>
<p>Yine Mimar olan Van Belediyesi meclis üyesi İdris Canbay&#8217;ın da İstanbul Feriköy&#8217;de misafirlikte bulunduğu eve düzenlenen baskın sonucu gözaltına alındığı bildirildi. Canbay&#8217;ın Van&#8217;da bulunan evinin ise sabah saatlerinde polisler tarafından basılarak, arama yapıldığı kaydedildi.</p>
<p>İstanbul&#8217;daki gözaltı sayısının 42 olduğu belirtiliyor.</p>
<p><strong>BATMAN: 24 GÖZALTI</strong></p>
<p>Batman Valiliği de KCK operasyonlarında kentte 24 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Açıklamada şöyle denildi: “PKK/KCK Terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde faaliyet göstererek kırsal alana eleman ve lojistik destek sağlayan, esnafa zorla kepenk kapattıran, ilimizde meydana gelen yasadışı olayları organize eden ayrıca güvenlik güçlerine resmi ve özel araçlara işyerlerine yönelik olarak taşlı, molotof kokteylli, havai fişekli ve parça tesirli bombalı saldırıda bulundukları tespit edilen şahıslara yönelik olarak 13.02.2012 günü başlatılan operasyon neticesi, il merkezli ve ilçelerde 24 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır.”</p>
<p><strong>ANKARA : 15 KADIN SENDİKACI GÖZALTINA ALINDI</strong></p>
<p>KESK, SES, Tüm Bel-Sen genel merkezlerine &#8220;KCK&#8221; operasyonları kapsamında yapılan baskın sonrası aramalar sona erdi. Aramalarda çok sayıda bilgisayar hardiski kopyalanırken, dokümanlara ve kitaplara da el konuldu. Aramalarda sırasında polisin odaları dağıtması üzerine yer yer sendikacılar ile polis arasında tartışmalar yaşandı. Öte yandan operasyonun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 yıl önce tutuklanan SES eski Ankara Şube Kadın Sekreteri Seher Tümer&#8217;in bilgisayarından çıkan veriler kapsamında 3 yıllık bir takibin sonrasında yapıldığı öğrenildi.</p>
<p>Operasyon kapsamında gözaltına alınanların isimleri ise şöyle: SES İşyeri Temsilcisi Özden Özmen, KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, KESK eski Kadın Sekreteri Songül Morsümbül, Eğitim Sen 1 Nolu Şube üyesi Hatice Beydilli, SES Ankara Şube Kadın Sekreteri Nurşat Yeşil, KESK eski yöneticisi Belkıs Yurtsever, Tüm Bel Sen Kadın Sekreteri Güler Elveren, SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun, Eğitim Sen 1 Nolu Şube Evrim Oğraş, SES Ankara Şube Yöneticisi Hülya Mendilligil, Eğitim Sen Ankara Şube üyesi Nezahat Aslan, Eğitim Sen Ankara Şube Üyesi Meral Hız, SES Ankara Şube Üyesi Nürşat Yeşil, Eğitim Sen 2 Nolu Şube Kadın Sekreteri Güldane Erdoğan, Eğitim Sen Ankara 2 Nolu Şube üyesi Leman Kiraz&#8221;</p>
<p><strong>HAKKARİ VE VAN: 11 GÖZALTI</strong></p>
<p>Van’da aralarında BDP’li Van Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Orhan’ın da bulunduğu en az 5 kişi, Hakkari’de ise ilk gelen bilgilere göre 6 kişi gözaltına alındı.</p>
<p><strong>İZMİR: 10 GÖZALTI</strong></p>
<p>İzmir’deki eş zamanlı baskınlarda en az 10 kişi, Van’da aralarında BDP’li Van Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Orhan’ın da bulunduğu en az 5 kişi, Hakkari’de ise ilk gelen bilgilere göre 6 kişi gözaltına alındı.</p>
<p><strong>ANTEP: 10 GÖZALTI</strong></p>
<p>Antep&#8217;te birçok adrese yapılan baskınlarda 10 kişi gözaltına alınırken, ev aramalarında bilgisayar hard disklerine de el konuldu.</p>
<p><strong>DİYARBAKIR: BİRİ GAZETECİ 9 GÖZALTI</strong></p>
<p>Diyarbakır&#8217;da bu sabah evlere yapılan baskınlarda aralarından Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri İsmet Mikailoğulları&#8217;nın da aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne götürülen 9 kişinin İstanbul&#8217;a götürülmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>VAN: 8 GÖZALTI</strong></p>
<p>Van ve Özalp&#8217;ta yapılan ev baskınlarda 8 kişi rejim polislerince gözaltına alındı. Gözaltına alınan Van Belediye Başkan Yardımcısı Gülbahar Orhan, Gürpınar Tarım İlçe Müdürü ve Van Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Necip Altunli, üniversite öğrencisi Heliz Alpaslan ile Orhan Sarıhan, Tayfur Tekçe, Sinan Aygün, Adnan Sarı, Engin Kaya, İl Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne götürüldü.</p>
<p><strong>ADANA: 8 GÖZALTI</strong></p>
<p>Adana&#8217;nın Seyhan İlçesi Küçükdikili, Gülbahçesi, Dağlıoğlu, Hürriyet mahallelerinde evlere düzenlenen ev baskınlarda, aralarında Hasan Kızılkaya, Herdem Batur, Mahsun Çapar ve soyadı öğrenilemeyen Kadri isimli bir kişinin bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların Adana Emniyet Müdürlüğü&#8217;ndeki işlemleri sürüyor.</p>
<p><strong>MERSİN: 6 GÖZALTI</strong></p>
<p>Mersin’de bugün KCK operasyonları kapsamında ilk bilgilere göre 6 kişi gözaltına alındı.</p>
<p><strong>ERZURUM: 3 GÖZALTI</strong></p>
<p>Erzurum’un Karayazı ilçesinde sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarının ardından gözaltına alınan Yunus Kamış&#8217;ın ardından, Yavuz Karabakan, Atilla Karabakan&#8217;da evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 3 kişinin, Karayazı Emniyet Müdürlüğü&#8217;nde tutulduğu bildirildi.</p>
<p><strong>URFA VE SURUÇ: 3 GÖZALTI</strong></p>
<p>Ufa ve Suruç&#8217;ta sabah saatlerinde 3 adrese baskın düzenlendi, 3 kişi gözaltına aldı.</p>
<p><strong>MARDİN: 2 GÖZALTI</strong></p>
<p>Mardin&#8217;in Derik İlçesi&#8217;nde sabah erken saatlerde düzenlenen baskınlarda İHD Derik Temsilcisi Abdurrahman Kızılay&#8217;ın Kale Mahallesi&#8217;ndeki evi arandı. Kızılay gözaltına alınarak İlçe Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne götürüldü. Düzenlenen baskında ayrıca Serdar Özcan adlı kişinin de gözaltına alındığı belirtildi.</p>
<p><strong>ŞIRNAK: 1 GÖZALTI</strong></p>
<p>Şırnak&#8217;ın Uludere İlçesi&#8217;ne bağlı Güneş Mahallesi&#8217;nde sabah saatlerinde bir eve yapılan operasyonda Hamit Altürk isimli bir kişi gözaltına alındı.</p>
<p><strong>MUŞ:1 GÖZALTI</strong></p>
<p>Muş&#8217;un Bulanık İlçesi&#8217;ne bağlı Erentepe (Liz) Belede Belediye Başkanı Mehmet Yaşık&#8217;ın evine sabah saatlerinde düzenlenen baskın son buldu. Asker ve polislerin evdeki araması üç saat sürdü. Aramadan sonra bilgisayar harddiski, CD ve telefona el konulurken, Belediye Başkanın kızı Dilek Yaşık gözaltına alındı. Aynı saatlerde Dilek Yaşık&#8217;ın Günbatmaz (Adgon) Köyü&#8217;nde öğretmenlik yapan arkadaşı Yasin Yılmaz&#8217;ın evine de baskın yapılarak ev arandı.</p>
<p><strong>HALFETİ: 10 GÖZALTI</strong></p>
<p>KCK operasyonlarının yanı sıra Öcalan’a yönelik 15 Şubat komplosunun yıldönümü dolayısıyla Urfa’nın Halfeti ilçesindeki protesto gösterisi ardından 10 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Urfa’nın Halfeti ilçesinde PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat komplosunu protesto eylemine AKP rejimi polisleri saldırıda bulundu, 10 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>KCK operasyonlarında gözaltına alınanlara Halfeti’de yaşanan gözaltılar eklendiğinden günün bilançosu 153’e çıkıyor.</p>
<p><strong>13 GÜNDE 358, 44 GÜNDE 1245 GÖZALTI</strong></p>
<p>12 Şubat günü Urfa’da 11, Ağrı’da 10, Adana’da bir DİHA muhabiri, Mersin’de 1 kişi, gözaltına alındı.</p>
<p>11 Şubat günü biri 10 yaşındaki çocuk olmak üzere 26 kişi gözaltına alındı : Manisa’da 10, Van’a bağlı Erciş ilçesi ve Çelebibağı Beldesi’nde 7, Şırnak’ın Cizre ilçesinde 4, Mersin’de 3 ve İstanbul’da 1 kişi.</p>
<p>Komşu Suriye dahil, dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye’de olduğu kadar siyasi gözaltılar yaşanmıyor. <strong>ANF ve DİHA</strong>’ya yansıyan haberlerden elde edilen bilançoya göre 1-13 Şubat tarihleri arasında siyasi gerekçelerle AKP rejiminin gözaltına aldığı kişilerin sayısı 358’e çıkarken, Ocak ayında gözaltına alınan 887 kişiyle birlikte bu sayı 1245’e yükseldi. Bu da her gün ortalama 28 kişinin gözaltına alındığını gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/dokuz-ilde-kck-operasyonu-100e-yakin-gozalti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Yeni dünya düzenine karşı yeni bir mücadele”</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/emek/yeni-dunya-duzenine-karsi-yeni-bir-mucadele/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/emek/yeni-dunya-duzenine-karsi-yeni-bir-mucadele/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 21:11:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1735</guid>
		<description><![CDATA[DİSK’in 14. Genel Kurulu’na katılan HDK Meclis Divanı Dönem Sözcüsü ve Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, genel kurula hitap ettiği konuşmasında, salonda bulunan katılımcıları Kürtçe selamladı. Bu sırada salondakiler ‘yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı attı. Kürkçü, genel kurula hitap ettiği konuşmasında, salonda bulunan katılımcıları Kürtçe selamladı. Bu sırada salondakiler ‘yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı attı. “Özgürlük, demokrasi, sosyal haklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>DİSK’in 14. Genel Kurulu’na katılan HDK Meclis Divanı Dönem Sözcüsü ve Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, genel kurula hitap ettiği konuşmasında, salonda bulunan katılımcıları Kürtçe selamladı. Bu sırada salondakiler ‘yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı attı.<span id="more-1735"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/ertugrul-kurkcu-disk-kongresi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1736" title="ertugrul-kurkcu-disk-kongresi" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/ertugrul-kurkcu-disk-kongresi-300x206.jpg" alt="" width="300" height="206" /></a>Kürkçü, genel kurula hitap ettiği konuşmasında, salonda bulunan katılımcıları Kürtçe selamladı. Bu sırada salondakiler ‘yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı attı.</p>
<p>“Özgürlük, demokrasi, sosyal haklar mücadesinde DİSK’in önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Kürkçü, “DİSK, Türkiyeli sosyalistlerin hayatında ayrılmaz bir parçaya sahip” dedi.</p>
<p>Bütün işçi sınıfının ve emekçilerin olduğu gibi DİSK’in de emperyalizm ve kapitalizmin tehdidi altında olduğunu kaydeden Kürkçü, “DİSK’in karşı karşıya kaldığı bu saldırılara karşı verdiği mücadelede yanındayız. Topyekun karşı karşıya olduğumuz saldırı esasen dünya kapitalizmi ve emperyalizmin yeni politikalarının bir parçası. Yeni bir dünya düzeni girişimi var. Biz de bunun tabiatına uygun karşılık vermeliyiz” dedi.</p>
<p>“Türkiye’de 10 milyon emekçiden ancak 1 milyonu örgütlü, diğer kalan ise örgütsüz durumda. Ayrıca yeni kapitalizmin her yeri işyeri haline getirdiğini belirterek örgütlenmenin önüne geçildiğini ifade etti. Sendikaların yeni örgütlenme biçimlerini hayata geçirmesi ve siyasi yapıların buna uyum sağlaması gerekir.” Diyerek sözlerine devam eden Kürkçü, işçi hareketinin derin ve ağır bir krizle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ardından delegelerin salonu terk etmeye başlamasını eleştiren Kürkçü, “CHP gitti salon boşaldı. Demek ki işçi hareketi kendi sorunlarını bir araya gelerek karşı koyma, aşağıdan gelen bir itkiye sahip değil. DİSK, işçileri bağımlı olmaktan kurtarmalıdır. Buradaki sorun budur” dedi. Kürkçü, işçilerin örgütsüzlüğüne dikkat çekerek, DİSK’in örgütsüz işçileri örgütlemek için çalışması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>‘Sosyalistler İşçi Sınıfına Öncülük Etmeli’</strong></p>
<p>Sosyalist hareket ve politik güçlerin işçi sınıfına öncülük etmesi gerektiğine vurgu yapan Kürkçü, “Politik faaliyet gösteren örgütler işçilere efendilik taslamaktan vazgeçmeli. Sınıfın yanında, önünde olmalı, onlara hizmetkar olmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘İşçiler, Halkların Kardeşliği Çerçevesinde Örgütlenmeli’</strong></p>
<p>Ertuğrul Kürkçü, Kürt sorunu kapsamında yaşanan çatışmaların işçi sınıfının birleşmesinin önündeki en büyük engel olduğunu da belirterek, şöyle konuştu: “Bu savaş, işçi sınıfını karşı karşıya getirmektedir. Sermaye, işçileri ulusal kimliklerinden dolayı ayrıştırmaya çalışıyor. Sendikal hareketin yapması gereken ulusal kökenleri farklı olan işçileri halkların kardeşliği çerçevesinde örgütlemek, birleştirmektir. Egemenlerin herkesi aynı kılmak, tekleştirmek için oluşturulmuş hakimiyetlerine karşı çıkmalı işçiler. İşçiler, yanı başında çalışan kardeşinin diline sahip çıkmalı. Türkiye işçi sınıfının tabanını en yoksul kesimlerini zorla köylerinden evlerinden göç ettirilen Kürtler oluşturuyor.”</p>
<p>İşçi mücadelesinin sadece ve sadece sendikalara bırakılmayacak kadar ciddi bir mücadele olduğunu altını çizen Kürkçü, bu konuda sosyalistlere önemli bir rol düştüğünü kaydetti.</p>
<p><strong>‘DİSK Bütün Kesimler İçin Mücadele Etmeli’</strong></p>
<p>Ertuğrul Kürkçü, “DİSK’e çok şey verdiğimiz için ondan çok şey istiyoruz” dedi, DİSK’in kadınlar, gençler, işçiler, köylüler kısacası toplumun bütün kesimlerinin sorunları için mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Kürkçü, “Enternasyonalin izinde yürüme kararlığı gösterdiği için DİSK her türlü desteğimizi hak ediyor” diyerek konuşmasını noktaladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/emek/yeni-dunya-duzenine-karsi-yeni-bir-mucadele/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİSK Genel Kurulu&#8217;nda İşçiler: Hani Taşeron Kölelikti?</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/emek/disk-genel-kurulunda-isciler-hani-taseron-kolelikti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/emek/disk-genel-kurulunda-isciler-hani-taseron-kolelikti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 10:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1729</guid>
		<description><![CDATA[DİSK Genel Kurulu&#8217;nda işten çıkarılan Maltepe Belediyesi taşeron işçileri, sendika ve genel kurulda kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu&#8217;na seslenerek &#8220;21. yüzyılda taşeron köleliktir&#8221; sözlerini hatırlattı; salonda arbede çıktı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu&#8217;nun (DİSK) 14. Genel Kurulu işten atıldıkları için direnişte olan ancak DİSK&#8217;in kendilerine destek vermediği Maltepe Belediyesi işçilerinin direnişiyle başladı. Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Maltepe Belediyesi&#8217;ne bağlı taşeron [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>DİSK Genel Kurulu&#8217;nda işten çıkarılan Maltepe Belediyesi taşeron işçileri, sendika ve genel kurulda kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu&#8217;na seslenerek &#8220;21. yüzyılda taşeron köleliktir&#8221; sözlerini hatırlattı; salonda arbede çıktı.<span id="more-1729"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/disk-genel-kurul-kbnet-foto.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1733" title="disk-genel-kurul-kbnet-foto" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/disk-genel-kurul-kbnet-foto-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu&#8217;nun (DİSK) 14. Genel Kurulu işten atıldıkları için direnişte olan ancak DİSK&#8217;in kendilerine destek vermediği Maltepe Belediyesi işçilerinin direnişiyle başladı.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partili <strong>(CHP)</strong> Maltepe Belediyesi&#8217;ne bağlı taşeron şirkette çalışan ve örgütlendikleri için işten çıkarılan işçiler bir buçuk aydır belediye binası önünde<span style="color: #000000;"> <span style="color: #000000;">direniyordu.</span></span></p>
<p>İşçiler, taşeron sisteminin getirdiği esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı örgütlenerek taleplerini Belediye&#8217;ye sunmuştu ancak Belediye buna karşılık işçileri işten çıkarmıştı.</p>
<h3>&#8220;Genel-İş&#8217;i teşhir ettik&#8221;</h3>
<p>İşçiler, direniş sürecinde DİSK Genel-İş&#8217;in de kendilerine destek olmadığını hatta &#8220;köstek&#8221; olduğunu söylüyordu.</p>
<p>İşçiler, bugün Genel Kurulu&#8217;a gelerek, direnişlerinde kendilerine destek olmayan DİSK&#8217;e bağlı Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No&#8217;lu Şube Başkanı aynı zamanda zamanda CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı olan <strong>Nevzat Karataş</strong>&#8216;a seslendi.</p>
<p>bianet&#8217;e konuşan direnişteki işçi <strong>Alper Ekinci</strong>, Karataş&#8217;ı, direnişlerinde kendilerine destek olmadığı için teşhir ettiklerini bunun üzerine de Karataş&#8217;ın kendilerine küfür ettiğini söyledi.</p>
<p>Bu sırada Karataş ile işçiler arasında arbede çıktı.</p>
<h3>Kılıçdaroğlu&#8217;nu da konuşturmadılar</h3>
<p>Daha sonra kürsüye çıkan CHP Genel Başkanı <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nu da uzun süre konuşturmadıklarını söyleyen Ekinci, salonda çok gergin bir ortam oluştuğunu ve iki kez arbede çıktığını belirtti.</p>
<p>&#8220;Kılıçdaroğlu&#8217;na &#8217;21. yüzyılda taşeron köleliktir&#8217; sözlerini hatırlattık. Ancak kendisi çok politik konuşarak bize bir yanıt vermedi. Sadece &#8216;Sıkıntısı olup bana gelen insanlar için elimden geleni yaparım&#8217; dedi.  Bir süre sonra da salondan ayrıldı.&#8221;</p>
<p>Ekinci, işçilerle birlikte hala Kurul&#8217;da olduklarını ve oradan ayrılmamaya niyetli olduklarını söyledi.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi Kılıçdaroğlu, Türk-İş 21. Olağan Genel Kurulu&#8217;nda işçilere şöyle seslenmişti:</p>
<p>&#8220;Taşeron 21. yüzyılın kölelik rejimidir, bunu asla unutmayın. Şimdi diyoruz ki, taşeron işçilere; &#8216;efendim haklarınıza sahip çıkın&#8217;. Buyurun bir taşeron işçi gitsin bir yerde, &#8216;ben sendikalı olayım&#8217; desin. Ertesi gün kapının önündedir. CHP iktidarında taşeron işçiliği tarihe gömeceğiz. Herkes sendikalı, herkes toplu sözleşmeli, herkes grev hakkına sahip olacak. &#8220;</p>
<h3>İşçilerin talepleri ne?</h3>
<p>* Belediyede aynı işi yapan kadrolu işçilerle eşit maaş verilsin.</p>
<p>* Tüm işçilerin alımına ve çıkarılmasına karar veren, üst işveren Maltepe Belediyesi&#8217;dir. Taşeron işçiler iş sözleşmesiyle çalıştırılsın, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi Maltepe Belediyesinin güvencesine alınsın.</p>
<p>* Aynı işi yapan kadrolu işçilere uygulandığı gibi çalışma saatleri 40&#8242;a indirilsin.</p>
<p>* Cumartesi günü çalışmasına son verilsin ya da bu çalışmalar 4857 Sayılı Kanun gereğince fazla mesai ücreti olarak ödensin.</p>
<p>* Kadrolu işçilerin almış oldukları ikramiye, aile, çocuk, yakacak ve giyim yardımı gibi sosyal yardımlar, taşeron işçilerine de verilsin.</p>
<p>* Tüm taşeron işçilere sendikal örgütlenme hakkı verilsin.</p>
<p>* Güvencesiz çalışmaya ve taşeron uygulamasına son verilmesi için Meclis&#8217;teki partiler önerge versin. (NV)</p>
<p><em><strong>Bianet</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/emek/disk-genel-kurulunda-isciler-hani-taseron-kolelikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kenan Kalyon: &#8220;Cemaat-Hükümet Birbirine Muhtaç&#8221;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/kenan-kalyon-cemaat-hukumet-birbirine-muhtac/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/kenan-kalyon-cemaat-hukumet-birbirine-muhtac/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Kalyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1719</guid>
		<description><![CDATA[Kenan Kalyon, MİT yetkililerinin ifadeye çağrılmasının hükümet-cemaat arasındaki çatışmayı gösterdiğini ama bu çatışmanın sadece iktidarın paylaşım mücadelesi olduğunu, AKP&#8217;yi sarsmayacağını söyledi. Kenan Kalyon, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticilerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılmasını, &#8220;Şimdiye kadar ittifak halinde mücadele yürütmüş güçler arasında çatışma&#8221; olarak yorumladı. &#8220;MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve eski Müsteşar Emre Taner&#8216;in şüpheli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Kenan Kalyon, MİT yetkililerinin ifadeye çağrılmasının hükümet-cemaat arasındaki çatışmayı gösterdiğini ama bu çatışmanın sadece iktidarın paylaşım mücadelesi olduğunu, AKP&#8217;yi sarsmayacağını söyledi.<span id="more-1719"></span></h3>
<p><strong><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/gulen-erdogan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1727" title="gulen - erdogan" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/gulen-erdogan-300x157.jpg" alt="" width="300" height="157" /></a>Kenan Kalyon</strong>, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticilerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılmasını, &#8220;Şimdiye kadar ittifak halinde mücadele yürütmüş güçler arasında çatışma&#8221; olarak yorumladı.</p>
<p>&#8220;MİT Müsteşarı <strong>Hakan Fidan</strong>, Müsteşar Yardımcısı <strong>Afet Güneş</strong> ve eski Müsteşar <strong>Emre Taner</strong>&#8216;in şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasının nedenini tam olarak bilmiyoruz.  Çağrılma nedeni Oslo görüşmeleri midir, yoksa MİT&#8217;in KCK ile ilişkileri ya da MİT kadrolarının görevlerini aşıp aşmadıkları mıdır, bilmiyoruz.&#8221;</p>
<p>Kalyon, somut iddiayı henüz bilmediğimizi ama her ne olursa olsun, konunun yeni olmadığını, Hakan Fidan ve MİT olayının bir süredir ısıtıldığını ifade ediyor ve ekliyor:</p>
<p>&#8220;Oslo görüşmelerinin kayıtlarının sızdırılması aslında bunun habercisiydi. Sonra Uludere katliamı dolayısıyla yeniden MİT&#8217;i sorumlu tutan açıklamalar yapıldı. Dolayısıyla bir kanadın bir tür Hakan Fidan&#8217;ı hedef tahtası haline getirdiği ya da MİT&#8217;te mevzi talep ettiğini söyleyebiliriz.&#8221;</p>
<h3><strong>&#8220;Görüşme siyaseti kriminalize ediliyor&#8221;</strong></h3>
<p>Günlük gazetelerde yer alan &#8220;Kürt sorununun çözümünde şiddet politikalarının terk edilmesi sorgulanıyor&#8221; yönünde iddiaları değerlendiren Kalyon, bu bakış açısının Kürt sorununda &#8220;güvenlikçi politika&#8221;ya dönüşte hükümeti tamamen aklamaya dönük bir söylem olduğu görüşünde.</p>
<p>Kalyon, MİT yöneticilerinin KCK operasyonu çerçevesinde ifadeye çağrıldığı yönündeki iddialarla ilgili olarak ise &#8220;Bu iddia doğruysa Kürt sorununun çözümü için kullanılan &#8216;görüşme siyaseti&#8217; kriminalize ediliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Devlet içinde güvenlikçi politikadan uzaklaşmak isteyenler varsa veya günün birinde böyle bir dönüş olacaksa, bu ön alıcı hamleyle bu tarz görüşmeler suç kapsamına alınmış olunuyor.</p>
<p>&#8220;Hatta daha ileri gidecek olursak, bu adım Başbakan Erdoğan&#8217;a da bir gözdağı olarak yorumlanabilir. Çünkü bütün bu görüşmeler onun siyasi sorumluluğu ve bilgisi dahilinde gerçekleşmişti.&#8221;</p>
<h3><strong>&#8220;Cemaat daha fazla güç istiyor&#8221;</strong></h3>
<p>Süreci, iktidar içi kavga yönünden Adalet ve Kalkınma Partisi&#8217;ne (AKP) gözdağı olarak da görebileceğimizi söyleyen Kalyon, cemaatin yeni bir iktidar dağılımı istediği görüşünde.</p>
<p>Kalyon, cemaatin sızmacı ve hiyerarşik bir yapı olduğuna vurgu yaparak, cemaatin devlet aygıtını ele geçirmeye çalıştığında da toptancı davrandığını söylüyor.</p>
<p>&#8220;Cemaat kimi kurumların özerkliğini istemez; emniyet, yargı ve sivil bürokrasi arasında tam bir şebeke tarzı kaynaşma ister. Çünkü kendi yapısı böyle.</p>
<p>&#8220;Bu kavga iktidarın bir odağının yapısından kaynaklanıyor. Bu yapı hep daha fazlasını talep eder ve total iktidar ister. Bu bir anlamda bumerang etkisi yaratmaya başladı; dönüp hükümeti vuruyor.&#8221;</p>
<p>Kalyon, &#8220;Başbakanın şahsında AKP&#8217;ye karşı bir hamle&#8221; olarak değerlendirdiği gelişmeler çerçevesinde cemaatin artık görece kendi kontrolü dışında kalan MİT gibi kurumlarda daha fazla kontrol istediği görüşünde.</p>
<h3><strong>Bir günde üç olay: MİT&#8217;çiler, Emniyet ve Baransu</strong></h3>
<p>Kalyon&#8217;a MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılmasıyla KCK operasyonlarını yürüten Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan&#8217;ın görevden alınmaları arasındaki bağlantıyı ve Taraf gazetesi yazarlarından Mehmet Baransu&#8217;nun kendisini takip ettiğini iddia ettiği iki MİT&#8217;çiyi yakalatmasının aynı güne denk gelmesinin tesadüf olup olmadığını soruyoruz.</p>
<p>Terörle Mücadele Şube Müdürü ve İstihbarat Şube Müdürü&#8217;nün görevden alınmasını, MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılmasına karşı hükümetin hamlesi olarak değerlendiren Kalyon, Baransu konusunda ise şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Baransu, Emniyet-MİT ilişkileri denkleminin içinde biri. Uludere katliamı sonrası MİT&#8217;le ilgili iddiaları ortaya atan kişiydi. Bu süreçte Başbakan Erdoğan&#8217;la yaşadığı tartışma kamuoyu önünde cereyan etti. Belli ki bu cephede çatışmanın kızıştığı ana denk gelen olaylar.&#8221;</p>
<h3><strong>&#8220;Cemaat-hükümet çatışması AKP&#8217;yi sarsmaz&#8221;</strong></h3>
<p>&#8220;Eğer eski ittifak şimdi kavgalı hale gelmeye başladıysa, bu hakimiyetlerinin bir hayli derinleştiğini gösterir; bundan emin olduklarını, diğer rakiplerini saf dışı ettiklerini gösterir&#8221; diyen Kalyon, bu çekişmenin böyle devam edeceği, zaman zaman barışacakları, zaman zaman çatışmanın kızışacağı görüşünde.</p>
<p>Kalyon, cemaat-hükümet çatışmasının AKP iktidarını sarsacağını düşünmüyor:</p>
<p>&#8220;Kavga da etseler bu iki güç birbirine muhtaç. Birini çekip alırsanız, diğeri de savrulur ve kurumlarını yitirirler. Bu, daha ziyade iki güç arası iktidarın yeniden paylaşımı kavgasıdır.&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;deki toplumsal muhalefetin kendi geleceğini bu çelişkiye bağlamaması, bu çelişkiye haddinden fazla anlam yüklememesi ve bu çelişki neticesinde cemaat-hükümet ittifakının çökeceği beklentisine kapılmaması gerektiğini söyleyen Kalyon, sürecin Erdoğan&#8217;a uzanmayacağı düşüncesinde. (EKN)</p>
<p><em><strong> Kaynak: Bianet</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/kenan-kalyon-cemaat-hukumet-birbirine-muhtac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;li Avcılar Belediyesi Cemevine Dozerle Saldırdı</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-avcilar-belediyesi-cemevine-dozerle-saldirdi/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-avcilar-belediyesi-cemevine-dozerle-saldirdi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 09:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1713</guid>
		<description><![CDATA[CHP&#8217;li Avcılar Belediyesi&#8217;nin Yeşilkent Cemevi&#8217;ne yönelik saldırısı, bugün sabaha karşı da devam etti. Yaklaşık 20 gün önce cemevinin kapısını kırıp içini talan eden belediye zabıta ekipleri, sabaha karşı 05:30 sularında kepçelerle gelerek, cemevinin duvarlarını yıktı. Cemevi binasına yapılan bu zabıta baskını ilk değil. 20 Ocak sabahı gece geç saatlerde binaya gelen zabıtalar, binanın kapısını kırıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CHP&#8217;li Avcılar Belediyesi&#8217;nin Yeşilkent Cemevi&#8217;ne yönelik saldırısı, bugün sabaha karşı da devam etti. Yaklaşık 20 gün önce cemevinin kapısını kırıp içini talan eden belediye zabıta ekipleri, sabaha karşı 05:30 sularında kepçelerle gelerek, cemevinin duvarlarını yıktı.<span id="more-1713"></span></strong></p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/YENIMAHALLE-CEMEVI-7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1714" title="YENIMAHALLE CEMEVI (7)" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/YENIMAHALLE-CEMEVI-7-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Cemevi binasına yapılan bu zabıta baskını ilk değil. 20 Ocak sabahı gece geç saatlerde binaya gelen zabıtalar, binanın kapısını kırıp içerideki masa, sandalye, halı, kilim, minder, soba ve Hz. Ali resimlerini toplayıp götürmüştü. Zabıtalar yaptıkları son baskınla binayı kullanılamaz hale getirdi.</p>
<p>Kısa süre önce bir TV&#8217;de katıldığı programda &#8216;Yıkmayız yaparız&#8217; diyen Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci daha önce zabıta ekiplerini yollayarak mühürlettiği cemevine bu kez dozerle saldırarak duvarlarını yıktırdı.</p>
<p>Yeşilkent Cemevi&#8217;nin 10 yıl önce temelini atan Avcılar Belediyesi, daha sonra bir çivi bile çakmadı. Ancak, halkın cemevini yeniden yapma girişimini boşa çıkarmak için daha önce cemevinin tabelasını söktürdü, kapıyı kırdırdı, Hz. Ali, Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaşi Veli&#8217;nin fotoğraflarını söktürdü. Ancak halk, cemevinde nöbet tutarak yıkımı engellemeye çalışmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-avcilar-belediyesi-cemevine-dozerle-saldirdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>500 Gün Tutukluluk Az Geldi&#8230;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/500-gun-tutukluluk-az-geldi/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/500-gun-tutukluluk-az-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 18:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1702</guid>
		<description><![CDATA[14&#8242;ü tutuklu 57 kişinin yargılandığı &#8216;Devrimci Karargah&#8217; adı altında açılan davanın 4. duruşmasına, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde devam edildi. İşkenceci Hanefi Avcı&#8217;nın önceki duruşmadaki talep üzerine ayrı yargılandığı davada tahliye yok&#8230; Hanefi Avcı ve ruhsatsız silah bulundurmaktan yargılanan eşi Şenay Avcı, devrimci tutuklulardan ayrı olarak hakim karşısına çıkarıldı. Hanefi Avcı&#8217;nın avukatı, müvekkilinin yazdığı kitaptan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>14&#8242;ü tutuklu 57 kişinin yargılandığı &#8216;Devrimci Karargah&#8217; adı altında açılan davanın 4. duruşmasına, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde devam edildi. İşkenceci Hanefi Avcı&#8217;nın önceki duruşmadaki talep üzerine ayrı yargılandığı davada tahliye yok&#8230;<span id="more-1702"></span></strong><br />
Hanefi Avcı ve ruhsatsız silah bulundurmaktan yargılanan eşi Şenay Avcı, <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/1321537095.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1703" title="1321537095" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/1321537095-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>devrimci tutuklulardan ayrı olarak hakim karşısına çıkarıldı. Hanefi Avcı&#8217;nın avukatı, müvekkilinin yazdığı kitaptan dolayı yargılandığını söyleyerek, davanın basın savcılığı tarafından soruşturulması gerektiğini iddia etti. Avcı da yaptığı savunmada, MİT ve emniyetten elde ettiği bazı mail yazışmaları ve telefon dinleme kayıtlarını aktardı. Avcı, aktardığı kayıtlardan yola çıkarak, &#8220;İllegal örgüt olan Devrimci Karargah ile demokratik zeminde mücadele yürüten SDP ve TÖP&#8217;ün aynı hareket içerisinde olmaları mümkün değildir&#8221; dedi. Mahkeme, Şenay Avcı&#8217;nın duruşmalardan vareste tutulması talebini kabul etti.</p>
<p><strong>&#8216;İŞKENCECİYLE AYNI DAVADA YARGILAMAM BANA EK CEZA&#8217;</strong></p>
<p>Mahkemede savunma yapan tutuksuz sanık Sultan Seçik Kubilay, &#8220;Örgüt üyesi olduğum iddiası gerçek değildir. SDP&#8217;nin program ve tüzüğünü kabul etmiş bir sosyalistim&#8221; dedi. Kubilay, 21 Eylül 2010&#8242;da evinde yapılan aramada, suç unsuru hiçbir materyale rastlanmadığını belirtti. Kubilay, &#8220;Ama daha sonra iddianamede, evinde silah, bomba, 60 bin Mark bulunduğu iddia edildi. Sonra da yanlışlık olduğu söylendi. Ortada hiçbir yanlışlık yok. Alman Markı tedavülden kalkalı yıllar oldu. Ama 1997&#8242;de başka bir operasyonda gözaltına alınmıştım ve o dosyadaki iddianame olduğu gibi buraya monte edilmiş&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Bir sosyalist gazetede çalışırken gözaltına alındım ve ağır işkence gördüm. Türkiye, gördüğüm işkencelerden dolayı AİHM&#8217;de mahkum oldu. Şimdi, işkence gören biri olarak bir işkenceciyle aynı davada yargılanıyorum. Bu benim için ayrı bir cezalandırmadır&#8221; diye konuştu. Sultan Seçik&#8217;in bu savunması üzerine Hanefi Avcı&#8217;nın avukatı, müvekkilinin işkenceci olarak gösterilmesinden dolayı psikolojisinin bozulduğunu söyledi.</p>
<p><strong>&#8216;KARAKOLU UYARMAK İÇİN EVİNE ALARM TAKTI&#8217;</strong></p>
<p>Bostancı&#8217;daki yaşamını yitiren Orhan Yılmazkaya&#8217;nın vurulduğu evin sahibi Necdet Öztürk&#8217;ün avukatı Salim Şen ise savunmasında, iddianamedeki çelişkilere dikkat çekti. Necdet Öztürk&#8217;ün evine alarm taktığını hatırlatan Şen, &#8220;Savcılık makamı, bu hareketi olası hırsızlık olayında evdeki silah ve mühimmatın istenmeyen kişilerin eline geçmesini önlemek olarak iddianamesine koydu. Nasıl olur, illegal örgütün bir üyesi evine güvenlik alarmı takacak, olumsuz bir durumda da ilk olarak en yakın karakol uyarılacak&#8221; diye sordu.</p>
<p>Av. Şen, müvekkilinin Orhan Yılmazkaya&#8217;nın vurulduğu tarihte Ukrayna&#8217;da olduğunu, olayı duyar duymaz konsolosluğa gittiğini, emniyetle ilişkiye geçerek Türkiye&#8217;ye döndüğünü ancak savcılık iddianamesinde &#8220;Yurda kaçak olarak girerken yakalandı&#8221; şeklinde geçtiğini anlattı.</p>
<p><strong>&#8216;DEVRİMCİ DEĞERLER KARALANMAK İSTENİYOR&#8217;</strong></p>
<p>Avukatların savunmalarından sonra tutuklu sanıkların savunmalarına geçildi. Cemal Bozkurt, yargılamanın hukuksuzluğuna dikkat çekerek, &#8220;Biz bu salonda, Hanefi Avcı&#8217;nın salondan çıkarılarak ayrı yargılanmasını değil, bizzat bu dava dosyasından çıkarılmasını talep etmiştik. Anlaşılan o ki yanlış anlaşılmışız. Açıkça söyleyelim. Devrimciliği, devrimci değerleri karalamak için bu davaya dahil edilen Hanefi Avcı tahliye edilsin&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Mahkemeye ayrıca bir dilekçe sunan Bozkurt, 15 Şubat 1999&#8242;da Türkiye&#8217;ye getirilen Abdullah Öcalan&#8217;ın 14 yıldır tecrit altında tutulduğunu söyledi, Öcalan&#8217;ın serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p><strong>&#8216;HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİNİ SELAMLIYORUM&#8217;</strong></p>
<p>Necdet Kılıç da yaptığı savunmada, &#8220;Hanefi Avcı yıllar önce bana işkence yapmıştı ve gelip özür dilemişti. Şimdi de bana komplo kuran İstanbul Emniyeti gelip özür dileyecektir&#8221; dedi.</p>
<p>Tuncay Yılmaz ise &#8220;Bu mahkemede bana sorulan tek soru, &#8216;Demokrasi için Birlik Hareketi Abdullah Öcalan&#8217;ın talimatıyla mı kuruldu?&#8217; oldu. Bu mahkemede Devrimci Karargah örgütü mü yargılanıyor, yoksa Demokrasi İçin Birlik Hareketi mi? Ben, Demokrasi için Birlik Hareketi&#8217;nin içinde yer aldım ve sonuna kadar savunuyorum, onun bir devamı olarak kurulan Halkların Demokratik Kongresi&#8217;ni selamlıyorum&#8221; dedi. AKP&#8217;nin bütün muhalifleri susturmak istediğini söyleyen Yılmaz, &#8220;Bizi tutuklayabilirsiniz, ama binler, on binler sermayeye karşı mücadelelerine devam ediyor, bunu engelleyemeyeceksiniz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>DURUŞMA 30 NİSAN&#8217;A ERTELENDİ</strong></p>
<p>Mahkeme heyeti, sanıkların tümü için tutukluluğun devamına karar verdi, duruşmayı 30 Nisan 2012 tarihine erteledi. Mahkemenin kararıyla Fatih Aydın, Cemal Bozkurt, Ulaş Erdoğan, Özgür Dinçer, Osman Baha Okar, Semih Aydın, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Necdet Kılıç, Hanefi Avcı, İbrahim Turgut ve Necdet Öztürk tutuklu yargılanmaya devam edecek.</p>
<p>Mahkeme ayrıca, Cemal Bozkurt&#8217;un, savcıya hakaret ve pet şişe attığı iddiasıyla bir sonraki duruşmada salonuna getirilmemesi kararı aldı.</p>
<p>Mahkeme kararının ardından adliyeden çıkan aileler ve tutuklu yakınları, &#8220;Devrimci tutsaklar onurumuzdur&#8221; şeklinde sloganlar attı.</p>
<p><strong><em>Kaynak: ETHA</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/500-gun-tutukluluk-az-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Failler Bulununcaya Kadar Tazminata Dokunmayız&#8221;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/failler-bulununcaya-kadar-tazminata-dokunmayiz/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/failler-bulununcaya-kadar-tazminata-dokunmayiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 10:41:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1696</guid>
		<description><![CDATA[Uludere&#8217;ye giden Meclis alt komisyonuna taleplerini ileten aileler, katliamın failleri tespit edilip cezalandırılıncaya kadar devletten tazminat talebinde bulunmayacaklarını açıkladı. Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere Alt Komisyonu üyeleri, Şırnak&#8217;a giderek olayda yaşamını yitirenlerin aileleriyle görüştü. Komisyon Başkanı Ayhan Sefer Üstün, &#8220;Heron görüntülerini mutlaka izlemek istiyoruz&#8221; dedi. Şırnak&#8217;ın Uludere ilçesindeki Ortasu ve Gülyazı köylerinden 34 kişinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Uludere&#8217;ye giden Meclis alt komisyonuna taleplerini ileten aileler, katliamın failleri tespit edilip cezalandırılıncaya kadar devletten tazminat talebinde bulunmayacaklarını açıkladı.<span id="more-1696"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/41661.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1700" title="41661" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/41661-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a>Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere Alt Komisyonu üyeleri, Şırnak&#8217;a giderek olayda yaşamını yitirenlerin aileleriyle görüştü.</p>
<p>Komisyon Başkanı <strong>Ayhan Sefer Üstün</strong>, &#8220;Heron görüntülerini mutlaka izlemek istiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Şırnak&#8217;ın Uludere ilçesindeki Ortasu ve Gülyazı köylerinden 34 kişinin 28 Aralık 2011&#8242;de sınırı geçerken bombalanarak öldürülmesinin ardından kurulan alt komisyon, dün köylere giderek yakınlarını kaybedenlerle görüşmelere başladı.</p>
<p>Milletvekilleri, bombardımanda hayatını kaybeden <strong>Nadir Alma</strong>&#8216;nın babası <strong>Sadık Alma</strong>&#8216;nın Gülyazı köyündeki evinde ailelerle bir araya geldi.</p>
<p>Taleplerini yazılı olarak komisyona sunan aileler ise vahim olayın failleri tespit edilinceye kadar tazminat talep etmeyeceklerini söylediler.</p>
<h2>&#8220;Tanırız, iyi çocuklar&#8221; mı?</h2>
<p>Bazı yetkililerin &#8220;askeri koruyan yönde ifadeler kullandığını&#8221; söyleyen Ortasu Köyü Muhtarı<strong>Haşim Encü</strong> &#8221;Komutanların, sınırı geçenlerin köylüler olduğundan habersiz olduğunu söylediler. Kimin haberi varsa bulup çıkarsınlar o zaman&#8221; dedi.</p>
<p>Oğlunu kaybeden bir annenin &#8220;Failler bulunmazsa burayı terk eder gideriz&#8221; dediğini söyleyen Encü, insanların öfkeli olduğunu, olayın üzerinden 39 gün geçmesine rağmen bir sorumlunun bile ortaya çıkmamasının köylüleri kızdırdığını ifade etti.</p>
<p>Encü, &#8220;Tazminatın sürekli gündeme getirilmesi insanları rahatsız ediyor&#8221; diye konuştu.</p>
<h2>Heyet bugün Şırnak&#8217;ta</h2>
<p>Çalışmanın birinci aşamasını tamamladıklarını söyleyen Üstün, görüşmenin ardından şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;Ortasu köyünden katırlarla gidilen olay mahallini görüp Şırnak&#8217;a gideceğiz. İncelememizin ikinci bölümü Şırnak&#8217;ta devam edecek. Orada da kamu görevlileri ile görüşüp Ankara&#8217;ya döneceğiz ve sonraki aşamaya karar vereceğiz. 50 yıl önceki bir olay bile aydınlatılıyorken 50 gün önce olan bu olay da aydınlanacak.&#8221;</p>
<p>Heyet, Uludere Kaymakamı <strong>Naif Yavuz</strong> ve Başsavcı <strong>Muhammed Sağlam</strong>&#8216;ı da ziyaret etti.</p>
<p>Aileler, heyetten şu taleplerde bulundu: &#8220;Failler tespit edilip cezalandırılıncaya kadar devletten hiçbir tazminat talebinde bulunmayacağımızı, yapılmış ve yapılacak bütün maddi tazminat taleplerini reddedeceğimizi bilmenizi isteriz. İçimiz kan ağlarken, çocuklarımızın kanının bedeli olan paraya dokunmayız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Faillerin tespit edilip adli makamların önüne çıkarılmasını istiyoruz. Olayda en ufak bir ihmali ve kusuru bulunan kamu görevlisi asker ve sivil tüm idarecilerin bir an önce görevlerinden el çektirmelerinin sağlanması için hükümetin sorumlu davranmasını ve soruşturmanın açık bir şekilde kamu vicdanını rahatlatacak şekilde sonuçlandırılmasını talep ediyoruz.&#8221;</p>
<p>Alt komisyonda, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Sakarya Milletvekili Üstün, alt komisyon başkanı AKP Ordu Milletvekili <strong>İhsan Şener</strong> ve milletvekilleri <strong>Mehmet Kerim Yıldız</strong>, <strong>Hamza Dağ, Abdurrahim Akdağ, Gülşen Orhan, Levent Gök, Malik Ejder Özdemir, Atilla Kaya, Ertuğrul Kürkçü</strong> ile komisyon uzmanı <strong>Halil İbrahim Bayar</strong> ve Mülkiye Başmüfettişi <strong>Hilmi Dülger</strong> bulunuyor.</p>
<p>Komisyon üyeleri, hayatını kaybeden 34 kişinin mezarını da ziyaret etti. Katliamla ilgili adli ve idari soruşturma da devam ediyor.</p>
<p>Hükümet, hayatını kaybedenler için ailelere 123 bin lira tazminat ödeneceğini açıklamıştı. (AS)</p>
<p><em><strong>Bianet</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/failler-bulununcaya-kadar-tazminata-dokunmayiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir mücadele ve kader ortaklığı Halkların Demokratik Kongresi</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/bir-mucadele-ve-kader-ortakligi-halklarin-demokratik-kongresi/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/bir-mucadele-ve-kader-ortakligi-halklarin-demokratik-kongresi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 18:25:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esasoglan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Çeçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1679</guid>
		<description><![CDATA[HDK, “Türkiye’deki tekçi egemenlik rejimine yönelik bütün itirazları gerçek bir muhalefet hareketi çevresinde birleştirerek bir iktidar seçeneği kılacağız ve Erdoğan’ın buyruklarıyla yönetilmenin, onun keyfine bağlı olarak siyaset yapmanın kader olmadığını hep birlikte göreceğiz” diyor. Mustafa Çeçen Operasyonların sürdüğü, çatışmaların arttığı, savaş koşullarının dayatıldığı bir dönemde, Türkiye’yi tüm halklarıyla birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşanılacak bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HDK, “Türkiye’deki tekçi egemenlik rejimine yönelik bütün itirazları gerçek bir muhalefet hareketi çevresinde birleştirerek bir iktidar seçeneği kılacağız ve Erdoğan’ın buyruklarıyla yönetilmenin, onun keyfine bağlı olarak siyaset yapmanın kader olmadığını hep birlikte göreceğiz” diyor.<span id="more-1679"></span></p>
<p><em><strong>Mustafa Çeçen</strong></em></p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/hdk-sescikar-istanbul.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1685" title="hdk-sescikar-istanbul" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/hdk-sescikar-istanbul-300x156.jpg" alt="" width="300" height="156" /></a>Operasyonların sürdüğü, çatışmaların arttığı, savaş koşullarının dayatıldığı bir dönemde, Türkiye’yi tüm halklarıyla birlikte barış ve kardeşlik içinde yaşanılacak bir ülke haline getirmek üzere, seçimlerden sonra bir adım atıldı: Halkların Demokratik Kongresi (HDK). 15-16 Ekim, önemli bir başlangıç noktasıdır. Kongre sözcüleri bu ortak başlangıcı şöyle dile getirdiler:</p>
<p>“HDK, bir mücadele ve kader ortaklığıdır. Bu kongre, güç ve servet sahiplerince itilip kakılmalarını ‘Allah’ın hikmeti’ saymayanların, milyarlarca yoksulun aç, susuz, ilaçsız ölüm uykusuna yatmasına razı olmayanların; soluduğumuz hava, içtiğimiz su, ektiğimiz toprakla birlikte kurutulmaya tahammül etmeyenlerin; pedofillere hoşgörü dağıtılırken parmak kadar çocuklara terörist muamelesi yapılmasına adalet demeyenlerin; erkeklere kölelik etmedikleri için doğranan, boğazlanan taciz ve tecavüze uğrayan, herkesten çok sömürülen hemcinslerinin hakkını arayan kadınların; cinsel yönelimlerinin inkârına ‘gurur’ yürüyüşleriyle meydan okuyanların; vicdanı askere yazılmayı kaldırmayanların; rüya gördüğü dilde düşünmek, ana diliyle eğitim görmek, kaderini kendisi tayin etmek için isyan edenlerin; inanç ve kültürlerinin horlanışına tevekkülle boyun eğmeyen, hak yolunda yürüyüş eyleyenlerin; yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şeyi ürettikçe yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm edilişine artık yeter diyen emekçilerin; geleceksizlik kaygısı içinde çırpınmaktansa bugünkü dünyanın zilleti içinden başka bir dünya yaratmak için cesaretle sokaklara çıkan gençliğin mücadele ve kader ortaklığıdır” (HDK Meclis Basın Açıklaması, 1 Kasım 2011).</p>
<p><strong>İktidar alternatifi olarak sol</strong></p>
<p>Gerçekten de salonda ezilen ve sömürülen kesimler vardı. Ender İmrek’in vurgusuyla, “İşçiler, emekçiler başta olmak üzere, ezilen ve sömürülen örgütsüz tüm kesimler için bir mücadele ve örgütlenme merkezi olacağını gösteren önemli verilerle birlikte, kuruluşunu ilan eden HDK’nin önünde önemli ve zorlu bir süreç olduğunu da görüyoruz” (HDK, Evrensel, 22.10.2011). Süreç zorlu ancak ırkçı ve şoven kışkırtmaların karşısına barışı ve demokrasiyi, kapitalizmin karşısına da onu aşan talepleri koyabilecek tek güç de gene HDK.</p>
<p>AKP tek parti iktidarı karşısında, Kadir Cangızbay’ın vurguladığı üzere, Blok vekilleri önemli bir muhalefet olanağı: “Blok adayları bu kadar başarılı olmasa ve/veya MHP baraj altında kalsa, Erdoğan’a endeksli yeni düzen bir çırpıda yasallaştırılıverirdi, ‘ileri demokrasi’nin yeni sivil anayasası olarak: Olmadı; ama, en önemlisi Blok milletvekilleri CHP gibi teslim olmadı; direndiler/direniyorlar/direnmeliler&#8230; İşte bu yüzden, sol’un şu an itibariyle en acil görevi, bir yandan Blok milletvekillerini desteklerken, diğer yandan da, hem darbe karşıtlığında şampiyon rolüne soyunup, hem de en başta yüzde on barajı olmak üzere darbe ürünü faşist düzenlemeleri misliyle ağırlaştırmaktan hiç mi hiç yüzü kızarmayan AKP’ye karşı çok geniş tabanlı bir ‘ar-edep platformu’ oluşturmaya girişmektir” (Sol Ne Yapmalı, Kadir Cangızbay, BirGün Gazetesi).</p>
<p>HDK, ezilen ve sömürülenlerin gündelik ve somut mücadelelerinin bu olanakla birleştirilmesi, Gerze’de yankılanan Hopa sesinin, önce Diyarbakır’ın sesiyle gürleşerek Ankara’da ve ilk yerel seçimler ile genel seçimlerde tüm Türkiye’de iktidar alternatifi olarak duyulması hamlesidir.</p>
<p>AKP tek parti iktidarının siyaset alanını daraltması karşısında, bu alternatifi bir siyasi güç olarak inşa etmekten başka bir siyasal kurtuluş çaresi bulunmuyor. HDK sözcüleri bunu şöyle ifade ediyor: “Bizler HDK bileşenleri, Türkiye’deki tekçi egemenlik rejimine yönelik bütün itirazları gerçek bir muhalefet hareketi çevresinde birleştirerek bir iktidar seçeneği kılacağız ve Erdoğan’ın buyruklarıyla yönetilmenin, onun keyfine bağlı olarak siyaset yapmanın kader olmadığını hep birlikte göreceğiz. Kadınlar, Kürtler, emekçiler, doğa ve yaşam için mücadele edenler, gençler, aydınlar, işçilerle omuz omuza. Başka bir Türkiye’nin mümkün olduğunu göreceğiz ve göstereceğiz” <strong></strong></p>
<p><strong>Dışarıda kalan güçleri “modern prens”e çağırmak</strong></p>
<p>Solun iktidar alternatifi olarak örgütlendiği dönemlerde elinde bazı stratejik araçlar ve onların hasredildiği planlar olurdu. Solu ideolojik ve politik olarak çürüten 80’li ve 90’lı yıllar gericiliği, solun bunların hepsini eleştirmeden ve tartışmadan mahkum etmesini doğurdu ve solun stratejik düşünme alışkanlıklarını köreltti. Bu araçlardan bazıları, gerçekten de yeniden hatırlamaya değmez.   Ancak stratejik düşünceye ve siyaset alanına elinde somut ve uygulanabilir bir dizi eylem planı ile  geri dönmek, özcesi, “modern prens”i çağırmak, iktidar alternatifi bir hegemonya mücadelesi yürütmek bir zorunluluktur. Kendi geçmişinden öğrenmeyen, AKP’den öğrenmesini bilmelidir.</p>
<p>Bugün solun biriktirdikleri ve elindeki araçlar ortadadır. Solun yapmadığı ya da yapmak istemediği şey, bu birikimi ve araçları stratejik bir planda görünür kılmak, çağımızın modern prensini inşa etmektir. Halbuki, tüm iç gerilimlerine rağmen 36 milletvekili ile parlamentoda bir grup vardır. Bu grup parlamentoya giderken enternasyonalist sol, ulusalcı ve liberal sol eğilimlerle mücadele içinde önemli başarılar elde etmiştir. Bu ideolojik ve politik netlik, modern prensin inşasında bir başka olanaktır.</p>
<p>Kürt Özgürlük Hareketi, bu çizgiyle stratejik ittifak içinde, demokratik özerklik sürecinde, her devrimci sürecin öğrenmesi gereken büyük bir deneyim biriktirmiştir. Sosyalist yeniden kuruluş perspektifine sahip güçler, siyasal işçi hareketinin devrimci temellerde gelişimi yönünde ön birikimlere ve kısmi de olsa deneyimlere sahiptir. Etkin kullanılamasa da bir internet medyası ve sosyal medya yanında, özgür habercilik yapan çeşitli günlük televizyonlar ve gazeteler, HDK’nın sesini duyabilecek ve duyurabilecek mesafededir.</p>
<p>Bunlar yetmez, gerçek bir stratejik plana sıçrayabilmek için yapılacak ilk iş, ÖDP’nin, Halkevleri’nin ve TKP’nin HDK sürecine, bu mücadele ortaklığına tüm açık eleştiri ve katılmama beyanlarına rağmen çağrılmaya devam edilmesidir. İkinci iş ise, HDK Meclisi, Yürütmesi ve Divanı’nın, seçim partisinin kuruluşu sürecini, Gerze gibi somut direnişler ve “barış” gibi acil ve “ekmek” gibi temel talepler üzerine -reel hareketler ve ÖDP, Halkevleri ve TKP dışlanmaksızın yürütülecek- birleşik kampanyaları, somut bir eylem planı doğrultusunda tüm mücadele ortaklarının gündemine sokabilecek, sadece bir araya gelen örgütlü güçleri değil yüzünü HDK’ya çeviren tüm halkı ikna edici bir stratejik planı hızlıca hayata geçirme yönünde adımlar atmasıdır. Bu adım, tüm dinlerden ve milliyetlerden emekçilere ve özellikle de ezilen emekçi Alevi halkımıza güven verecek ve CHP’yi burjuvazinin cılız bir partisine çevirecektir.</p>
<p><strong>Soyut değil somut </strong></p>
<p>Sözü edilen soyut değil somuttur: AKP tek parti iktidarı vadettiği demokrasi yerine eski keyfi yönetimi kurduğuna göre, devrimciler ve aydınlar, kendilerini mahkum eden herhangi bir ceza almadan ya da açıkça iftira olan suçlamalarla sık sık hapsedildiklerine göre, Lenin’in ifadesiyle, “yakın bir gelecek, devrimin yeni atılımının gücünün ne olduğunu ve burjuvazi ile anlaşma siyasetine, bu uğursuzluk getiren siyasete bir son vermeyi başarıp başaramayacağını gösterecektir.”</p>
<p>Başarılamayabilir, ama HDK, bir stratejik plana açıkça bağlanan hegemonya mücadelesiyle, halka güç ve güven veren bir modern prens olarak kendini kurmak için çabalamayacak, açıkça Kürt Sorunu’nu çözme iradesini demokratik bir irade olarak üstlenmeyecek, Meclis Grubu halktan aldığı temsil gücüyle bunun için ileri atılmayacak, mücadele ortakları grup hesaplarıyla, çocukluk hastalığından kurtulamamış halde -eyleme giden Kürt Halkı gibi sımsıkı kenetlenmesi gereken bugün- kim ne kadar grupçu diye dedikoduyla yetinecekse ve nihayet HDK dışında kalan sol ve sosyalist güçler, yanlış ittifak ve stratejilerle burjuva siyasetinin çarkına su taşıyacaksa, başarılamayacağı garantidir.</p>
<p>Başarmak isteyenler ise koşullar ne olursa olsun buna çabalamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/bir-mucadele-ve-kader-ortakligi-halklarin-demokratik-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Arap Baharı”: devrim mi değil mi?</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/uluslararsi/arap-bahari-devrim-mi-degil-mi/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/uluslararsi/arap-bahari-devrim-mi-degil-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 18:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esasoglan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Kalyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1681</guid>
		<description><![CDATA[Arap devrimci süreci, uzun süredir havasını soluduğumuz yenilgi ve gericilik yıllarının aslında kapanmakta olduğunun kuvvetli bir karinesi. Ama yenilgi ve gericilik yılları durumun değişmeye yüz tuttuğunu görmeyi önleyen koşullanmalar da yaratıyor. Kenan Kalyon Talihsiz bir biçimde “Arap Baharı” diye ünlenen -ve bu nedenle kimilerinin hayat ağacının şablonlara sığmayan yeşilliği karşısında afallayıp artık sonbahara veya kışa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arap devrimci süreci, uzun süredir havasını soluduğumuz yenilgi ve gericilik yıllarının aslında kapanmakta olduğunun kuvvetli bir karinesi. Ama yenilgi ve gericilik yılları durumun değişmeye yüz tuttuğunu görmeyi önleyen koşullanmalar da yaratıyor.<span id="more-1681"></span></p>
<p><em><strong>Kenan Kalyon</strong></em></p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/arap-baharı-devrim.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1683" title="Mideast Egypt" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/02/arap-baharı-devrim-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Talihsiz bir biçimde “Arap Baharı” diye ünlenen -ve bu nedenle kimilerinin hayat ağacının şablonlara sığmayan yeşilliği karşısında afallayıp artık sonbahara veya kışa dönüştüğünü iddia ettikleri- süreç üstünde dinecek gibi gözükmeyen bir tartışma, uçlaşarak ve çeşitli ara tonlara bürünerek sürüp gidiyor. Tartışmanın sol cenahtaki çatallanması veya kutuplaşması aşağı yukarı şu neviden sorularca belirleniyor:</p>
<p>-Son bir yıldır Arap dünyasını bir uçtan diğerine kat eden sarsıcı ve zincirleme olaylar bir devrim olarak nitelenebilir mi nitelenemez mi?</p>
<p>-Bunlar şu mahut “renkli devrimler”in yeni bir sürümü mü? Yoksa başka bir dalga boyu üzerinde cereyan eden, mahiyetçe farklı yeni bir toplu durumdan kaynaklanan ve “zamanın ruhu”nu başkalaştıran kitlesel kalkışmalar mıdır?</p>
<p>-Emperyalizm ve daha özel olarak Batı, bu süreç boyunca tetikleyici, güdümleyici, tertipleyici, öngörücü ve ön alıcı bir odak konumunda mıdır? Yoksa tepkisel bir müdahalecilik çerçevesinde sonradan vaziyet alarak, açılışını özgün içsel dinamiklerin yaptığı bir süreci yönlendirmeye, belirlemeye, sınırlamaya ve çarpıtmaya mı çalışmaktadır?</p>
<p>-“Arap Baharı”, Arap dünyasına münhasır ayrıksı ve istisnai bir gelişme midir? Yoksa hemen göze çarpan özgüllüklerinin yanı sıra, dünyanın başka yerlerindeki mücadeleler ve çıkışlarla seçilebilir ortak paydaları olan, dolayısıyla küresel bir anlama ve içerime sahip müjdeci ve bulaşıcı bir hareketlenme midir?</p>
<p>Bu gibi soruların gerisinde, aslında daha temelli bir başka sorunun durduğu muhakkak: Devrim nedir veya bir “olay”a devrim diyebilmek için aranacak yeter şart hangisidir?</p>
<p><strong>Adlandırma deyip geçmeyin</strong></p>
<p>İlk bakışta ortada basit bir adlandırma sorunu veya komşuda pişip de şimdilik bize düşmeyeni adsız bırakmamak için çene yorulup durulan ve hafifçe skolastiğe kaçan bir polemik varmış gibi gözüyor.</p>
<p>Ama adlandırma deyip geçmeyin. Hele de bu örnekte. Bu örnekte adlandırma, hani doğacak şu veya bu müstakbel çocuğa verilmek üzere beğendiğiniz “Zeynep” veya “Ahmet” ismi gibi bir boş veya serbest gösteren değil. Burada adlandırma, bir algılama biçiminin, bir anlamlandırmanın, olguya veya oluş halindeki bir sürece şu ya da bu gözle bakmanın, zihninizin önyargılı, gözünüzün perdeli ve gösterilenle gösterenin birbirine tekabül etmesi ölçütüne göre ad seçiminizin keyfi olup olmadığının bir ifadesi.</p>
<p>Böyle olduğu, sosyalist solda “Arap Baharı” için yeğlenen adların “devrim”, “devrimci durum”, “devrimci süreç”, “Arap 1848’i” “Arap uyanışı” ve “patlama”dan “emperyalist tasarım”a ve “Arap renkli devrimleri”ne kadar uzanan ve akraba terimler kadar taban tabana zıt terimleri de barındıran bir çeşitlilik sergilemesinden belli. Devrim veya devrimci nitelemesini kullanmaktan imtina eden Aydemir Güler, yeni bir tabirle bu çeşitliliğe bir girdi daha yaptı: “Trajik gelişmeler”…</p>
<p>Bu çeşitlilik bir dereceye kadar sürecin tabiatına, kafa karıştırıcı çapraşıklığına, iniş çıkışlarına, çok değişkenli oluşuna, yüzeyden bakıldığında zıt savların her ikisini de destekliyor gibi gözüken kanıtlar sunmasına ve gelecek açısından da değişik ihtimallere açık bir olumsallık taşımasına bağlanabilir. Ama bu “bir derece”nin ötesinde sürecin bir günahı yok. Sorun ve ara tonları ihmal edersek ak/kara zıtlaşmasına varan ihtilaf, doğrudan doğruya bir “olay” ve “olaylar dizisi” olarak devrime bakışla ilgili.</p>
<p><strong>“Devrim” diyebilmenin yeter şartı     </strong></p>
<p>Dar anlamda istisnai bir “olay”ı ve uğrağı, geniş anlamda sıra dışı bir süreci devrim olarak nitelemenin yeter şartını ararken bakılacak en isabetli kişi, tam da bu konudaki polemikleri, saptamaları ve keskin vurguları nedeniyle Lenin’dir.</p>
<p>Lenin’in bu hususta söyledikleri mealen şöyle özetlenebilir: Her nerede yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemediği, yönetenlerin ise eskisi gibi yönetemediği bir ahval ve şerait nedeniyle, halkın memnuniyetsiz ve öfke biriktirmiş bütün sınıf ve zümreleri Fransızca konuşmaya başlamışsa, kitleler tarihi hızlandırmışsa, olağan on yıllarda olup bitenleri aylara sığdırıyorsa (ki Benjamin bu duruma evrimci tarihsel zamanın baskına uğraması der), bir huruç hareketiyle eski rutinlerini ve kalıplarını dağıttıkları siyaset sahnesini fiilen yeniden kuruyorsa, bastırılmış kapasitelerini bir patlama halinde açığa vuruyorsa, tarihsel girişkenliğin, yaratıcılığın, kuruculuğun ve öz-örgütlenme deneyimlerinin yeni veya farklı bir bağlamda yinelenen örneklerini sergiliyorsa, bir bütün olarak aşağıdan hareket yukarıyı iliklerine kadar silkeliyorsa, halkın mücadelesi baskı aygıtlarını duraksamaya ve bölünmeye sevk ediyorsa orada bir devrimden söz edebiliriz.</p>
<p>Lenin’e göre bu memnuniyetsizler harmanına ve karnavalına vurguncular, maceracılar, Japonlardan para alanlar, vb. de dâhildir. Kim ki saf ve idealize edilmiş bir toplumsal devrim bekler, ona ömür billâh devrim görmek nasip olmayacaktır.</p>
<p>Bu tür bir tarihsel hamleye ve atılıma devrim diyebilmek için onun ille de bir başarıyla taçlanması gerekmiyor. Neticede yenilgiye de uğrasa, böyle bir “olay”, tarih içindeki yeri, anlamı, kolektif bellekte ve cereyan ettiği mekânda bıraktığı silinmez izler, başka mekânlardaki esinleyici etkileri bakımından bir devrimdir. Dileyen Lenin’in 1905 Rus Devrimi ile 1908 Jön Türk devrimi arasındaki karşılaştırmasına bakabilir.</p>
<p><strong>Tunus ve Mısır’ın eksiği ne?</strong></p>
<p>Libya sapması ve yozlaşması, özgünlükleri ve jeopolitik yükleri nedeniyle bir Gordion düğümü gibi duran ve solda daha belirgin bir şaşalamaya yol açan Suriye örneği, ABD ve Suudi müdahalesinin şimdilik bir tıkanmaya yol açtığı Yemen bir yana, Tunus ve Mısır’ın gözle görülür bir proleter tonu da bulunan ayağa kalkışlarının, “devrim” nitelemesini hak eden yeter şarta haiz oldukları apaçık bir gerçek.</p>
<p>Tunus’ta bardağı bir proleterin bedenini ateşe vermesi taşırmadı mı? İşçi hareketi bütün süreç boyunca kendi tarzıyla aktif değil miydi? Tıkandığı her noktada Tahrir’in imdadına İskenderiye ve Süveyş yetişmedi mi? Tahrir’in kendisi de bir toplanma ve gösteri yerinin ötesinde, Sakarya’da bir minyatürüne tanık olduğumuz dev bir komün ve zapt edilmiş bir kamusallık alanı değil miydi? Lenin’in sözünü ettiği göstergelerin neredeyse tamamına bu iki ülkede tanık olmadık mı? Bütün bunların “renkli devrimler”in harekete geçirici dürtüleri, tınısı ve seyriyle ne ilgisi var?</p>
<p>Üstelik dar anlamda “siyasal devrim” penceresinden bakıldığında her iki ülkede de ortada kısmi bir başarı var ve devrimci süreç devam ediyor. İkinci Tahrir ve her iki ülkedeki seçimlere (buna Suriye’deki yerel seçimleri de ekleyebiliriz) düşük katılım devrimci sürecin devam ettiğinin birer alameti. Tunus ve Mısır’ın yarattığı ürküntünün ve ilk kitlesel hareketlenmelerin etkisiyle Fas’tan Kuveyt’e kadar bir dizi ülkede yürürlüğe konan “önleyici” reformlar da öyle.</p>
<p>Hal böyleyse, karşımızda ister istemez şöyle bir soru var demektir: Türkiye solunun bir kesimindeki bu devrim beğenmezliğin esbabımucibesi ne ola ki?</p>
<p><strong>Devrim beğenmezliğin nedenleri</strong></p>
<p>Bu devrim beğenmezlik kibrinin veya müteredditliğinin birden çok nedeni var. Bunların başında, belki de Arap dünyasındaki dev çalkantının yakın gelecekte mağripten maşrığa bir Müslüman Kardeşler iktidarı zinciriyle sonuçlanması ihtimali ve ihtimale karşı adı konmamış bir kendini haklı çıkarma ve sağlama alma tutumu geliyor. Ama geçen yüzyılın son çeyreğinde İran’da yaşanan tarihsel olayları, sonuçlarından hareketle devrim olarak isimlendirmekten -yeter şartı fazlasıyla karşıladıkları için- kaçınan hemen hemen yok gibi.</p>
<p>Türkiye’nin uzun Batılılaşma (daha doğrusu Batılılaşma ile modernleşme arasında gittikçe daha yüksek bir özdeşlik kuran) serüveni, solun Arap dünyasına bakışını da, henüz tamamen giderilmeyen bir tepeden ve küçümseyici bakış maraziliğiyle ve burjuva aydınlanmacılığının önyargılarıyla yüklü biçimde koşulladı. İkinci neden budur.</p>
<p>Epeydir revaçta olan jeopolitik bakış ve çözümleme, sınıf mücadelelerinin bihakkın irdelenmesini, layıkıyla takdir edilmesini, yeni görünüm ve bürünümlerine gerekli ilginin gösterilmesini, Marks’ın ünlü eğretilemesiyle köstebeğin yeraltı ve yerüstündeki ısınma hareketlerinin ve yeni güzergâhlarının tahlilini geri plana itti. Buna üçüncü neden diyebiliriz.</p>
<p>Emperyalizme atfedilen kadiri mutlaklık, bu örnekte, Arap halklarının iç dinamiklerinin, devrimci enerjilerinin ve tarihsel birikimlerinin küçümsenmesine yol açıyor. Dördüncü neden budur.</p>
<p>Arap devrimci süreci, uzun süredir havasını soluduğumuz yenilgi ve gericilik yıllarının aslında kapanmakta olduğunun kuvvetli bir karinesi. Ama yenilgi ve gericilik yılları durumun değişmeye yüz tuttuğunu görmeyi önleyen koşullanmalar da yaratıyor. Hemen giderilemeyen bu koşullanmaları bir beşinci neden sayabiliriz.</p>
<p><strong>Hem devrim hem de süregiden bir devrimci süreç</strong></p>
<p>Arap dünyası ve “devrim”i henüz durulmadı ve durulacak gibi de gözükmüyor. Bir “devrim”den değil, bir “devrimci süreç”ten söz etmenin daha yerinde olduğu bağlam bu sürerlik halidir.</p>
<p>Sürerlikten kasıt, sadece Arap kalkışmasının başladığı ülkelerde derinleşmek ve Arap dünyasının tümünü girdabına alarak tamamına ermek için önünde henüz kat edecek çok yolunun olması değil. Onun aynı zamanda mücavir alan olarak Akdeniz havzasındaki hareketlenmenin ve daha genel anlamda sınıf mücadelelerinin dünya çapındaki yeni döneminin bir öğesi olması. Bu anlamda, sonucu bu mücadelelerin birbirine eklenmesi ve esin vermesi, birbirinden öğrenmesi ve güç alması tayin edecek. Unutmayalım; Tahrir’in simgeleri, yangı ve yansımaları İsrail’e ve Wisconsin’e bile uğradı.</p>
<p>Ama öte yandan, Tunus ve Mısır için, bir evrenin kısmi bir siyasi sonuç ve başarıyla geride kalması, başlangıçtaki geniş koalisyonu mümkün kılan birleştirici ortak paydanın artık mevcut olmaması ve güçlerin yeniden dizilişini, saflaşmasını ve bileşmesini şart koşan yeni bir evreye geçilmesi anlamında bir devrimden söz edebilir. Rusya’da Şubat Devrimi nasıl bir vakıa idiyse, eksiği, fazlası, farkları ve benzerlikleriyle Tunus ve Mısır’da da sırasıyla Ocak ve Şubat devrimleri öyledir. Söz gelişi, hemen göze çarpan iki benzerlik, anayasa yapacak kurucu meclislerin ve seçimlerin bu ülkelerde de devrimci sürecin karşısına bir sorun ve engel olarak dikilmesidir.</p>
<p>Arap devriminin içerde (Arap dünyası dahilinde) derinleşmesi iki kritik ülkedeki gelişmelere bağlı gözüküyor: Mısır ve Suriye. Muhalefetin henüz birinci evre geçilmeden erkenden bölündüğü, dış müdahale talep eden ve dışarıda üstlenen kesiminin kitlesel hareketliliğe büyük zararlar vererek işi tamamen askeri mücadeleye döktüğü ve bir jeopolitik çekişmenin basıncı altına giren Suriye’de düğümün nasıl çözüleceği yakın gelecek açısından tayin edici bir önem taşıyor. Verili koşullar altında, en tercihe şayan yol Baas rejiminin kendini sonlandırmaya razı olarak, dış müdahaleye karşı duran iç muhalefetin dahliyle Suriye’nin yeniden kuruluşunun yolunu açmasıdır.</p>
<p>Suriye’deki gelişmeler Suriye Kürtlerine ve daha genel olarak Kürt özgürlük hareketine yeni fırsatlar, yeni manevra alanları ve yararlanabileceği yeni çelişkiler yaratmış bulunuyor. Kürtleri “Arap Baharı” ile kuşatmaya koyulan ve Suriye’de koçbaşı rolüne soyunan AKP iktidarı ve yeni rejimin, hiç beklemediği sonuçlarla karşılaşması çok muhtemel.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/uluslararsi/arap-bahari-devrim-mi-degil-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Direne, direne…</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/direne-direne-ertugrul-kurkcu/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/direne-direne-ertugrul-kurkcu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 12:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Kürkçü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1668</guid>
		<description><![CDATA[Sosyalizmin ve işçi hareketinin en acil görevi Kürt halkına ve özgürlük hareketine, AKP diktatörlüğü ve ABD’nin bölgesel hâkimiyetine karşı mücadelesinde eşlik etmek&#8230; Kürecik’e füze kalkanı, Roboski katliamı, “KCK operasyonu” dalgaları, Hrant Dink katillerinin cezasızlığı… Halkların varlık ve mücadelelerine son birkaç ay içinde indirilen ve süregideceğini de öngörebileceğimiz bu darbeler birbirlerinden bağımsız değil. Hepsi, AKP iktidarının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyalizmin ve işçi hareketinin en acil görevi Kürt halkına ve özgürlük hareketine, AKP diktatörlüğü ve ABD’nin bölgesel hâkimiyetine karşı mücadelesinde eşlik etmek&#8230;<span id="more-1668"></span></h3>
<p>Kürecik’e füze kalkanı, Roboski katliamı, “KCK operasyonu” dalgaları, Hrant Dink katillerinin cezasızlığı… Halkların varlık ve mücadelelerine son birkaç ay içinde indirilen ve süregideceğini de öngörebileceğimiz bu darbeler birbirlerinden bağımsız değil. Hepsi, AKP iktidarının zamana karşı soluk soluğa sürdürdüğü bir iktidar tırmanışının farklı anları…</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/SL374311.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1669" title="SL374311" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/SL374311-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a>Tırmanışın doruğu için stratejik tarih 2014. AKP 2014 yerel seçimlerine Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırmış, bütün muhalefet dinamiklerini budamış olarak girmeyi düşlüyor. Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan bağlamında taktik hedefi yerel seçimlerden BDP’yi belediyelerden uzaklaştırmış, hatta Diyarbakır’ı düşürmüş olarak çıkmak. Bunu başarabilirse, Erdoğan, 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde devletin başına “Kürtlerin ve Türklerin Cumhurbaşkanı” olarak yükselmeyi,  Suriye’ye askeri baskı yoluyla ABD’nin Orta Doğu’daki merkezi ortağı rolünü üstlenip İsrail’i geriye iterek ve bölgenin efendisi olmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu stratejik yönelişin önündeki en önemli engel Kürt direnişi ve özgürlük hareketinin kapitalizme ve ABD hegemonyasına karşı Türkiye emekçileriyle oluşturmaya başladığı yeni mücadele zeminleri.</p>
<p><strong>Roboski katliamı, bir yıldırma harekatı<br />
</strong></p>
<p>Roboski katliamından, KCK tutuklamalarına, Kandil’e hava bombardımanlarından BDP’ye karşı karalama kampanyalarına; milletvekillerini tutuklama heveslerinden toplantı ve gösterilere, medyaya, sendikalara yönelik baskılara kadar bütün yıldırma hareketlerinin birleşik iki amacı var: Kürt halkı ile özgürlük hareketi arasına kama sokmak, Kürt halkının mücadelesini Türkiyeli emekçilerin mücadelesinden tecrit etmek.</p>
<p>Roboski katliamı bu çerçevede anlam kazanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin “istihbarat hatası” tezi ise katliamın resmin bütünü içindeki anlamını karartıyor. CHP hükümetin “sınır ötesi”ne askeri güç sevketmesine izin veren tezkereyi onaylarken, özetle askeri seçeneğe “evet” derken askeri seçeneğin sivillere karşı yıldırma operasyonlarını kapsadığını da göz önüne almamış olamazdı. Kandil’e hava harekâtı sırasında Irak topraklarında sivil Kürtlerin de saldırıya uğradığı ve hayatlarını kaybettikleri kimse için sır değildi. O yüzden “istihbarat hatası” tezi Roboski’de 5-6 saat boyunca hedefin hazırlanmasından 34 köylünün havadan bombalanmasına kadar göz göre göre kesintisiz sürdürülen bir operasyonu açıklamaz, sadece karartır.</p>
<p>Hükümetin Genelkurmay’ın katliamla ilgili hiçbir şeyi açıklamayan açıklamasına dört elle sarılması ise TSK ile hükümet arasında halka karşı bağıtlanan yeni sözleşmenin en sonuncu kanıtı. Silahlı Kuvvetler Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığında siyasi hedefler bakımından AKP’yle aynı hat üzerinde durmakla birlikte görece özerk konumunu sürdürüyor. Silahlı Kuvvetler ile hükümeti yapıştıran zamk Kürt halkının özgürlük taleplerine kategorik karşı çıkışları. Roboski katliamından sadece bir hafta sonra Özel’in durumdan vazife çıkartarak Kürtçe’nin “eğitimde ve kamusal alanda” kullanılmasına karşı olduğunu ilan etmesi yeterince semptomatik. Özel, Silahlı Kuvvetlerin hükümetin itaatkâr memurundan çok, yeni statüko içindeki güvenlik partneri olduğunu bundan daha açık ifade edemezdi.</p>
<p><strong>Arap devrimleri ve “0 sorun” siyasetinin sonu</strong></p>
<p>2010 sonlarındaki Kürt sorununda “çözümün eli kulağında” havasından bugünkü statükoya varılmış olması nedensiz ve bir uluslararası bağlamdan yoksun değil. PKK ile MİT arasında çok olumlu sürdüğü söylenen “Oslo müzakereleri” “demokratik özerklik” temelinde bir çözümün mümkün olduğu varsayımı üzerinde yürütülüyordu. Görüşmelerin Öcalan’ın hazırladığı “protokoller”in Erdoğan tarafından reddi ile son bulduğuna dair bütün tarafların doğruladığı bilgiler başbakanın iktidar anlayışı göz önünde tutulduğunda mantıklı ve anlamlı görünüyor. Çünkü siyaseti iktidarı tekleştirme açısından gören Erdoğan için “demokratik, özerk Kürdistan” formülüne şu ya da bu şekilde “evet” demek AKP için Kürdistan’da iktidarı PKK ile paylaşmak, Erdoğan’ın iktidarını Türkiye’nin genişçe bir bölgesinde ebediyen bir muhalefet odağına terk etmesi anlamına gelecekti.</p>
<p>Komşularla “sıfır sorun” dış politikası da kısmen bu iktidar yürüyüşü hesabının ürünüydü. Kürt sorununa özgürlük değil güvenlik bakış açısından yaklaşan Davutoğlu ve Erdoğan, “Oslo müzakereleri” sürerken de Kürtlerle anlaşarak çözüm bulmaktan çok Araplarla ve Farslarla anlaşarak onları ezmek peşindeydiler ama “Arap devrimleri” sahneyi ansızın altüst etti. Süreci bu bakış açısından görmeyenlerin bugünkü duruma ansızın gelmişiz gibi düşünmeleri kısmen bundan.</p>
<p>“Arap devrimleri”nin radikal ilerleyişi ABD’yi devrimleri halkların ve işçi sınıflarından çalmak ve her yerde kapitalizmi ve Batı hegemonyasını tesis için orduları ve/veya siyasi İslamı iktidara yükseltmek üzere harekete geçmeye zorlayınca Washington Ankara’ya “model ortaklık”ın gereğini yerine getirmeye çağırmaksızın edemezdi. AKP, ABD’nin dümen suyunda Suriye’deki Müslüman Kardeşler ayaklanmasının yanında Baas rejimine karşı saldırıya geçti. Suriye “düşman” statüsüne geçti. Kürecik’e “füze kalkanı”na yol vermek zorunda kalınca İran ile Kürt özgürlük hareketine karşı ortaklığı akamete uğradı. İran Kürt özgürlük hareketiyle kısmi bir anlaşmaya vardı. İran bir “güvenlik sorunu” kaynağı olarak algılanmaya başladı.</p>
<p><strong>“Etnik yarılma” olasılığı</strong></p>
<p>Ne var ki, Ankara bambaşka bir uluslar arası güç dağılımı tablosu üzerinde, Kürdistan’ın dört parçasında “0 sorun”la gerçekleşeceği varsayılan askeri hazırlıklarını elverişsiz uluslar arası koşullarda sürdürmeye zorlanırken PKK de “Arap Devrimleri”ni arkasına alacağı varsayımıyla kendi hamlesini yaptı, “ateş kes”i sona erdirdi. Barış söyleminin yerini “savaşın hakikati” aldı.</p>
<p>AKP’nin esasen iç siyaset merkezli olarak kurguladığı siyasi saldırı sahnesini çevreleyen bir dehşet efekti olarak iş görmeye başlayan savaşın eninde sonunda “çözüm”e değil yok etmeye odaklı oluşu dolayısıyla karşılıklı ölüm ve kayıplara yol açması kaçınılmaz. Sürecin bu şekilde devamı halinde derinleşecek etnik yarılmalar aslında mükemmel bir barış ve çözüm formülü olan demokratik özerklik projesinin gerçekleştirilmesini ebediyen imkânsızlaştırabilir. Bu, özgürlük hareketini topyekûn bir paradigma değişikliğine sürüklediği takdirde Öcalan, PKK, HPG, DTK, BDP gibi çok çeşitli düzeylerdeki önderlik dinamikleriyle yürüyen Kürt özgürlük mücadelesinin uzun sürecek bir kafa karışıklığı dönemine girmesi de bütünüyle ihtimal dışı sayılmaz.</p>
<p><strong>Halkların Demokratik Kongresi</strong></p>
<p>Burada Emek, Demokrasi ve Özgürlük blokunun gelişerek sürdürdüğü Halkların Demokratik Kongresi’ne büyük önem kazanıyor. Sosyalizmin ve işçi hareketinin en acil görevi  Kürt halkına ve özgürlük hareketine, AKP diktatörlüğü ve ABD’nin bölgesel hâkimiyetine karşı mücadelesinde eşlik etmek. Kürt özgürlük mücadelesine yönelik saldırılarla işçi hareketine yönelik baskıların, Hopa’daki operasyonlarla Diyarbakır’daki operasyonların hedefleri bir ve aynı. AKP’nin diktatoryal yürüyüş takvimini rafa kaldırmak pekâlâ mümkün, yeter ki gerektiği yerde ve gerektiği biçimde bir ortak direnişi örebilelim. SGPH Konferansı bu hattın siyasal olarak derinleştirileceği en önemli zeminlerden biri olacaktır.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/direne-direne-ertugrul-kurkcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekmek ve Özgürlük Dergisi 18. Sayısı Çıktı!</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/politika/ekmekozgurluk-dergisi-18-sayisi-cikti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/politika/ekmekozgurluk-dergisi-18-sayisi-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 22:09:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1648</guid>
		<description><![CDATA[Ekmek&#38;Özgürlük Dergisinin 18. Şubat Ayı Sayısı Çıktı: &#8220;Sosyalizmin ve işçi hareketinin en acil görevi Kürt Halkına ve özgürlük hareketine, AKP diktatörlüğü ve ABD&#8217;nin bölgesel hakimiyetine karşı mücadele etmesine eşlik etmek&#8230;&#8221; Derginizi bayinizden istemeyi unutmayınız&#8230; İletişim Adres: Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, Tel Sok. No. 28, Kat 3, Beyoğlu-İstanbul E-posta: iletisim@ekmekveozgurluk.net Tel: 0212 293 6220 Bize ulaşabileceğiniz yerler: İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Mersin, Adana, Hatay, Antep, Kocaeli, Sakarya, Amasya, Turgutlu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Ekmek&amp;Özgürlük Dergisinin 18. Şubat Ayı Sayısı Çıktı: &#8220;Sosyalizmin ve işçi hareketinin en acil görevi Kürt Halkına ve özgürlük hareketine, AKP diktatörlüğü ve ABD&#8217;nin bölgesel hakimiyetine karşı mücadele etmesine eşlik etmek&#8230;&#8221; Derginizi bayinizden istemeyi unutmayınız&#8230;<span id="more-1648"></span></h3>
<h3><strong>İletişim</strong></h3>
<p><strong><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/EO-Kapak-cici-1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1653" title="E&amp;O Kapak cici (1)" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/EO-Kapak-cici-1-212x300.jpg" alt="" width="212" height="300" /></a>Adres: </strong>Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, Tel Sok. No. 28, Kat 3, Beyoğlu-İstanbul<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>E-posta:</strong> iletisim@ekmekveozgurluk.net</p>
<p><strong>Tel:</strong> 0212 293 6220</p>
<p><strong>Bize ulaşabileceğiniz yerler:</strong></p>
<p>İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Mersin, Adana, Hatay, Antep, Kocaeli, Sakarya, Amasya, Turgutlu, Giresun</p>
<p>Bu illerden ve ya yurt dışından dergimize ulaşmak için bize e-posta gönderebilirsiniz!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/politika/ekmekozgurluk-dergisi-18-sayisi-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İBF İşçileri Billur Tuz Direnişini Ziyaret Etti</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscileri-bu-kez-billur-tuz-direnisini-ziyaret-etti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscileri-bu-kez-billur-tuz-direnisini-ziyaret-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 16:15:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1655</guid>
		<description><![CDATA[1 Eylül&#8217;den bu yana gasp edilen kıdem tazminatları için seslerini duyuran İzmir Basma Fabrikası İşçileri, bu kez de İşçi Hakları Derneği ile birlikte, direnişlerinin 27. gününde olan Çiğli Billur Tuz Direnişindeki işçileri ziyaret etti&#8230; Geçtiğimiz hafta direnişlerinin 175. gününde olan Menemen Savranoğlu Deri Fabirakası&#8217;ndan sendikalı oldukları için atılan işçilerin direniş çadırına ziyarette bulunan İBF işçileri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>1 Eylül&#8217;den bu yana gasp edilen kıdem tazminatları için seslerini duyuran İzmir Basma Fabrikası İşçileri, bu kez de İşçi Hakları Derneği ile birlikte, direnişlerinin 27. gününde olan Çiğli Billur Tuz Direnişindeki işçileri ziyaret etti&#8230;<span id="more-1655"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/ibf1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1665" title="ibf" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/ibf1-300x154.jpg" alt="" width="300" height="154" /></a>Geçtiğimiz hafta direnişlerinin 175. gününde olan Menemen Savranoğlu Deri Fabirakası&#8217;ndan sendikalı oldukları için atılan işçilerin direniş çadırına ziyarette bulunan İBF işçileri, bu defa yine sendikalı oldukları için işlerinden atılan Çiğli Billur Tuz Fabrikası&#8217;ndan atılan işçilerin fabrika önündeki direnişlerini ziyaret ettiler.</p>
<p>Karşılıklı birlik, dayanışma ve mücadele sloganları atan işçiler fabrika önünde buluştuktan sonra, İşçi Hakları Derneği yönetim kurulu üyesi Cavit Uğur İBF işçilerinin durumuna değindi. &#8220;Türkiye&#8217;nin en zenginlerinden olan ve dünyanın sayılı zenginlerinden Koç ailesinin 250 işçinin tazminatlarını ödememek için bin bir türlü oyun oynadığını&#8221; söyleyen Uğur, &#8220;malesef bu işçilerin çoğu Koç ailesinin &#8216;tazminatlarınızın %60&#8242;ını alın gidin&#8217; teklifini kabul etmiştir. Ancak 50 kadar işçi bu teklifi reddederek haklarının tamamını istemektedir. Direnişini selamlıyoruz, hepimizin yolu açık olsun&#8221; diyerek sözlerine son verdi.</p>
<p>Ardından sendika yöneticileri ve işçiler ile sohbet edildi. Birlikte mücadele etmek adına neler yapılabileceği konuşuldu&#8230;</p><object width="580" height="435"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eqw4i6y82bY&amp;ap=%2526fmt%3D18" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed wmode="opaque" src="http://www.youtube.com/v/eqw4i6y82bY&amp;ap=%2526fmt%3D18" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="580" height="435"></embed></object><p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscileri-bu-kez-billur-tuz-direnisini-ziyaret-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İBF İşçilerinden Savranoğlu Direnişi Ziyareti</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscilerinden-savranoglu-direnisi-ziyareti/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscilerinden-savranoglu-direnisi-ziyareti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 17:37:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1627</guid>
		<description><![CDATA[7 yıl önce Giraud Ailesi ve Caroline Koç&#8217;un İzmir Basma Fabrikası&#8217;ndan atılan ve 1 Eylül&#8217;den bu yana İşçi Hakları Derneği (İŞHAKDER) ile birlikte gasp edilen kıdem tazminatlarını almak için sokaklarda olan İBF İşçileri, bu defa direnişlerinin 175. gününde olan Menemen Savranoğlu Deri İşçilerinin Direniş çadırını ziyaret etti.  1 Eylül&#8217;den bu yana İşçi Hakları Derneği ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/MD001151.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1629" title="MEDION Digital Camera" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/MD001151-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>7 yıl önce Giraud Ailesi ve Caroline Koç&#8217;un İzmir Basma Fabrikası&#8217;ndan atılan ve 1 Eylül&#8217;den bu yana İşçi Hakları Derneği (İŞHAKDER) ile birlikte gasp edilen kıdem tazminatlarını almak için sokaklarda olan İBF İşçileri, bu defa direnişlerinin 175. gününde olan Menemen Savranoğlu Deri İşçilerinin Direniş çadırını ziyaret etti. <span id="more-1627"></span></h3>
<p>1 Eylül&#8217;den bu yana İşçi Hakları Derneği ile birlikte haklarını almak için, Caroline Koç ve Giraud ailesinin evlerinin ve çeşitli fabrikalarının önünde <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1630" title="1" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-300x216.jpg" alt="" width="300" height="216" /></a>eylemler yapan, sendikaları tarafından dahi yarı yolda bırakılan işçiler, hem bir kez daha mücadelelerini bırakmadıkları duyurdular, hem de benzer bir şekilde işlerinden atılan ve tazminatları ödenmeyen Savranoğlu Deri İşçilerinin direnişini 175. gününde ziyaret ettiler.</p>
<p>Yol boyunca &#8220;Savranoğlu işçisi yalnız değildir&#8221;, &#8220;Tazminat hakkımız söke söke alırız&#8221;, &#8220;Sendika hakkımız engellenemez&#8221;, &#8220;Menemen işçine sahip çıksana&#8221;, &#8220;İşçilerin birliği sermayeyi yenecek&#8221; sloganları eşliğinde bildiri dağıtan İBF işçilerine Menemen halkı yol kenarlarından ve pencerelerden alkışlarla destek verdi. İşçiler <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1631" title="1 (1)" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-1-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a>fabrika önündeki direniş çadırına vardıklarında, Savranoğlu Deri İşçileri ve onları desteklemek için orada bulunanlar tarafından sloganlar ve halaylarla karşılandılar. &#8220;Birleşe birleşe kazanacağız&#8221; sloganının ardından direniş çadırına geçildi.</p>
<p>Deri-İş sendikası İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz, öncelikle direniş sürecini anlattı ve Savranoğlu direnişindeki işçilerin durumuna değindi. İşçilerin sendikalı oldukları için işten atıldığını söyleyen Alagöz, &#8220;patron bizi İstanbul&#8217;a sürdü. Ancak biz yılmadık. Gerekirse Rusya&#8217;ya kadar gideriz dedik ve orada da mücadelemize devam ettik. Neticede oradan da çıkarıldık&#8221; dedi. Ayrıca işçilere kıdem tazminatının ödenmediğini de söyledi.</p>
<p>Fabrikanın doğayı da katlettiğini ve yasa dışı yollardan kimyasal atık saldığını bütün kamuoyuna duyurduklarını belirten Alagöz, &#8220;ancak fabrika sahipleri <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1632" title="1 (2)" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-2-300x226.jpg" alt="" width="300" height="226" /></a>belediye meclis üyesi üzerinden çeşitli oyunlar aracılığıyla fabrikanın değil, yanındaki deponun mühürlenmesini sağladı&#8221; dedi.</p>
<p>Alagöz ayrıca yakın bir zamanda patronun tuttuğu otuz kadar kişi tarafından gece direniş çadırlarının saldırıya uğradığını ve bazı işçilerin yaralandığını söyledi. Ancak direnişlerinden vazgeçmediklerini ve haklarını alana kadar vazgeçmeyeceklerine değindi.</p>
<p>Bunun üzerine bir İBF işçisi de kendi durumlarını anlattı. Ardından söz alan İşçi Hakları Deneği yönetim kurulu üyesi Cavit Uğur, &#8220;aslında onların değimiyle <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1633" title="1 (3)" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1-3-223x300.jpg" alt="" width="223" height="300" /></a>aynı gemide olan biziz. Benzer bir şekilde işlerimizden atıldık ve hak gaspına uğradık. Direnişinizi izliyoruz, destekliyoruz ve örnek alıyoruz. Biz de bizim gibi emeği için, onuru için mücadele eden işçilerle dayanışmaya geldik. Gün birlik, dayanışma, mücadele günüdür&#8221; dedi.</p>
<p>Çadırda uzun süren sohbetin ardından İzmir&#8217;de süren bu ve bunun gibi diğer birçok işçi direnişi olduğu, sendikaların ve derneklerin bunun üzerinden bir araya gelmesi ve tüm bu hak gaspları için ortak eylemlilikler yapması gerektiğine değinildi.</p>
<p>Sohbetin ardından çadırda türküler söylendi. İBF işçileri yaklaşık 3 saat süren ziyaretin ardından karşılıklı sloganlar ve alkışlar eşliğinde direniş çadırından ayrıldı.</p><object width="580" height="435"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_SykZJlsst8&amp;ap=%2526fmt%3D18" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed wmode="opaque" src="http://www.youtube.com/v/_SykZJlsst8&amp;ap=%2526fmt%3D18" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="580" height="435"></embed></object><p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/emek/ibf-iscilerinden-savranoglu-direnisi-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;li Belediye: &#8220;Gidin Evinizde Cem Yapın!&#8221;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-belediye-gidin-evinizde-cem-yapin/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-belediye-gidin-evinizde-cem-yapin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jan 2012 13:34:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1641</guid>
		<description><![CDATA[CHP’li Avcılar Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri dün sabah saatlerinde Yeşilkent Pirsultan Cemevi’nin kapısını kırarak baskın yaptı. Zabıta ekipleri, inşaat halindeki Pir Sultan Cemevi içinde bulunan Alevilerin bağışladığı masalar, sandalyeler, minderler, kilimler, sobalar, cem sırasında kullanılan asa, kilim, yastıklar ve duvarda asılı bulunan resimleri topladı. CEMEVİNİ SAVUNANLARA SALDIRI Zabıta ekipleri cemevinin içindeki kullanılan eşyaları toplamaya çalılşırken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>CHP’li Avcılar Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri dün sabah saatlerinde Yeşilkent Pirsultan Cemevi’nin kapısını kırarak baskın yaptı. Zabıta ekipleri, inşaat halindeki Pir Sultan Cemevi içinde bulunan Alevilerin bağışladığı masalar, sandalyeler, minderler, kilimler, sobalar, cem sırasında kullanılan asa, kilim, yastıklar ve duvarda asılı bulunan resimleri topladı.<span id="more-1641"></span></h3>
<p><strong>CEMEVİNİ SAVUNANLARA SALDIRI</strong></p>
<p>Zabıta ekipleri cemevinin içindeki kullanılan eşyaları toplamaya çalılşırken, cemevine gelen Pir Sultan Cemevi üyeleri, zabıta ekiplerine direnmek istedi. Zabıta ekipleri, Pir Sultan Abdal üyelerine saldırdı. Zabıta ekipleri saldırının ardından, zabıta kamyonetine yükledikleri cemevinde kullanılan eşyaları alarak cemevinden ayrıldılar.</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1327154129.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1642" title="1327154129" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/1327154129-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Pir Sultan Abdal üyesi alevi yurttaşlar, zabıta ekiplerinin ilk olarak geçen Salı günü cemevine gelerek, cemevi tabelasına sökmek istedijklerini, ancak kend,ilerinin buna izin vermediklerini ifade ettiler. Salı günü gelen zabıta ekiplerine tepki gösteren alevi yurttaşlar, zabıta ekiplerinden tabeayı almaları için yasal bir izin belgeleri olup olmadığını sordular.</p>
<p><strong>&#8216;GİDİN EVİNİZDE TOPLANIN&#8217;</strong></p>
<p>Zabıta ekipleri, tabelanın sökülmesi için yasal izinleri bulunmadığını, kendilerine geçilen anons üzerine geldiklerini belirttiler. Bunun üzerine tabelanın indirilmesinin yasal olmadığını söyleyen Alevi yurttaşlar, tabelanın sökülmesine izin vermedi. Ancak zabıta ekipleri ertesi gün sabaha karşı tekrar gelerek, tabelayı söktüler. Pir Sultan Abdal üyesi alevi yurttaşlar bunun üzerine cemevi önünde basın açıklaması gerçekleştirerek tepkilerini bir kez daha gösterdiler. Zabıta ekipleri dün yine cemevinde kimsenin olmadığı bir saatte kapıları kırıp, cemevi içinbde bulunan eşyaları çıkarıp aldı.</p>
<p>Yeşilkent Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Deniz Türkmenoğlu, geçen günlerde Colombia’da bir yoksul mahallenin tepesine 6.7 milyon dolara yapılan yürüyen merdiveni hatırlatarak, sosyal demokrat geçinen bir belediyenin, yoksul bir mahallede halkın kendi kendine inşa etmeye çalıştığı bir yeri engellemeye çalıştığını ifade etti. Türkmenoğlu, 19 aralıkta Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Kaya ile yaptıkları görüşmede, kendilerine gidip evlerinde cem yapmalarını nasihat ettiğini söyledi. Türkmenoğlu, bunun üstüne her perşembe günü toplu olarak cem yapıp bir arada durmaya, yardımlarla ve dayanışmayla cemevi faaliyetlerini sürdürmeye çalıştıklarını söyledi.</p>
<p><em><strong>Kaynak: Birgün</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/chpli-belediye-gidin-evinizde-cem-yapin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakimlerin Bulamadığı Örgüt&#8230;</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/hakimlerin-bulamadigi-orgut/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/hakimlerin-bulamadigi-orgut/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 17:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1611</guid>
		<description><![CDATA[Hrant Dink cinayeti davasında AKP iktidarına muhalif  herkesi ağır cezalara çarptıran Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin &#8220;örgüt yok&#8221; kararı vermesi, hükumetinden yargısına herkesin suçluları aklamaya çabaladığının resmiydi. Ancak İstanbul valisinden Trabzon il jandarma komutanlığına, istihbarat teşkilatına kadar, devletin bir çok teşkilatının cinayeti nasıl örgütledikleri gün gibi ortada&#8230; Bu Örgüt Kimlerden Oluşuyor? DÖNEMİN İSTANBUL VALİSİ MUAMMER GÜLER: Dink, 2004’te [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/savci-orgut-de-var-fazlasiyla-delil-de.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1612" title="savci-orgut-de-var-fazlasiyla-delil-de" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/savci-orgut-de-var-fazlasiyla-delil-de-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a>Hrant Dink cinayeti davasında AKP iktidarına muhalif  herkesi ağır cezalara çarptıran Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nin &#8220;örgüt yok&#8221; kararı vermesi, hükumetinden yargısına herkesin suçluları aklamaya çabaladığının resmiydi. Ancak İstanbul valisinden Trabzon il jandarma komutanlığına, istihbarat teşkilatına kadar, devletin bir çok teşkilatının cinayeti nasıl örgütledikleri gün gibi ortada&#8230;<span id="more-1611"></span></h3>
<p><strong>Bu Örgüt Kimlerden Oluşuyor?</strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN <span style="color: #000000;">İSTANBUL</span> VALİSİ MUAMMER GÜLER:</strong> Dink, 2004’te valiliğe çağrılarak iki kişi tarafından tehdit edildiğini söylemişti. Ayrıca Trabzon Emniyeti’nin Dink’in öldürülmesiyle ilgili düzenleyip <span style="color: #000000;">İstanbul</span>’a gönderdiği istihbarat evrakı Vali Güler’in masasına geldi. Ancak vali hiçbir şey yapmadı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN <span style="color: #000000;">İSTANBUL</span> EMNİYET MÜDÜRÜ <span style="color: #000000;">CELALETTİN CERRAH</span>: </strong>Cinayetin hemen ardından “Örgüt bağlantısı yok. Milliyetçi duygularla işlenmiş bir cinayet” yorumunu yaptı. Trabzon Emniyeti’nin gönderdiği ‘<span style="color: #000000;">Yasin Hayal</span>’in Dink’i öldürme planı yaptığı ve eylemin ardından <span style="color: #000000;">İstanbul</span>’da kalacağı yerlerin anlatıldığı’ istihbarat evrakını işleme koymadı. “Evrak düşük kodlu, bana ulaşmadı” diyerek kendini aklamaya çalıştı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN TRABZON EMNİYET MÜDÜRÜ REŞAT ALTAY: </strong>Dink’in öldürüleceği konusunda Trabzon Emniyeti’ne 17 kez ihbar yapılmıştı. Bu ihbarlar <span style="color: #000000;">İstanbul</span>’a bildirildi. Ancak Trabzon ayağında gerekli önlemler alınmadı. <span style="color: #000000;">Erhan Tuncel</span>’in telefonu cinayet gününe kadar dinleniyordu. Polisin Tuncel’le telefon görüşmesi cinayetten iki hafta öncesine dek sürmüştü&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN <span style="color: #000000;">İSTANBUL</span> VALİ YARDIMCISI ERGUN GÜNGÖR: </strong><span style="color: #000000;">Hrant Dink</span>’i valiliğe çağıran isimdi. MİT mensubu olduğu söylenen kişilerin kimliğini mahkemeye ve <span style="color: #000000;">TBMM</span> <span style="color: #000000;">Hrant Dink</span>Cinayetini Araştırma Alt Komisyonu’na açıklamadı&#8230; </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI <span style="color: #000000;">RAMAZAN</span> AKYÜREK: </strong>Hayal ve Tuncel, 24 Ekim 2004’te McDonald’s’ı bombaladıklarında Trabzon Emniyet Müdürü’ydü. Daire Başkanı olduğu dönemde Trabzon Emniyeti’nin ‘Dink’in öldürüleceğine’ dair 17 Şubat 2006 tarihli yazısına karşın kılını kıpırdatmamıştı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>TRABZON İL JANDARMA KOMUTANI ALİ ÖZ:</strong> Cinayet konusunda jandarmanın detaylı bilgisi olduğu ortaya çıkmıştı. <span style="color: #000000;">Yasin Hayal</span>’in eniştesi Coşkun İğci, jandarmaya Dink cinayeti konusunda bilgi verdiğini söylemişti. Bu bilginin iletildiği Öz, konunun araştırılması ya da önlem alınması yönünde yine hiçbir şey yapmadı. Bu kapsamda Trabzon’da yargılanan Öz, yalnızca ‘görevi ihmal suretiyle kötüye kullanmaktan’ 6 ay hapis cezası aldı&#8230; </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DÖNEMİN TRABZON TERÖRLE MÜCADELE ŞUBE MÜDÜRÜ YAHYA ÖZTÜRK:</strong> <span style="color: #000000;">Yasin Hayal</span>’in ifadesine göre Yahya Öztürk, “Bu bayrak düştü. Ya Erhan ya da Yasin yerden kaldıracak” demişti. Baba Hayal’in ifadelerine göre de Yahya Öztürk, oğlunu McDonald’s saldırısından az bir cezayla kurtarmayı vaat etmişti&#8230; </span></p>
<p><strong><strong>DÖNEMİN EMNİYET İSTİHBARAT C ŞUBE MÜDÜRÜ ALİ FUAT YILMAZER:</strong> </strong>Yılmazer&#8217;in cinayetteki rolü, Tayyip Erdoğan imzalı Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda yazılı. Raporda, istihbarat bilgisine rağmen Dink&#8217;i korumamakla suçlandı. Ancak ona yönelik olarak da hiçbir soruşturma açılmadı&#8230;</p>
<p><strong>BBP&#8217;Lİ ERHAN TUNCEL:</strong> 2004 yılında McDonalds&#8217;a atılan bombayı imal ederek Yasin Hayal&#8217;e verdi ama yargılanmadı. Trabzon Emniyetinin muhbiri oldu&#8230; Tuncel, ifadesinde Akyürek&#8217;e &#8220;Ramazan Abi&#8221; şeklinde hitap ediyor. Eski Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun Erhan Tuncel ile fotoğrafı ortaya çıktı&#8230;</p>
<p><strong><strong>BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ:</strong> </strong>Dink&#8217;in öldürülmesiyle Büyük Birlik Partisi arasındaki bağlantı, TİB&#8217;in olay yeri kayıtlarıyla daha net anlaşıldı. Dönemin Trabzon Alperen Ocakları Başkanı Mustafa Öztürk ile telefon bağlantısı olan kişilerin cinayet sırasında olay yerinde olan 5 farklı telefon ile irtibatta olduğu ortaya çıktı. Trabzon Emniyeti&#8217;nin de Mustafa Öztürk&#8217;ün dinleme kayıtlarını savcıya yalan söyleme pahasına gizlediği resmi belgelere yansıdı. Ayırca Dink&#8217;in öldürüldüğü mermileri temin eden sanık Salih Hacısalihoğlu da BBP ile bağlantılı. Babası 2004 yerel seçimlerinde BBP&#8217;den Belediye Başkan adayı olmuştu. Hrant Dink&#8217;in katili Ogün Samast da Alperen ocaklarıyla ilişkiliydi.</p>
<p><strong>Yargıtay eğer mahkemenin &#8220;örgüt yok&#8221; kararını değiştirmezse, Yasin Hayal 5 yıllık tutuklama süresini doldurduğundan tahliye edilecek. Ayrıca cinayetin arkasındaki gerçek isimlerin hepsi aklanacak ve hiçbir ceza almayacaklar. Hrant Dink&#8217;i gerçekte &#8220;kimlerin&#8221; öldürdüğü sorusu devlet tarafından rafa kaldırılmış olacak&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Ekmek&amp;Özgürlük</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/hakimlerin-bulamadigi-orgut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mersin &#8216;de Binler Haykırdı: Ülkemizde Savaş İstemiyoruz!</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/mersin-de-binler-haykirdi-ulkemizde-savas-istemiyoruz/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/mersin-de-binler-haykirdi-ulkemizde-savas-istemiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 14:07:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1621</guid>
		<description><![CDATA[Mersin Emek ve Demokrasi Platformu “Savaşa hayır, ülkemizde ve bölgemizde savaş istemiyoruz” şiarıyla Metropol alanında “Barış mitingi” düzenledi. Mersin Devlet Hastanesi önünde bir araya gelen binlerce kişi miting alanına yürüdü. Yürüyüşe BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü&#8217;de katıldı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu “Savaşa hayır, ülkemizde ve bölgemizde savaş istemiyoruz” şiarıyla Metropol alanında “Barış mitingi” düzenledi. Mersin Devlet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Mersin Emek ve Demokrasi Platformu “Savaşa hayır, ülkemizde ve bölgemizde savaş istemiyoruz” şiarıyla Metropol alanında “Barış mitingi” düzenledi. Mersin Devlet Hastanesi önünde bir araya gelen binlerce kişi miting alanına yürüdü. Yürüyüşe BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü&#8217;de katıldı.<br />
<span id="more-1621"></span></h3>
<p>Mersin Emek ve Demokrasi Platformu “Savaşa hayır, ülkemizde ve bölgemizde savaş istemiyoruz” şiarıyla Metropol alanında “Barış mitingi” düzenledi. <a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/DSCI0377.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1622" title="DSCI0377" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/DSCI0377-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Mersin Devlet Hastanesi önünde bir araya gelen binlerce kişi miting alanına yürüdü. BDP-Blok Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, BDP il ve ilçe yöneticileri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, İHD ve KESK’in yanı sıra binlerce yurttaşın katıldığı mitingde “Direne direne kazanacağız”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Şehît namirin”, “Öcalan’a özgürlük” sloganları atılırken, “AKP’ye karşı barış için savaşacağız”, “Kandil’de sivil katliam”, “Susma haykır savaşa hayır” dövizleri taşındı. Öte yandan annelerin boyunlarına taktıkları sarı, kırmızı ve yeşil fularlar renkli görüntülere sahne oldu.</p>
<p>Açılış konuşmasını yapan Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Yusuf Kaya, AKP iktidarının uyguladığı sosyal, ekonomik ve siyasal politikalarla ülkeyi sermayenin ihtiyaçlarına göre uygun olarak yapılandırdığını ve yönettiğini vurgulayarak, kamusal alanın talan edilerek başta eğitim olmak üzere sağlık ve sosyal güvenliğin sermayenin insafına bırakıldığını belirtti. AKP’nin ülke halklarına açlık, sefalet, şiddet ve yoksulluktan başka bir şey vermediğini kaydeden Kaya, “Nereye kazma vurulsa insan kemikleri fışkırıyor. Kürt sorununda çözümsüzlükte ısrar yüzünden ülke kaynakları savaş politikalarına harcanmıştır. Roboski’de parçalanan 34 yurttaşın sesini duydun mu? Hayatını kaybeden 50 bin Kürt ve Türk çocuğunun annesinin sesine neden kulak vermiyorsun?” diye sordu.</p>
<p><strong>‘YURTTA SAVAŞ DÜNYADA SAVAŞ’ DİYORLAR</strong></p>
<p>Ardından platforma çıkan BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, kitleyi Kürtçe, Arapça ve Türkçe selamlayarak sözlerine başladı. İşçilerin bütün insanlık için mücadele etmemesi durumunda kendi haklarını da kazanamayacaklarını ifade eden Kürkçü, Türkiye’yi yönetenlerin Cumhuriyet’in belki de en önemli kazanımlarından biri olan “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini tersine çevirdiğine dikkat çekerek, “Yurtta savaş dünyada savaş diyorlar. Kendi halkları ile komşularıyla savaşıyorlar ve savaşa hazırlanıyorlar. Roboski katliamı da bu savaş hazırlıklarının bir sonucudur. Roboski’de 34 köylü yanlışlıkla öldürülmedi. Köylüler Kürt halkına, Türkiye halklarına gözdağı olsun diye göz göre göre öldürüldü. Bu cinayetin hesabını soracaksınız, soracağız” dedi.</p>
<p>Cinayetlerin hesabının sorulmadan barışın mümkün olamayacağının altını çizen Kürkçü, şunları söyledi: “Hükümete sınır ötesine asker yollama, uçak yollama yetkisini gönderenler düşünsün. Sınır ötesi dediğiniz de sınırın içi, birbirinden ayrılmaz. Sınır ötesine, sınır ötesi derseniz kendi halkınızı vurursunuz. O yüzden hükümeti, Meclis’teki tüm partileri barışa davet etmek, barışa zorlamak için çabalarımızı arttırmanızı, omuz omuza barış mücadelesini emek mücadelesi ile birleştirmenizi, halkların özgürlük mücadelesini emeğin kurtuluş mücadelesi ile bağlamanızı, bütün gücümüzle destekliyoruz. Hepinizle onur ve gurur duyuyoruz. Mücadeleniz mücadelemizdir. Barış için özgürlük için savaşa devam.”</p>
<p><strong>‘SAVAŞA EVET DEMEK ALÇAKLARIN İŞİ’</strong></p>
<p>CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da, emekçilere hitaben “Kandan beslenen emperyal güçlere hayır demek için geldiniz. Emperyal güçlerin taşeronu olan AKP’ye de hayır demeye geldiniz” diyerek, savaşa “Evet” demenin alçaklara ait bir iş olduğunu belirtti. Atıcı, “Savaşa şiddete hayır, özgürlük ve hakların kardeşliğine ‘Evet’ demek için geldiğinizi biz buradan çok iyi hissediyoruz” dedi. Kürkçü, Kaya ve Aytuğ konuşmaların ardından güvercin uçurdu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/mersin-de-binler-haykirdi-ulkemizde-savas-istemiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gözaltında kadınlara taciz ve işkence</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/toplumsal-cinsiyet/gozaltinda-kadinlara-taciz-ve-iskence/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/toplumsal-cinsiyet/gozaltinda-kadinlara-taciz-ve-iskence/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 14:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1607</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da Roboski katliamı protesto eylemine polisin müdahale etmesi sonucu gözaltına alınan kadınlar ince arama, taciz ve şiddete maruz kaldılar. Gözaltına alınırken uğradığı şiddeti anlatan İlkay Özkan Kartal: &#8220;Esenyurt Emniyet Müdürü Yardımcısı &#8216;bir kadınla mı baş edemiyorsunuz?&#8217; diyerek o da fırlayıp geldi ve saçlarımdan çekti, omzuma vurmaya başladı.&#8221;  İstanbul&#8217;da Roboski katliamı protesto eylemine polisin müdahale etmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>İstanbul&#8217;da Roboski katliamı protesto eylemine polisin müdahale etmesi sonucu gözaltına alınan kadınlar ince arama, taciz ve şiddete maruz kaldılar. Gözaltına alınırken uğradığı şiddeti anlatan İlkay Özkan Kartal: &#8220;Esenyurt Emniyet Müdürü Yardımcısı &#8216;bir kadınla mı baş edemiyorsunuz?&#8217; diyerek o da fırlayıp geldi ve saçlarımdan çekti, omzuma vurmaya başladı.&#8221; <span id="more-1607"></span></h3>
<p>İstanbul&#8217;da Roboski katliamı protesto eylemine polisin müdahale etmesi sonucu gözaltına alınan, darp ve taciz edilen kadınlar İHD&#8217;de basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Gözaltına alınan ve şiddete uğrayan Esenyurt eski DTP Eş Başkanı İlkay Özkan Kartal yaşadıklarını şu şekilde aktardı: &#8220;Açıklama bitmeden önce, tacizlere başladılar. İnsanları dağıtmak istediler. Biz tekrar öteye gidip kol kola girdik, baskı ve tacizlere dur diyebilmek için. O sırada, kadınlar hedef gösterildi. O anda beni kadın arkadaşlarımın arasından çekip aldılar. Yere yatırıp suyun içinde gerek sivil gerek çevik kuvvet darp etmeye başladı. Bacaklarıma, belime vurup saçlarımdan çekmeye başladılar. O sırada Esenyurt Emniyet Müdürü Yardımcısı &#8216;siz ne yapıyorsunuz bir kadınla mı baş edemiyorsunuz?&#8217; diyerek o da fırlayıp geldi ve saçlarımdan çekti omuzuma vurmaya başladı. &#8221;</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/polistacizi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1608" title="polistacizi" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/polistacizi-300x142.jpg" alt="" width="300" height="142" /></a>Kartal, saldırının polis arabasında da devam ettiğini belirterek şöyle devam etti: &#8220;Çevredeki insanların görüp tepki göstermesi üzerine, beni arabanın yanına çekip taciz etmeye başladılar. Belime ve farklı yerlerime vurdukları için ciddi bir şekilde kanamam başladı. Bu durumu belirtmemize ve tepki göstermemize rağmen saldırı devam etti. Kadınlar bana yardımcı olmak istedi ancak onları da tartaklayarak, taciz ederek arabaya sokmaya çalıştılar. Bizimle birlikte 4 erkek arkadaşta şiddete maruz kaldı. Arabanın içine koydukları zaman &#8216;Siz nasıl direnirsiniz&#8217; dediler. Beni koltuğun altına alıp hem şiddet uyguladılar hem de taciz etmeye başladılar.&#8221;</p>
<p>Bu uygulamaların demokrasiden yana olanların sesini kısılması adına yapıldığını ifade eden Kartal, &#8220;Bu uygulamalarla biz hiçbir şekilde bu baskı ve işkenceye boyun eğmeyeceğiz. Her zaman bunun karşısında duracağız&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Kadınlar adına konuşma yapan Tülay Korkutay, Esenyurt&#8217;ta 8 Ocak günü yapılan eylemde, polisin müdahalesini protesto etmek isteyen kadınlara polisin saldırdığını ve 10 kadın toplam 14 kişinin darp edilerek gözaltına alındığını anlattı.</p>
<p>Korkutay yaşanan olay sırasında, Sosyalist Dayanışma muhabirinin de darp edilerek gözaltına alındığını belirtti.</p>
<p>Vatan Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne götürülen Esin Yıldız&#8217;a da ince aramanın dayatıldığını ve bunu kabul etmeyen Yıldız&#8217;ın polis şiddetine maruz kaldığını ifade eden Korkutay, &#8220;Bütün süreci protesto etmek için açlık grevi başlattığımızda şeker verilmemiştir&#8221; dedi.</p>
<p>Toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefetten gözaltına alınmalarına rağmen sevcılıktan hakime giden dosyaya son anda &#8216;terör örgütü probagandası&#8217; ve &#8216;yasadışı eylem&#8217; ithamlarının eklendiğini açıklayan Tülay Korkutay, mahkeme tarafından Esin Yıldız&#8217;ın tutuklandığını belirterek serbest bırakılmasını istedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/toplumsal-cinsiyet/gozaltinda-kadinlara-taciz-ve-iskence/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>On Binler Haykırdı: Bu Dava Böyle Bitmeyecek!</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/on-binler-haykirdi-bu-dava-boyle-bitmeyecek/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/on-binler-haykirdi-bu-dava-boyle-bitmeyecek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 20:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1594</guid>
		<description><![CDATA[Gazeteci Hrant Dink&#8217;in katledilişinin beşinci yılında, onbinlerce kişinin katıldığı yürüyüş ardından Agos gazetesi önünde basın açıklaması yapıldı. Mahkemenin cinayet ile ilgili olarak &#8220;örgüt yok&#8221; kararı vermesinin de protesto edildiği yürüyüşün ardından basın açıklamasını okuyan Karin Karakaşlı, “Gün sadece söz söyleme değil, söz vermek zamanı” dedi.  İstanbul Şişli&#8217;de 19 Ocak 2007&#8242;de öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink&#8217;i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Gazeteci Hrant Dink&#8217;in katledilişinin beşinci yılında, onbinlerce kişinin katıldığı yürüyüş ardından Agos gazetesi önünde basın açıklaması yapıldı. Mahkemenin cinayet ile ilgili olarak &#8220;örgüt yok&#8221; kararı vermesinin de protesto edildiği yürüyüşün ardından basın açıklamasını okuyan Karin Karakaşlı, “Gün sadece söz söyleme değil, söz vermek zamanı” dedi. <span id="more-1594"></span></h3>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/ef46a386-4.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1595" title="ef46a386-4" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/ef46a386-4-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>İstanbul Şişli&#8217;de 19 Ocak 2007&#8242;de öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink&#8217;i anmak için 50 bin üzerinde kişinin katıldığı sesiz yürüyüş yapıldı. Taksim Meydan’ında başlayan, Agos gazetesi önünde son bulan yürüyüş ardından Hrant’ın Arkadaşları bir basın açıklaması yaptı.</p>
<p>Hrant&#8217;ın Arkadaşları adına Karin Karakaşlı&#8217;nın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“19 Ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman da olmadı. Zaten bu topraklarda ayrı ayrı yaşatılmış ne kadar acı varsa, hiçbirinin anma günü olmadı. Herkes acısının yaşatıldığı o tarih geldiğinde, kendince, bir başına kahroldu.</p>
<p>Sonra 23 Ocak günü geldi. Bundan beş yıl önceydi. &#8216;Türklüğü tahkir ve tezyif&#8217;ten mahkûm edilen, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Çünkü Hrant Dink bu ülkenin bütün acılarının dermanına talipti. Onu güpegündüz, şimdi durduğumuz bu kalabalık Halaskargazi Caddesi üzerinde sırtından vurdular. Hepimizi de o cinayete görgü tanığı kıldılar.</p>
<p>O cenaze gününde 1915&#8242;i, Dersim&#8217;i, Maraş&#8217;ı, Çorum&#8217;u, tekmil faili meçhulleri, ihtilalleri, olağanüstü halleri, bitmek bilmez darbe girişimlerini buluşturduk. Kompartıman usulü ayrı ayrı yaşamamız buyrulmuş ne varsa, bir kıldık. Büyük oyunu onun birleştirici ruhuyla bozduk.</p>
<p>Onu bir kez de öldürmediler sevgili canlar. Önce Sabiha Gökçen haberi üzerine Genelkurmay&#8217;ın bildirisiyle öldürdüler. İstanbul valiliğinde MİT mensuplarınca tehdit edilirken öldürdüler. Hrant Dink&#8217;i, barış yolunu gösteren yazılarından cımbızladıkları, cümlelerle</p>
<p>&#8220;Türk düşmanı&#8221; ilan ederek öldürdüler. Her yazıya, her söyleşiye nefes tüketir, kendini izaha mecbur hissederken öldürdüler. Agos&#8217;un önünde &#8220;Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir&#8221; diye bağırırlarken öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koşturtur, bilirkişi raporuna rağmen ısrarla mahkûm ederken ve o mahkûmiyeti onaylamakta beis görmezken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kimbilir daha ona, bizlere hiç söylemediği neler neler yaşatırken öldürdüler.</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/373c8742-31.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1597" title="373c8742-3" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/373c8742-31-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Silinen telefon görüşmeleri, karartılan deliller, gizlenen bilgiler, imha edilen raporlar, başlatılmayan ya da kapatılan soruşturmalar, zamanaşımından aklanan istihbarat memurları birbirini izledi.</p>
<p>Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz olmak üzere Ergenekon sanığı pekçok ismin daha Hrant Dink sağken, mengeneye dönüşen yargı süreci ve linç kampanyalarını hazırladıkları biliniyordu. Derken Kafes eylem planı da ortaya çıktı. Gel gör ki, bu davanın Ergenekon ile bağlantısı bir türlü kurulamadı.</p>
<p><strong>&#8216;DÖRT YANIMIZDAN YALANLARLA SARDILAR BİZİ&#8217;</strong></p>
<p>Dört yanımızdan yalanlarla sardılar sarmaladılar bizi. Tam beş yıldır böyle bu. En sonunda iki kişi verdiler elimize. Bununla yetinin dediler. Yeter de artar hepinize.</p>
<p>Ortada zaten silahlı terör örgütü olmadığına göre onun yöneticisi ve üyeleri de yok. Ve beraat eden Erhan Tuncel&#8217;in hemen o akşam tahliyesi öyle büyük bir aciliyet ki, telaşta bir sanıkla ilgili hüküm kurmayı unutmuşlar. Tuncel şimdi ilim irfana adanmak üzere taze bir üniversite adayı. Böyle gözümüze baka baka, yangından mal kaçırır gibi verdiler bu kararı. Müdanaasızlığı da onun arkasındaki devasa korkuyu da gördük. Devlet çıplak dedik. Devlet çıplak.</p>
<p><strong>&#8216;AYIPTIR, ZULÜMDÜR, GÜNAHTIR&#8217;</strong></p>
<p>İyelik eki kolay kullanılmıyor. Burası benim ülkem de bu devlete benim devletim diyebilir miyim? Cumhurbaşkanım, Başbakanım, Bakanlarım, Hükümetim, Muhalefetim, Meclisim&#8230; Böyle diyebilmek için tek bir seçeneğim var. Bu kepazeliğe bir son verin artık. Yargıtay, cinayete giden süreçteki rolüne inat, bir kez de adalet adına temyiz mekânı olsun. Bunları yapmak borçtur, yükümlülüktür, şarttır. Çünkü bize yaşatılan &#8216;ayıptır, zulümdür, günahtır.&#8217;</p>
<p>Hrant Dink&#8217;i hepimiz kaybettik ama biz Ermeniler için onun kaybı takdir edersiniz ki başka bir yoksunluk. 1915&#8242;te Anadolu&#8217;da kafilelerce insan aç-susuz çölün ortasına sürülmeden önce bir Nisan günüyle 250&#8242;ye yakın Ermeni aydın Haydarpaşa Garı&#8217;ndan trenlere konup Ayaş&#8217;a sürgüne gitti. İçlerinden sadece birkaçı geri dönebildi.</p>
<p>Anlayacağınız önce sesimizi aldılar elimizden. Bu insanlar Osmanlı Meclisinde mebustu, yazardı, gazeteciydi, çevirmendi, doktordu, avukattı. Ermeni halkına hizmet kadar Osmanlılığa inanır, Meşrutiyet sonrası bayram geleceğini sanırdı. Öyle olmadı.</p>
<p><strong>&#8216;HRANT DİNK ÖLDÜRÜLEN ERMENİ AYDINLARIN SON HALKASIDIR&#8217;</strong></p>
<p>Bugün burada içlerinden birkaçının adını anacağım. İsmi çağrılan duyar, gelir, &#8216;Burada&#8217; der: Rupen Sevag, Siamanto, Taniel Varujan, Diran Kelekyan, Yerukhan, Rupen Zartaryan, Hampartsum Boyacıyan, Sımpad Pürad, Khyan Parsekhyan, Krikor Zohrab&#8230; Hrant Dink bu aydınların son halkasıdır. O yüzden de 2007, 1915&#8242;e geri ışınladı hepimizi. Demek hâlâ hakkıyla Ermeni ve bir o kadar da yurtsever olan bir insanı öldürmek bu kadar kolaydı. Bu kadar mübahtı.</p>
<p>Tarihi inkâr ede ede geldik bu noktaya dayandık. Şu kaldırıma dikilen taş, Hrant Dink kadar diğer bütün susturulmuş aydınların ve isimsiz mezarsız kurbanların da simgesi olsun.</p>
<p>Bu son kararla birlikte şimdi bir kez daha 19 Ocak 2007 cinayet günündeyiz. Hrant Dink operasyonlarla daraldığımız, komplolarla bunaldığımız bugünlerde özellikle yanyana görmek isterdi hepimizi. Anlaşılan o ki koca bir devlet böyle bir Ermeni vatandaşının yaşamıyla da ölümüyle de ne yapacağını bilemedi. Şimdi biz ona öğreteceğiz hep birlikte demek ki.</p>
<p><strong>&#8216;DİNK DOSYA DEĞİL Kİ KAPATASIN&#8217;</strong></p>
<p>Dosya kapandı diyorlar bize. Kapandı mı bu dosya? Hrant Dink dosya değil ki kapatasın, o bir yara&#8230; Artık köprüden önceki son çıkıştayız. Oradan hakkıyla geçmeden tamamlanacak ödeşme, kurulacak düş, inanılacak adalet, yaşanacak memleket yok. Öbür türlüsü sadece yalan olur ve bir gün başımıza yıkılır. Altında kalırız hep birlikte.</p>
<p>O yüzden gün, sadece söz söylemek değil söz vermek zamanı.</p>
<p>&#8220;Söz verelim mi birbirimize? Bu dava daha bitmedi.</p>
<p>&#8220;Söz verelim mi birbirimize? İnsanlık daha ölmedi.</p>
<p>&#8220;Söz verelim mi birbirimize? Devlet daha hesabını vermedi.</p>
<p>&#8220;Sözümüz söz olsun. Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır. Aksi için uğraşan hepimize helal olsun.&#8221;</p>
<p><strong><em>Kanyak: ANF</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/on-binler-haykirdi-bu-dava-boyle-bitmeyecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Biz Bitti Demeden, Bu Dava Bitmez!”</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/biz-bitti-demeden-bu-dava-bitmez/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/biz-bitti-demeden-bu-dava-bitmez/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 18:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Kürkçü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1591</guid>
		<description><![CDATA[Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel, TBMM’de, Halkların Demokratik Kongresi adına, Hrant Dink cinayeti davası kararını değerlendiren bir basın açıklaması yaptı. Kürkçü ve Tüzel, &#8220;ülkenin birçok yerinde duymayanlara sesimizi bir kez daha duyurmak için sokaklarda olacağız&#8221; diyerek herkesi 19 Ocak&#8217;ta Agos Gazetesi önüne çağırdı. Açıklamanın tam metni şöyle: Hrant Dink’i katleden örgüt,  Özel Yetkili Ağır Ceza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel, TBMM’de, Halkların Demokratik Kongresi adına, Hrant Dink cinayeti davası kararını değerlendiren bir basın açıklaması yaptı. Kürkçü ve Tüzel, &#8220;ülkenin birçok yerinde duymayanlara sesimizi bir kez daha duyurmak için sokaklarda olacağız&#8221; diyerek herkesi 19 Ocak&#8217;ta Agos Gazetesi önüne çağırdı.<span id="more-1591"></span></h3>
<p>Açıklamanın tam metni şöyle:</p>
<p>Hrant Dink’i katleden örgüt,  Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla aklandı. Hrant’ın kanı henüz yerdeyken Başbakan bu cinayetin aydınlatılmasının “namus meselesi” olduğunu söylemişti. Ama İçişleri Bakanlığı ve hükümet parmakların kendilerine uzandığı polis şefleri ve valilerin soruşturulmasına izin vermeyerek devlet içindeki cinayet şebekesini korudu.</p>
<p>Bir “dalga”da onlarca generali gözünün yaşına bakmadan hapse atabilen yargıçlar, Hrant Dink cinayeti davasında bir polis muhbirinden yukarı çıkamadılar.  Kendi “namus”una sahip çıkmayan hükümet, sonunda halkın Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin halkın vicdanına saldırmasına suç ortağı oldu.</p>
<p>Hrant Dink’in oğlu Arat Dink soruşturma ve yargılama süreci için “bizimle dalga geçtiler”  demişti.  Dalga dünkü mahkeme kararıyla doruğuna vardı;  örgüt yokmuş, Pelitli çarşısında ayranı kabaran asabi milliyetçi gençler, toplanıp İstanbul’a gelmişler ve Hrant’ı vurmuşlar…</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/Hrant-Dink-300x300.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1592" title="Hrant-Dink-300x300" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/Hrant-Dink-300x300-300x193.jpg" alt="" width="300" height="193" /></a>Bu kararı kabullenecek akıl ve vicdan sahibi bir tek insan yoktur. Ama bu sadece bir başka adaletsizlik vakası daha değildir. Bu karar,  avukat Fethiye Çetin’in belagatla ifade ettiği gibi devletin cinayet işleme, “siyaseten katl” geleneğinin AKP iktidarı altında bütün fütursuzluğuyla süregittiği, devlet adına cinayet işleyenin cezasızlığı prensibinin  “İleri Demokrasi”nin de köşe taşı olmaya devam ettiğinin ilanıdır.</p>
<p>Konser bileti sattığı için, kendi kızının fotoğrafıyla eyleme katıldığı için, kendisine gelen elektronik postaları sadece açtığı için, internette ‘görüşme notları’na baktığı için öğrenciler, gazeteciler, BDP yöneticileri, KESK üyeleri, çiftçiler, ev kadınları kısaca AKP iktidarına muhalif  herkesi ağır cezalara çarptıran Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi gözlerimiz önünde işlenen ve organize olduğu “güneş kadar apaçık” olan bu cinayetten, ‘örgütsüz’ bir katiller topluluğu çıkarmayı başarabilmiştir.</p>
<p>Yarın Hrant’ın katledilişinin 5. yıldönümü.</p>
<p>Gerçek katiller cezalandırılmadıkça, gerçeklerle yüzleşemeyen, başkalarının yüzleşmesini dahi reddeden, “dokunan yanar” zihniyetine kul ve köle olan kesimler ve bu davanın bittiğini, kapandığını düşünenler için cevabımızı bir kez daha haykırıyoruz.</p>
<p><strong>Bu dava biz bitti demeden bitmez</strong></p>
<p>Ülkede yaşanan karanlık tertiplerin açığa çıkarılması, çetelerin  dağıtılması, halklarımızın eşit ve özgürce yaşayacağı bir toplumsal yaşamın tesisi için Halkların Demokratik Kongresi olarak, tüm emekçileri, demokrasi güçlerini mücadeleye çağırıyoruz.</p>
<p>Yarın Ülkenin birçok yerinde duymayanlara sesimizi bir kez daha duyurmak için sokaklarda olacağız. İstanbul’da saat 13.00’da Taksimden Agos gazetesine yürüyeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/biz-bitti-demeden-bu-dava-bitmez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürkçü: AKP’nin asıl ‘çılgın projesi’ 2014’te!</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/soylesi/kurkcu-akpnin-asil-cilgin-projesi-2014te/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/soylesi/kurkcu-akpnin-asil-cilgin-projesi-2014te/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 15:03:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Kürkçü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1587</guid>
		<description><![CDATA[Kürtlere dayatılan konseptin 12 Eylül ve 90’lardan daha ağır olduğuna dikkat çeken BDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü “AKP’nin asıl çılgın projesi 2014’te. AKP dış güçlerin desteğiyle Kürt hareketini tasfiye edip, 2014’te bölgedeki belediyeleri almak istiyor. Dayatılan konsept ağır, ama direnişte büyük” dedi.  Ertuğrul Kürkçü ve arkadaşları, 1960’lı yılların sonunda Türkiye kıyılarına demir atan ABD donanmasına ait [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Kürtlere dayatılan konseptin 12 Eylül ve 90’lardan daha ağır olduğuna dikkat çeken BDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü “AKP’nin asıl çılgın projesi 2014’te. AKP dış güçlerin desteğiyle Kürt hareketini tasfiye edip, 2014’te bölgedeki belediyeleri almak istiyor. Dayatılan konsept ağır, ama direnişte büyük” dedi. <span id="more-1587"></span></h3>
<p>Ertuğrul Kürkçü ve arkadaşları, 1960’lı yılların sonunda Türkiye kıyılarına demir atan ABD donanmasına ait 6. Filo’yu protesto etmek için Amerikan askerleri denize atmak, başlarından kepleri kapmak, kırmızı boya atmak gibi eylemler yapıyorlardı. Aradan yıllar geçti, Kürkçü bir kez daha ABD’yi protesto eylemindeydi.</p>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1588" title="3" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/3-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Berlin’in tarihi mekanı Brandenburg Kapısı’nda Kürtlerin düzenlediği ABD ve Türk hükümetini protesto nöbetinin son gününe katılan Kürkçü “O gün olası bir işgal için ABD’yi protesto ediyorduk. Fakat şimdi ortada bir hakikat var; ABD’nin silahlarıyla Kürtler katlediliyor” dedi. Alman sol ve demokratik çevrelerle bir dizi görüşmeler yapmak için Berlin’e gelen Kürkçü, Roboski katliamının genel bir konseptin parçası olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun oluşturduğu Roboski araştırma komisyonunda yer aldığını hatırlatan Kürkçü, en kısa zamanda bölgeye giderek incelemelerde bulunacaklarını söyledi. Kürkçü ile komisyonun yapacağı çalışmaları, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra bölgede değişen dengeleri ve en önemlisi Kürtlerin ABD’ye yönelik tepkilerini nasıl örgütleyebileceğini konuştuk.</p>
<p><strong>‘CHP DOĞRU OPERASYONA EVET DİYOR’</strong></p>
<p><strong>* Roboski katliamına Kürtler ve demokratik çevreler yeterli tepkiyi gösterdi mi? </strong></p>
<p>- Bence katliam sözel olarak benim gördüğümden daha sert bir reaksiyon gördü. CHP işin özüne değil de yöntemine takıldı. Onlar yanlışlık olduğunu kabul ettiler. Yani operasyona ‘evet’ ama doğru operasyona. Ama siz operasyona evet dediğiniz an olacak olan budur. Çünkü operasyon bir bütün olarak yıldırma ve yok etme taktiklerinin toplamıdır. Nasıl silahlı güçlere karşı bir yok etme hareketi varsa, sivillere karşı da bir yıldırma harekatı olacaktır. CHP, bu operasyonun sivillere yönelik bir yıldırma harekatının parçasının olmayacağını varsayarak oyunu bütünüyle yanlış kuruyor.</p>
<p>Oysa olay yerinde yapılan gözlemler, halkın tanıklıkları, doğrudan doğruya yapılan şikayetler, sürece ilişkin 5-6 saatlik bir gözlemler toplamı bize gösteriyor ki kitlelerin sınırın diğer tarafından toplanmaları için basınç uygulanmıştır, tuzağa düşürülmüşlerdir. Ondan sonra da bombalanmışlardır. Burada yanlışlıktan söz edemeyiz, yanlış istihbarat yok. Bütün istihbaratlar bu operasyona hizmet etmiştir.</p>
<p><strong>* Katliamın aydınlanmaması ve çarpıtılması için basına da özel bir misyonun verildiğini düşünüyor musunuz? </strong></p>
<p>- Şimdi ilginç olan da aslında ilk kez Fethullah cemaatine yakın basınının hükümeti eleştirmesidir. Zaman, Yeni Şafak ve Taraf gazetelerinde çok fazla eleştiri çıktı. Bu beni şaşırttı. AKP cephesinde ise tam bir felakete uğramışlık havası var. Tepkilere dönersek, demokratik tepkiler beklediğimden daha çok ve sertti. Ancak yaygın medya bu tepkilerin bir mecraya akması açısından gönülsüz ve isteksiz davrandı.</p>
<p>Bir kere 1 gün boyunca haber verilmedi. İkinci olarak tepkileri kırarak yansıtıyor. Aslında daha çok tepki var. Fakat tepkileri kırarak alan insanlar daha yeni tepkiler veremiyorlar. Bu açıdan medyanın genel açıdan olumsuz bir rol oynamaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Ben medyanın çok ağır hükümet-ordu denetimine girdiği kanısındaydım. Hatta Çiller, Özal ve Anasol hükümeti dönemlerinden daha geride, daha çok kontrol altında ve daha manipülatif.</p>
<p><strong>* Meclisteki araştırma komisyonunda siz de varsınız? Prosedür nasıl işleyecek? </strong></p>
<p>- Önce Roboski’ye gideceğiz, oradaki mağdurlarla görüşeceğiz. Onların bize verdiği bilgiler doğrultusunda geriye doğru Jandarma, Uludere’deki birlik komutanı, kaymakamlık, Şırnak, Diyarbakır ve oradan da Ankara’ya gelip Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay başkanlığı, Emniyet Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı’ndan bilgiler alacağız. Bu 9 kişilik komisyonda her partiden temsilciler var; AKP’den 4, CHP’den 2, MHP ve bizden birer kişi var.</p>
<p><strong>* Katliamın bütün yönleriyle aydınlığa kavuşacağına inanıyor musunuz? Komisyon rahatça çalışabilecek mi? </strong></p>
<p>- Şimdi ben başta buna ümitsiz başlamıyorum. Komisyon’daki AKP’li üyelerin de –onlar da Kürt arkadaşlar- bunu aydınlatmak için hevesli olduklarını görüyorum. Başbakan ve hükümet heveslerini ne kadar kıracaktır, ne kadar kırmayacaktır bunları izleyeceğiz. Ben bunların da gözlemcisiyim. Tabii 9’da bir benim oyum. Fakat bütün vekil arkadaşlar, komisyonda muhakkak olmamı istiyorlardı. Bu iyi bir şey, BDP’den saklı bir iş yapıyormuş durumuna düşmek istemiyorlar. Bu hassasiyet bir iyimserlik veriyor, sürece bakacağız. Şimdiden kimseye kefil olamıyorum.</p>
<p><strong>*Roboski’nin planlı olduğunu söylediniz. Peki bu plan bir başka konseptin parçası mıdır? </strong></p>
<p>-Ben Roboski katliamından, KCK tutuklamalarına, Kandil’in bombalanmasına, BDP’ye karşı girişilen gözdağı ve yıldırma eylemlerine, milletvekillerine yönelik tutuklama taleplerine, toplu ve gösteri haklarına yapılan müdahale, basına yapılan baskılara baktığımda gördüğüm tablo şudur; Kürt halkı ile özgürlük mücadelesi arasına bir kama sokmak isteniyor. Ayrıca Kürt halkını yıldırmak ve onu geri ideolojilere doğru itmek, siyasi öncüleri de felç etmek-iş göremez hale getirmek, itibarsız ve suçlulaştırmak.</p>
<p>Bu nedenle Roboski katliamını halkı yıldırma konsepti içerisine yerleştiriyorum. Çünkü başka türlü bunu açıklamaya çalışmak aslında silahlı kuvvetlerin ne yaptığını bilmediğini söylemek olacaktır. İHA’lardaki görüntülerin açıklanmasını istesek bile, silahlı güçler ve sivilleri ayırt edemeyen bir komuta heyetinin hiçbir işi yoktur demektir. Çünkü onlar bunun için para alıyorlar, bunun için tahsil sahibi oluyorlar. Yani burada bir yanılmadan söz edilemez, gerilla; askeri düzeni, tertibatı, silahı ve elbiseleriyle kendini bir şekilde gösterir. Siviller de kendisini başka türlü gösterir. Bu ikisinin arasındaki farkı herkesin dedesi bile anlar herhalde.</p>
<p><strong>‘ŞİMDİ KONSEPT AĞIR, ÇÜNKÜ DİRENİŞ BÜYÜK’</strong></p>
<p><strong>* Türkiye’nin son 40 yılına tanıklığınız var ve yıllardır Kürt hareketini de yakından izliyorsunuz. Şimdi ki konsept, 12 Eylül’den veya 90’lardan daha mı ağırdır? </strong></p>
<p>- Tabii ki daha ağır. Çünkü direniş çok daha büyük ve çok daha uluslararası zeminlere sahip. Çünkü sınırları aşan bir mücadele söz konusu. Halk katılımı da çok daha büyük ve sürekli. Hal böyle olunca mücadeleye karşı devreye giren operasyon da büyük oluyor. Ancak gene de arada şöyle bir ortaklık var; ABD’den devir alınan bütün konsept mantığında düşmanı yok etme zihniyeti var. Ben bunu iddia ediyorum; ABD’nin bütün operasyonlarındaki el kitaplarında kendi ülkesinde değil, yurt dışında operasyon mantığı var. ABD, bize göre ne kadar geri de olsa kendi yurttaşlarını koruma maksadıyla operasyonlarını hep başka bir yerde yapar. Yani ABD’nin Vietnam’da birisini öldürmesi başka, kendi ülkesinde birisini öldürmesi bambaşka. Bölgeye gelirsek; 2007 yılından bu yana ABD, Irak ve Türkiye arasında bir istihbarat paylaşımı var. Anlaşma gereği ABD, elde ettiği bütün istihbaratları Türkiye ve Irak ile paylaşmak zorunda.</p>
<p><strong>*PKK 30 yıllık tarihinde bu son katliamlardan sonra ilk kez ABD’yi tepkilerin hedefine koydu. Bu sizce yerinde bir karar mıdır? Kürtlerin tepkileri ABD’ye mi akmalı? </strong></p>
<p>- Bence tepkiler şimdi olması gereken yere doğru gidiyor. ABD, Irak’a girdiğinde Baas ordusunu ve yönetimini hedef aldığı için kuzeyde olup bitenlerle pek fazla ilgilenemedi. Orada ikinci bir cephe açma ihtiyacı hissetmedi. Bu gelişme ABD ve PKK’nin birbirine saldırmayacağı defakto bir durum yarattı. Stratejik olarak kağıtlara geçmiş midir, geçmemiştir bilmiyorum. Fakat bunu hepimiz gördük. Hatta Türk milliyetçileri buradan ‘ABD, PKK’yi destekliyor’ gibi bir sonuca da vardılar.</p>
<p>ABD, hiçbir zaman PKK’yi desteklemedi. Zaten liderini yakalayıp Türkiye’ye teslim etti. ‘Terörist’ bir örgüt olarak ilan edip kendi topraklarında örgütlemesinin yolunu kesti. AB’yi de bu açıdan baskı altına aldı. Sadece PKK’ye karşı muharip güç kullanmadı. Fakat 2007’den bu yana dolayı olarak muharip güç de kullanıyor. PKK’nin de buna karşı sessiz kalmasını, reaksiyon göstermemesi düşünülemezdi. Benim gördüğüm başka bir nokta daha var; ABD Irak’tan çekilirken, kuzeyi yani Kürdistan’ın güneyini Türkiye’nin vasallığına terk etmiş gibi görünüyor. Bu durum Türkiye’nin elini daha da güçlendiriyor.</p>
<p><strong>* Türkiye’deki “ABD’den sonra Irak’ta Kürtler güçlenecekler” teorisinin tersini mi savunuyorsunuz? Irak’tan çekilme Türkiye’nin işine mi yarayacak? </strong></p>
<p>- Bakınız; ABD Irak’tan çekildikten Kürtler kendi iradeleriyle baş başa kalsalar, bu operasyonların hiç biri olmazsa Kürtler yönlerini Türkiye’ye dönebilirler. Ama şimdi Türkiye, Irak’ın kuzeyinde kendisini söz sahibi hissediyor ve ABD’nin de buna yol verdiği görülüyor. Tabii bu tabloda ABD’nin himayesi altında bir yok etme hareketine karşı Kürtlerin tepkilerini ABD’ye yönlendirmemesi kaçınılmazdı. Irak savaşı döneminde Kürt özgürlük mücadelesi ve ABD aynı hat üzerine düşmüşlerdi. Şimdi makas açıldı, her iki güç aynı hat üzerinde değil ve karşı cephelerdeler. Bu durum ayrıca Türkiye’de ABD karşıtı güçlerle Kürt özgürlük hareketinin yan yana gelmesi için de yeni bir sebep oluşturuyor.</p>
<p><strong>* ABD’ye karşı ortak hareket mümkün mü? </strong></p>
<p>- ABD çıkarının içinde olduğu her şeyden başlayalım; Türkiye’nin iktisadi düzeninden, Türkiye ile ortak vatan perspektifimiz hala varsa o zaman özelleştirmeden gerillaların hava akınlarıyla öldürülmesine kadar her şey aynı cepheye bakıyor. Türkiye emekçileri ve Kürdistan halkıyla daha derin ittifaklar kurmak zaten gerekliydi, şimdi buna yeni bir sebep bulmuş olduk. Ayrıca iki kesimin birbirine aktaracağı tecrübeler var, bunun zemini yaratılmalı. AKP hükümeti de bunu önceden okuduğu için KCK operasyonlarına giderek Türkiye solunu dahil etti ve sivri uçları budayarak işe başladı. Buna verilecek en iyi yanıt; Demokratik Halkların Kongresi’dir.</p>
<p>‘6. FİLO YOK, ARTIK HERONLAR VAR’</p>
<p><strong>* Siz de bir dönemler 6. Filo’ya karşı protesto göstericilerinin başında geliyordunuz. Amerikan karşılığında ne değişti mi? </strong></p>
<p>- 6. Filo’nun Türkiye limanlarını ziyaretine hem iç güdüsel olarak bize savaşı dayatıyorlar diye hem de bunun Türkiye üzerine askeri bir üstün olduğunu gördüğümüz için karşı çıkıyorduk. Kendimizi işgal edilmiş bir ülke gibi hissediyorduk. Türkiye, 1960’lardan bu yana ABD’nin operasyon sahasıdır. Biz de “Kahrolsun ABD ve emperyalizm” derken sadece harici değil, doğrudan doğruya içerdeki rejimi de kast ediyorduk. Şimdi Amerikan donanması Türkiye’ye gelmiyor ama harp teknolojisi ezilen halkların mücadelesine karşı en önemli araçlarından birisi.</p>
<p><strong>* Yani artık 6. Filo yerine heronlar mı var?</strong></p>
<p>- Sonuçta heronları da insanlar yapıyor. Nasıl kullanılacağına da insanlar karar veriyor. Bu yüzden diyorum bu yüz yüze karşı karşıya gelmekten çok, siyasi bir karşı karşıya geliş olacaktır. Yani karar merkezlerini bu kararlardan caydırmaya çalışacağız. Aslında 12 Haziran’da koyduğumuz perspektif hala geçerli. Ancak Demokratik Özerklik ve Demokratik Cumhuriyet’i oluşturacak kaynağa ulaşmalıyız.</p>
<p><strong>* Ya da sizin o dönemki meşhur sloganınız ‘NATO mermer, NATO kafa” değil de “Heron kafa” mı diyeceğiz? </strong></p>
<p>- Bu deyiş eskide kaldı. Fakat Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını talep etmek şimdi hakiki bir anlam kazanıyor. Çünkü biz o zaman 6. Filo’ya karşı olası bir işgal için karşı çıkıyorduk. Şimdi ise F-16’lar hakiki bomba atıyorlar. Bunlar bilmediğimiz, yabancı bir ülkede değil, bizi, Kürt halkını vuruyor. Yarın Türk halkını da vurmayacağına kimse kefil olamaz. Dünyanın her yerinde ayaklanmaya karşı en ağır silahlar kullanılmıştır. Bu saldırıyı Türkiye kendisine yapılmış olarak görmelidir. F-16, İsrail ile ortak yapılmış bir silahtır. Görelim o zaman anti-emperyalist, anti-siyonistler ne yapacak.</p>
<p><strong>- En son Leyla Zana evine baskın oldu. BDP’ye karşı baskı dalgası sürecek mi? </strong></p>
<p>- Saldırılar, sadece anonim olarak sürmüyor. Aynı zamanda bazı insanlara karşı intikam ve öç alama hareketine de dönüşüyor. Leyla Zana bunlardan birisi. Leyla Zana o kadar sembolleşti ki o ne dese sanki bütün Kürtler demiş gibi oluyor.</p>
<p><strong>* Süreç nereye doğru gidiyor? AKP’nin nihai planı ne? </strong></p>
<p>- Baskının hedefine bakmak gerekiyor; ben tarih vererek de konuşuyorum. AKP, 2014 yerel seçimleri Kürt özgürlük mücadelesini bastırmış, yerel yönetimlerin bir bölümünü geri almış, hatta ve hatta Diyarbakır belediye başkanlığını da almış olarak bitirmeyi, Recep Tayyip Erdoğan’ı da cumhurbaşkanı yaparak bitirmek istiyor. AKP’nin böyle bir sahne düşüncesi var. AKP, çılgın projelerden söz ediyor ya, bence en çılgın proje bu. Amaç ise Kürt halkının elde ettiği hakları geri almak, Kürt hareketini tasfiye etmek ve Kürtleri yeniden köleleştirmek. Tüm bunların üzerine de bir imparatorluk inşa etmek.</p>
<p>Bu plana karşı da Türkiye’nin tamamını içine alacak bir direniş olması gerektiğini düşünüyorum. Buna yetecek gücümüz, enerjimiz ve zamanımız var. 2014’ten bizim kazançlı çıkacağımızı düşünüyorum. İster seçim başarı olsun veya olmasın AKP, bu kadar basıncın altında kendini çatlatacaktır. İsrail karşıtlığından kazınılmış bir Erdoğan sempatisi başka, Erdoğan efendiliği başkadır. Bu Ortadoğu seferinden de hüsranla dönülecektir. Yani 2014 planını tersine çevireceğimize inanıyorum.</p>
<p><strong>‘ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMLER ÇALINDI’</strong></p>
<p>- ABD’nin yeni düzen boşluğunu doldurmaya Türkiye adaydır ve ABD tarafından bunun için desteklenmektedir. Bence bölgede anahtar dünya hakimiyeti açısından budur. Ama ikinci noktada şudur; Bu yeni düzene kitleler reaksiyon göstermiştir. Özellikle Arap ülkelerinde gösterilen tepki de bu yeni düzende bölge halklarının rol oynamak istemesidir. Özgürlük strateji, deneyim ve önderlik boşluğu iki güç tarafından dolduruluyor.</p>
<p>Birincisi ılımlı adı altında örgütlenen İslami kesimler, diğer de silahlı örgütlenen güçler. Bunlar devrimi halklardan çaldılar. Yeni düzene karşı iki ülke; Suriye ve İran’ın karşı koyuşu var. Her iki ülkenin de Türkiye’ye komşu olması ve hatırı sayılır bir Kürt nüfusunun olması süreci diğer Arap ülkelerindeki süreçlerden ayırt etti.</p>
<p><strong>ABD KÜRTLERİ İSTİKRAR BOZUCU UNSUR OLARAK GÖRÜYOR</strong></p>
<p>ABD, Türkiye’deki Kürtleri hesabına kattı. İran’daki Kürtleri de kattı. Suriye’de de böyle olacak mı bunu zaman gösterecek. Hesaba katmak, bunun için olumlu bir yaklaşıma sahip olmak değil. Bence Kürtleri istikrar bozucu unsur olarak görüyor. ABD, Kürtler üzerinden çeşitli seçenekler deniyor. Mesela; Türkiye’de Kürt özgürlük mücadelesinin karşısında konumlanıyor. İran’da Kürt mücadelesinin doğrudan doğruya karşısında konumlanmıyor fakat onu İran ile mücadelesinde baş başa bırakıyor. Suriye’de ise durumu kolluyor. Irak’ta ise defakto bir durum var. Ben bölgeyi böyle okuyorum. ABD’nin dışında Türkiye’nin bölgede nasıl bir tutum takınacağı önemli.</p>
<p><strong>SURİYE’DE REJİMİN YIKILMASI SÜRPRİZ OLMAYABİLİR</strong></p>
<p>Suriye’de rejimin yıkılması sürpriz olmayabilir. Esasen rıza üzerine yükselmiyor ve bunu için de çok kırılgan. Böyle rejimler beklenmedik sonlarla karşılaşabilirler. Yani en sağlam görüldüğü günde yıkılabilir. Bence Şam rejimi Sunni sermaye sahiplerini yanında tutmaya devam ediyor ve bu onların ömrünü uzatabilir. Türkiye bu işte yalnız kalacağını görünce frene bastı. Bence bundan sonraki süreçte iç güçler yeni bir durum değerlendirmesi yapıp yeniden harekete geçecekler. Fakat ok yaydan çıktı; artık Esad rejimi oldukça Türkiye ve Suriye’nin ilişkileri iyi olmayacak.</p>
<p>Kısacası Suriye’de bu hamurun daha çok su kaldıracağı kanısındayım, süreç birkaç günlük süreç değil. Kaldı ki Esad rejimi süreci geriye çekebilir. Kendimizi Suriye’de yaşayan insanlar olarak hissedelim; demokrasinin yerleştiği, herkesin istediği partiyi kurduğu ve seçimlerin özgür yapıldığı alanlar bulduğumuz sürece bu rejimin yıkılmasını istemeyiz. Tabii bu alanları bulduğunuz sürece de bu rejimin yıkılacak.</p>
<p><em><strong>Kaynak: ANF</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/soylesi/kurkcu-akpnin-asil-cilgin-projesi-2014te/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17 İlde &#8220;KCK&#8221; Operasyonu: Muhalefet Toplama Kamplarına!</title>
		<link>http://ekmekveozgurluk.net/haber/17-ilde-kck-operasyonu-muhalefet-toplama-kamplarina/</link>
		<comments>http://ekmekveozgurluk.net/haber/17-ilde-kck-operasyonu-muhalefet-toplama-kamplarina/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 18:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>firatcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ekmekveozgurluk.net/?p=1577</guid>
		<description><![CDATA[AKP&#8217;nin &#8220;özel yetkili&#8221; mahkemesinin aldığı kararla bugün polis, başta BDP genel merkezi, il-ilçe örgütleri olmak üzere, KESK, İHD, Kurdi-Der ve Tuhay-Der gibi birçok kuruma eş zamanlı baskınlar düzenleyerek, gözaltı terörü gerçekleştirdi. Leyla Zana&#8217;nın evinin kapısının kırılarak arandığı operasyonda, 17 ilde 123 ayrı yere baskın düzenlendi, 33 kişi gözaltına alındı. AKP hükümetinin denetimindeki polis bugün 17 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>AKP&#8217;nin &#8220;özel yetkili&#8221; mahkemesinin aldığı kararla bugün polis, başta BDP genel merkezi, il-ilçe örgütleri olmak üzere, KESK, İHD, Kurdi-Der ve Tuhay-Der gibi birçok kuruma eş zamanlı baskınlar düzenleyerek, gözaltı terörü gerçekleştirdi. Leyla Zana&#8217;nın evinin kapısının kırılarak arandığı operasyonda, 17 ilde 123 ayrı yere baskın düzenlendi, 33 kişi gözaltına alındı.<span id="more-1577"></span></h3>
<p>AKP hükümetinin denetimindeki polis bugün 17 ilde eş zamanlı baskınlar düzenledi. Adana, Ankara, İstanbul, Mersin, Bingöl, İzmir, Batman, Diyarbakır, Siirt, Urfa, Ağrı, Muş, Van ve Mardin&#8217;in aralarında olduğu 17 kentte düzenlenen operasyonlarda, İstanbul savcılığına göre 33 kişi gözaltına alındı. Savcılık 123 adreste aramalar yapıldığını söyledi. Polisin elinde 49 kişilik bir liste olduğu iddia edildi.</p>
<p>Operasyonların hedefinde özellikle BDP, KESK, İHD, Kurdi-Der, Tuhay-Der, belediyeler ve Kürt medyası var. Diyarbakır Belediyesi ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkezi’nde de aramalar yapıldı. Ankara’da milletvekili Leyla Zana’nın kiracı olduğu evinde, kapısı da kırılarak arama yapıldı.</p>
<p><strong>GÖZALTINA ALINANLAR</strong></p>
<p>Şu ana kadar gözaltına alınan ve isimleri öğrenilenlerin şunlar: İstanbul&#8217;da Zeytinburnu İlçe Başkanı Nezir Erdemli, BDP İstanbul İl yöneticisi Doğan Çiftçi, BDP Esenyurt Eş Başkanları Şafak Özanlı ve İlyas Demir, BDP Esenyurt İlçe Yöneticisi Tahsin Karçık, Esenyurt İlçe çalışanı İsmail Çelik, BDP Bağcılar Eş Başkanı Zekiye İlbasan, BDP Pendik İlçe Başkan Yardımcısı Kemal Dülger, BDP Esenler eski İlçe Başkanı Celal Alphan, BDP İl Yöneticisi Nazire Güneş, BDP Genel Merkez Eğitim Komisyonu&#8217;ndan Berat Birtek, BDP çalışanı Ramazan Yıldız, BDP çalışanı Neslihan Güner, BDP Ümraniye çalışanı Bişar Uzun, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, BDP Genel Merkez çalışanı Rıza Taşdelen; Bursa&#8217;nın Gemlik İlçesi&#8217;nden KESK üyesi Sevgül Tutaş; İzmir&#8217;de BDP Bornova İlçe Yöneticisi Fuat Aras, Diyarbakır&#8217;da Eğitim Sen Diyarbakır Şube üyesi Gülsüm Çelik, BDP Diyarbakır İl binası gece bekçisi Zeki Arşimet ve ismi öğrenilemeyen bir BDP üyesi; Antep&#8217;te BDP eski yöneticisi Meryem Akgül, Mersin&#8217;de Resul Aşkan adlı yurttaş ile BDP PM Üyesi Gülistan Balkaş; Muş&#8217;ta BDP PM Üyesi Emrullah Bingöl, Ağrı&#8217;nın Doğubayazıt İlçesi&#8217;nde Belediye Meclis Üyesi Nazan Bağlan Söğüt, Ankara&#8217;da KESK Uzmanı İsmet Aslan, BDP Eş Genel Başkanı ve eski Van Milletvekili Fatma Kurtulan, eski BDP MYK üyesi ve DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, BDP Genel Merkez Çalışanı Mahmut Polat, DİHA Ankara muhabiri Murat Çiftçi.</p>
<p><strong>ÇOĞUNLUK DİKTATÖRLÜĞÜ</strong></p>
<p>Baskınlara sert tepki gösteren BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Başbakan Erdoğan&#8217;ın sürekli övündüğü yüzde 50&#8242;nin “çoğunluk diktatörlüğü” olduğunu belirterek, Kenan Evren&#8217;den aldığı rütbe ve madalyaları kendisinin takmasının makul olacağını söyledi. Kışanak, &#8220;AKP partimizi fiili olarak kapatmaya çalışıyor. AKP terörüne asla boyun eğmeyeceğiz&#8221; dedi. DTK Eş Başkanı Mardin Milletvekili Ahmet Türk de Dersim katliamının devam ettiğini belirterek, &#8220;AKP tüm kurumları tekeline aldı. İşte faşizm budur&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p>“Biz çok sınavlardan geçtik. Cezaevinin yolunu göstermesin, çözüm üretsin” diyen Leyla Zana ise bu ülkede basın mensuplarını cezaevlerinde olduğunu hatırlatarak, “Bu ülkede herkes kaygıyla yaşamakta. Hiç kimse düşüncesini açıklama cesaretini gösteremiyor. Bu, korku imparatorluğu demek. Saddamvari bir yaklaşımla bu toplumun tümünü sindirecek mi?” diye konuştu. Zana, “Yazıklar olsun diyorum” dedi ve ekledi: “Sevgiyle ve saygıyla aranmasını dilerim antipatiyle değil.”</p>
<p>DTK Eş Başkanı Van Milletvekili Aysel Tuğluk, &#8220;Kendi onurunda, kimliğinde, dilinde ve varlık mücadelesinde söz söyleyen herkes, bu devletin hedefi haline gelmiştir&#8221; dedi. Tuğluk, &#8220;Kürlerin artık kaybedecek bir şeyi yoktur&#8221; diyerek, Kürtlere ve demokratik kamuoyuna &#8220;Operasyonlara karşı ses verin&#8221; çağrısı yaptı</p>
<p><strong>10-12 OCAK ARASINDA 92 GÖZALTI</strong></p>
<p>28 Aralık’ta 35 Kürt köylüsünün katledilmesi ardından herhangi bir yaptırımda bulunmayan ve olayın üzerini kapatmaya çalışan hükümet 10 Ocak’tan beridir yeni bir gözaltı ve tutuklama terörü estiriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ocak’ta bir kez daha katliamcı TSK’yı ve sokaklarda terör estiren polisi kutlayarak KCK operasyonlarından dolayı “alkışladı”. Bunun üzerine 10-12 Ocak arasında aralarında Esendere Belediye Başkanı, görevinden alınan Yüksekova Belediye Başkanı ve yazar Sami Tan’ın da olduğu en az 92 kişi gözaltına alınmıştı.</p>
<p><strong>ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER HER AY BİN KİŞİYİ SORUŞTURUYOR</strong></p>
<p>AKP hükümeti döneminde, özel yetkili mahkemeler askeri mahkemelerden daha kötü bir tablo ortaya çıkardı. CNN Türk’ün haberine göre Özel Yetkili Mahkemelerde açılan dava sayısında 2007 yılından sonra patlama yaşandı. En büyük patlama 2007&#8242;den 2008&#8242;e geçişte yaşanırken, 2006 yılında 8288 soruşturma sayısı 2007&#8242;de 10037, 2008&#8242;de ise 12938 oldu. Daha sonra, bunlara her yıl 12.000 yeni soruşturma eklendi. Şu anda 68 bin 108 kişi bu mahkemeler tarafından soruşturuluyor, bu da savcıların her ay 1000 kişiyi soruşturduğu anlamına geliyor.</p>
<p><strong>KCK OPERASYONU 2009’DA BAŞLADI</strong></p>
<p>KCK operasyonları Mart 2009’da Kürtlerin belediye seçimlerindeki büyük başarısından birkaç hafta sonra Nisan 2009’da başlatıldı. Bu süre içerisinde binlerce kişi gözaltına alındı, aralarında belediye başkanları, milletvekilleri, öğrenciler, insan hakları savunucuları, sendikacılar, öğretmenler, gazeteciler ve çocukların olduğu 5 bini aşkın kişi tutuklandı. KCK operasyonları sadece Kürtleri değil, Kürtlerin meşru taleplerini destekleyen herkesi hedef alıyor.</p>
<h3>KIŞANAK: AKP PARTİMİZİ FİİLİ OLARAK KAPATMAYA ÇALIŞIYOR</h3>
<p>BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Başbakan Erdoğan&#8217;ın sürekli övündüğü yüzde 50&#8242;nin “çoğunluk diktatörlüğü” olduğunu belirterek, Kenan Evren&#8217;den aldığı rütbe ve madalyaları kendisinin takmasının makul olacağını söyledi. Kışanak, &#8220;AKP partimizi fiili olarak kapatmaya çalışıyor. AKP terörüne asla boyun eğmeyeceğiz&#8221; dedi. DTK Eş Başkanı Mardin Milletvekili Ahmet Türk de Dersim katliamının devam ettiğini belirterek, &#8220;AKP tüm kurumları tekeline aldı. İşte faşizm budur&#8221; dedi.</p>
<p>Çok sayıda ilde eşzamanlı yapılan baskınlar sonucu Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtulan başta olmak üzere çok sayıda çalışanı gözaltına alınan BDP&#8217;nin Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, DTK Eş Başkanı Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Hakkari Milletvekili Adil Kurt, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve BDP Eş Genel Başkan yardımcısı Hamit Geylani&#8217;nin katılımıyla basın toplantısı düzenledi. BDP Genel Merkezi&#8217;nde açıklama yapan Kışanak, &#8220;Kapılar kırılarak insanlarımız gözaltına alındı. AKP eşkıyası şehre indiğini net bir şekilde gösterdi&#8221; diyerek konuşmasına başladı. Baskınlar ve gözaltılar hakkında bilgi veren Kışanak, yaşanılanların hukukla hiçbir bağlantısının olmadığını, evrensel hukuk başta olmak üzere tüm değerlerin çiğnendiğini belirterek, &#8220;AKP terörü bir kez daha yüzünü gösterdi. Açıkça hukuk çiğnendi. Asla buna boyun eğmeyeceğiz. Tüm bunlar siyasi otoritenin kararıyla yapılan bir zorbalıktır&#8221; dedi. Ne zaman Bakanlar Kurulu toplantısı ya da bir güvenlik zirvesi yapılsa sonra AKP terörünün geldiğini ifade eden Kışanak, &#8220;3 yıldır yaşadıklarımız bugün yine oldu. 2 gün önce güvenlik zirvesi yapıldı. Düğmeye bastılar. Kararı verdiler. Talimat Ankara&#8217;dan bizzat Başbakan&#8217;dan gelmiştir. Bu açık ve nettir. Grup toplantısında Başbakan bizzat talimat verdi. Açıktan hedef gösterdi. Türkiye&#8217;de demokrasi Tayip Erdoğan&#8217;ın ayakları altındadır. Bu yüzünü gizleme ihtiyacı bile duymuyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>YÜZDE 50 ÇOĞUNLUK DİKTATÖRLÜĞÜ</strong></p>
<p>Başbakan Erdoğan&#8217;ın her konuşmasında &#8220;yüzde 50 oy aldık&#8221; dediğini hatırlatan Kışanak, &#8220;Kendilerine biat etmeyen yüzde 50&#8242;nin iradesini kırma, demokratik siyaseti teslim alma operasyonlarıdır. Bu demektir ki geriye kalan yüzde 50 ona biat edecek. Şu an yapmak istediği odur. Yüzde 50&#8242;nin oyuna sahip olmak tek başına marifet değildir. Hitler arkasından milyonları sürükledi. Şimdi nasıl anılıyor. Yüzde 50 çoğunluk diktatörlüğüdür&#8221; dedi. Bir iktidarın meşru olması için hukuk anlayışının, demokrasi anlayışının olması gerektiğini ifade eden Kışanak, &#8220;Başbakan yaptıklarının meşruiyeti yoktur. Senin yaptıklarının adı &#8216;ileri faşizm&#8217;dir. Meclis&#8217;te &#8216;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8217; diye yazıyor. Hani nerede? Diyarbakır Milletvekilimiz Leyla Zana&#8217;nın Ankara&#8217;daki evinin kapısı kırılarak içeri girildi. Buna kılıf bulamazsın. Zorbalıkla içeriye girip evinde arama yaptılar. Bizzat Başbakan hedef gösterdi&#8221; diye konuştu. Yapılan baskınların amacının gözdağı vermek, korku yaratmak olduğunu ifade eden Kışanak, 3 yıldır devam eden operasyonlar zincirinin temel amacının Kürt halkının iradesini kırmak, demokratik siyaseti teslim almak olduğunun altını çizdi.</p>
<p><strong>ERDOĞAN, EVREN’İN RÜTBELERİNİ KENDİSİNE TAKSIN</strong></p>
<p>Kışanak, vekilleri Leyla Zana&#8217;nın evinin kapısının kırılmasının yanı sıra MYK üyeleri Abdülkerim Bingöl&#8217;ün evine kapısı kırılarak baskın yapıldığını, kendisi evde olmadığı halde evinin arandığını ve sonra da Abdülkerim Bingöl aranarak &#8216;Kapınızı kırdık. Anahtarı değiştirdik. Gelin yeni anahtarı alın&#8217; denildiğini belirterek, &#8220;Aynı zorbalık Van belediyemizde de oldu. Belediye Başkanı, onlarca çalışanı var. Dertleri güç gösterisi yapmaktır&#8221; dedi. &#8220;AKP! Senin terörüne, zulmüne, faşizmine boyun eğmeyeceğiz. Senin terörün de yenilecek. Madem o kadar zalim olmaya meraklısın, bak 12 Eylül darbesinin generali Kenan Evren&#8217;in madalyalarını, rütbelerini alıyorsun. O rütbeleri sen al, sen tak&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>AKP, BDP HAKKINDA KAPATMA HÜKMÜNÜ VERMİŞ</strong></p>
<p>BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Van eski Milletvekili Fatma Kurtulan&#8217;ın milletvekili olduğu dönemde yaptığı konuşmalar nedeniyle günde beş altı defa savcılığa ifade verdiğini belirten Kışanak, &#8220;Kaçmıyoruz. Göçmüyoruz. Mesele bu değil. Mesele sindirmektir. Açıkça Başbakan partimiz hakkında kapatma hükmünü vermiştir. Anayasa Mahkemesi&#8217;ne gerek kalmadı. Bunu açık açık yapıyor. AKP, BDP gibi güçlü bir muhalefete tahammül edemiyor. &#8216;Partileri kapatmaya karşıyız&#8217; edebiyatı da bitmiştir. Ama senin gücün yetmez. Tek bir kişi kalıncaya kadar bu parti çalışmaya devam edecek. Bu halkın mücadelesi sürecek. Her bir evimiz parti gibi çalışacak. 6 bin insanımızı aldınız. Bir 6 bini daha alsanız da bu mücadele bitmeyecek&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>BU FAŞİZM ER YA DA GEÇ BİTECEK, BUNU KIRACAĞIZ</strong></p>
<p>Faşizmin dipsiz bir kuyu olduğunu dile getiren Kışanak, Türkiye&#8217;de herkese geleceğine sahip çıkma, mücadele ve demokrasi mücadelesini yükseltme ve sırasını beklemeden bulundukları her yerde yapabileceklerini yapma çağrısında bulundu. Kürt halkına da seslenen Kışanak, &#8220;AKP faşizmi er ya da geç yenilecektir. Biz bunu kıracağız. Bu ülkede faşizme karşı direnecek milyonlar var. Halkın iradesi yenilmezdir. Kendi gücümüze güveneceğiz. Halkımız moralini bozmasın. Bu faşizmi yeneceğiz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>TÜRK: BU BİR SUSTURMA PROJESİDİR, FAŞİZM BUDUR</strong></p>
<p>DTK Eş Başkanı Mardin Milletvekili Ahmet Türk de yıllardır siyaset içinde olduğunu ve bugün açıkça bir faşizm yaşandığını belirtti. Türk, &#8220;Geçmişte faşist odaklar belli bir kesimi, demokrasiyi, Kürt halkını ortadan kaldırmaya yönelik bir siyaset izliyordu. O zaman sadece siyasetle yapılıyordu bu. Şimdi tamamen faşist bir dalga var. Yargısıyla, anayasasıyla, her şeyiyle yapılan bir baskı var. AKP tüm kurumları tekeline almıştır. İşte faşizm budur&#8221; ifadesinde bulundu. Büyük bir oyun olduğunu belirten Türk, bu operasyonların Ortadoğu&#8217;da ileride gelişebilecek olası bir durum için bu coğrafyadaki en güçlü muhalefet olan Kürt halkını etkisizleştirmek için yapıldığını belirtti. Bunun fikir babasının ABD olduğunu ifade eden Türk, &#8220;Tek muhalefet Kürtlerdir. Emekçilerdir. Devrimcilerdir. Bu bir susturma projesidir&#8221; diye kaydetti.</p>
<p><strong>BU HÜKÜMETİN MASKESİ DÜŞTÜ</strong></p>
<p>Başbakan&#8217;ın operasyonlar için &#8220;yargının işidir&#8221; dediğini hatırlatan Türk, &#8220;15 ilde eş zamanlı yapılan operasyonlar tek merkezden verilen bir talimatla yapılabilir ancak&#8221; dedi. MYK üyeleri Abdulkerim Bingöl&#8217;ün anahtarının da poliste kalmasında bir sakınca olmadığını ifade eden Türk, &#8220;Tekrar geldiğinizde en azından kapıyı kırmazsınız&#8221; diyerek tepki gösterdi. Kürt halkının açılımın samimi olmadığını başından beri söylediğini ifade eden Türk, &#8220;Bu hükümetin maskesi düşmüştür. Eskiden Dersim&#8217;de yapılan katliamın devamıdır bunlar. Şimdi sadece yöntemi farklıdır. Bu zulüm politikalarına asla boyun eğmeyeceğiz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>POLİS KELEPÇE BIRAKTI</strong></p>
<p>Güvenlik çemberini aşmak isteyen kitle ile polisler arasında zaman zaman gerginlikler yaşandı. Polislerin tavrını protesto eden yüzlerce kişi, sık sık sloganlar atarak tepkisini dile getirdi. Aramaların ardından polisler il binasından ayrıldı. İl binasının bütün kapılarını çilingirle açan polisler, bütün hard disk, ajanda, cd ve çok sayıda kitaba el koydu. Daha açılmayan hard disklere dahi el koyan polislerin, il binasının kasasını ise elektrikli testere ile kırdığı görüldü. Öte taraftan polislere ait olduğu belirlenen bir kelepçenin masanın üstüne bırakılması ise dikkat çekti. Kelepçenin hard diski alınan bir bilgisayarın yanında bulunduğu ve kapalı bir şekilde bırakıldığı görüldü.</p>
<p>Aramaların sonunda il binasında gece bekçisi olan Zeki Arşimet ve BDP üyesi olduğu ancak ismi öğrenilemeyen 1 kişi daha gözaltına alındığı kaydedildi.</p>
<p>Van&#8217;da BDP İl Binasına yapılan baskının ardından da polisler Eş Başkanlık odasına Türk bayrağı asmıştı.</p>
<h1>GÖZALTINA ALINANLAR</h1>
<p><a href="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/5b642a24-1.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1578" title="zulme boyun egmeyecegiz" src="http://ekmekveozgurluk.net/wp-content/uploads/2012/01/5b642a24-1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Şu ana kadar gözaltına alınan ve isimleri öğrenilenlerin şunlar: İstanbul&#8217;da Zeytinburnu İlçe Başkanı Nezir Erdemli, BDP İstanbul İl yöneticisi Doğan Çiftçi, BDP Esenyurt Eş Başkanları Şafak Özanlı ve İlyas Demir, BDP Esenyurt İlçe Yöneticisi Tahsin Karçık, Esenyurt İlçe çalışanı İsmail Çelik, BDP Bağcılar Eş Başkanı Zekiye İlbasan, BDP Pendik İlçe Başkan Yardımcısı Kemal Dülger, BDP Esenler eski İlçe Başkanı Celal Alphan, BDP İl Yöneticisi Nazire Güneş, BDP Genel Merkez Eğitim Komisyonu&#8217;ndan Berat Birtek, BDP çalışanı Ramazan Yıldız, BDP çalışanı Neslihan Güner, BDP Ümraniye çalışanı Bişar Uzun, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, BDP Genel Merkez çalışanı Rıza Taşdelen; Bursa&#8217;nın Gemlik İlçesi&#8217;nden KESK üyesi Sevgül Tutaş; İzmir&#8217;de BDP Bornova İlçe Yöneticisi Fuat Aras, Diyarbakır&#8217;da Eğitim Sen Diyarbakır Şube üyesi Gülsüm Çelik, BDP Diyarbakır İl binası gece bekçisi Zeki Arşimet ve ismi öğrenilemeyen bir BDP üyesi; Antep&#8217;te BDP eski yöneticisi Meryem Akgül, Mersin&#8217;de Resul Aşkan adlı yurttaş ile BDP PM Üyesi Gülistan Balkaş; Muş&#8217;ta BDP PM Üyesi Emrullah Bingöl, Ağrı&#8217;nın Doğubayazıt İlçesi&#8217;nde Belediye Meclis Üyesi Nazan Bağlan Söğüt, Ankara&#8217;da KESK Uzmanı İsmet Aslan, BDP Eş Genel Başkanı ve eski Van Milletvekili Fatma Kurtulan, eski BDP MYK üyesi ve DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, BDP Genel Merkez Çalışanı Mahmut Polat, DİHA Ankara muhabiri Murat Çiftçi.</p>
<p><em><strong>Kaynak: ANF</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ekmekveozgurluk.net/haber/17-ilde-kck-operasyonu-muhalefet-toplama-kamplarina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

